saatim yok, tam olarak bilemem
biraz bira, biraz şarap önceydi
nasıl oluyor, vakit bir türlü geçmezken
yıllar, hayatlar geçiyor?
kayıp bir bavul gibiyim havaalında
ya da boş bir yüzme havuzu sonbaharda
çok mu ayıp hala mutluluk istemek?
neyse zaten hiç halim yok.
bugün benim doğum günüm
hem sarhoşum, hem yastayım
bir bar taburesi üstünde
babamın öldüğü yaştayım
bugün benim doğum günüm
kelimeler büyüyor ağzımda
bildiğim bütün hayatlar...
paramparça! paramparça!
takatim yok, yine de telefona sarıldım
son bir özür için tüm sevdiğim kadınlardan
aradım, mesajlar çıktı, kapattım
bugün benim doğum günüm
hem sarhoşum, hem yastayım
bir bar taburesi üstünde
babamın öldüğü yaştayım
bugün benim doğum günüm
kelimeler büyüyor ağzımda
bildiğim bütün hayatlar...
paramparça! paramparça!
paramparça! paramparça!
bugün benim doğum günüm
hem sarhoşum, hem yastayım
bir bar taburesi üstünde
babamın öldüğü yaştayım
bugün benim doğum günüm
kelimeler büyüyor ağzımda
bildiğim bütün hayatlar...
bir erkek...herkes gibi kimi zaman mutlu kimi zaman acılar içinde. ama onun bir farkı var... o paramparça... ruhuyla, cinselliğiyle iki ayrı insan... çünkü o evli bir erkek, ama başka bir erkeği seviyor. acımasız, anlayışsız yaşam içinde yapayalnız ve parçalanmış. toparlanamıyor, çaresiz, çözümsüz...
duygu asena'nın paramparça adlı kitabını anlatan sözler bunlar.
"insan yaşamında en önemli şey mutluluktur. mutlu olmak, her türlü güzellikleri getirir. temelinde sevgi, aşk, sağlık vardır. iki insan tanışır, sevgiyle bağlanır, el ele, göz göze, kalp kalbe bir yola başlar. bu yol, evliliktir.
zaman zaman engeller çıkabilir. en önemli engeller, iki insanın farklı yapılarından, kökenlerinden, yetişme tarzlarından gelen alt yapılarıdır. bu, aşk yolunda çıkmaz, ama evlilik yolunda beliriverir.
işte paramparça'daki evli bir karı-kocanın yaşadığı şey de budur. içine dönük, geçmişiyle yaşayan bir kadın ve onunla hayatını birleştirmiş normal bir adam. bir türlü çizgi oluşturamazlar. bir de yaşamlarına katılan bir ana kız...
hayata başka gözle bakan, yaşamayı seven bir anne ve yeni yeni genç kızlığa başlayan uçuk, patavatsız çılgın bir kız. bu iki insan, karı-kocanın yaşamına karışınca her şey karışır ve paramparça olurlar."
teoman ile müslüm gürses'in çok sağlam muhabbetleri olduğunu birileri söylese atmosfer basıncında inanmazdım, lakin bir hafta sonu programında müslüm gürsese teoman ın paramparça şarkısına farklı bir yorum getirdiniz diye uzattığı mikrofona " teoman bozmuştu zaten ben düzelttim parçayı " şeklindeki repliği, beni yerimden etmiş ve üzerime dökülen kahve yüzünden bir t-shirt e mal olmuştur.
bülent ortaçgil piyano ve yaylılarla inanılmaz bir hale getirmiştir şarkıyı. konser kaydını dinledim. şarkıya girmeden şöyle demiş ortaçgil abimiz:
"bence bu dinletinin en riskli parçası şudur. çünkü şimdi ben teoman ın bütün külliyatını dinledim tabi bu vesileyle. fakat çok bilinen hani herkesin söylediği, herkesin kafasında yer aldığı şekliyle bazı şarkıları söylemek ve değiştirmek, başkalaştırmak inanılmaz derecede zor.
evet paramparça!"
"müslüm gürses ne biçim sölemiş abi yeaa. mis gibi de şarkıydı yeaa" diyenlere tokat gibi gelmiş bir adet sezen aksu yorumu da var bu şarkının. bir şarkı en kötü nasıl söylenir diye yarış yapılıyor sanırım. şimdilik sezen aksu birinci. bence sıra ibrahim tatlıses'te.
çoğunluğun aksine sezen aksu yorumuyla eriyip bittiğim şarkı... beğenmeyeni olacaktır doğal olarak, çok bile olabilir, çünkü sezen şarkıyı tamamen farklı bir düzenlemeyle söylemiştir.