|
|
- (bkz: papatya falı)
- çiçek kraliçeleri içindir...
belki bir kraliçeymişsin. olacak mışsın ya da. zaman geçiyormuş. ben sarhoş sarhoş eve dönüyormuşum. uyurken elimi soktuğum yastığın altı soğukmuş geceden. kalorifer borularından sular çekiliyormuş usul usul. kalkıp bakıyormuşum. kim geziniyor evde diye. şimdi şu saatte uyuyorsundur diye. masal fm diye bir radyo programı icat ediyormuşum. yapımcısı ben oluyormuşum.
bu bahar sümbül ekeceğim. sümbül böyle soğan benzeri bir şeydir çocukken. çirkindir aslında. sonra bir de büyür ki... inanamazsın...
bu bahar, deniz kenarında bir yerde, asma yaprağı arasına sardalyalar sarıp ikram edeceğim sana.
bu bahar, bir bahar olacak, mayıs ayı geldiğinde, kilise düğünlerine gideceğim sarhoş sarhoş, bu kış birdenbire bu bahar sarhoş gezmeye karar vereceğim. hayatın içinde büyük bir acı görmeye başlamak demekmiş yalnızlık. kimse anlamayacak.
kirazlardan küpeler yapmışım. kirazlar. buzun üzerinde duruyorlar. kırmızılar. yeşil sapları çiroz gibiymiş. çiroz deniz gibi, deniz , tuz, rüzgar. geçmişimin üzgün bir yamacında duruyormuşum böyle. sait faik'in adasına bir pikniğe gitmişiz seninle.
seninle ilgili yazılmış en güzel şeyi yazmışım ( yazı neyse). sait babaya göstermişim. ola ki ölmemiştir. oralardadır hala. bir yel gibi dolanıyordur şaraplı nefesi. budur usta demişim. gülmüş. dişlerinde tütün çizgileri. e be çocuk demiş bırak bu işleri. her şey bir güzel kız için yazılır diye imzalamıştı bir kitabını sevdiğim bir şair. o yüzden usta demişim.
bırak şiiri, hikaye bunlar demiş usta. gel ben sana papatya tacı yapmayı öğreteyim demiş.
papatyalar topluyorsun önce. kırlarda mayıs, dizboyu papatyalar. bir keman kızı, bir güz kızı gibi papatyalar. kalem yalnızdır, eller kalabalık.. kağıt yalnızdır, defter kalabalık...
tutup yanyana yatır, saplarından ör uzun saçlar gibi. yanyana, eğik yazıyla yazılmış eski mektupların harfleri gibi. yakılmış aşk mektupları gibi... yanyana. ör...pisi otları topla sonra. ara ara onların saplarıyla bağla belli yerlerden. bir kraliçe yapacaksın böylece, kendi devrik krallığına.
papatya gibisin tangosu, ada vapurları, bir şeyler işte.
falan filan balıkçılar, gel zaman git zaman ayrılıklar, kara kuru çocuklar.
- sabrın, emeğin, aşkın, değerin, çiçek vermenin en güzel sunum şekliydi..
önce babaları yaptı küçük prenseslerine gözlerinde parlayan mutluluk ışığını görebilmek için..
sonra sevgilileri koydular başlarına bir öpücük eşliğinde...
sevgi, mutlu etme isteği, güzellik ve belkide rüyaydı papatya tacı...
- şöyle yapılıyor:
köküne yakın yerlerinden kopardığınız papatyaların saplarının alt taraflarına dikiş iğnesindeki gibi delikler açıyorsunuz (genelde tırnağınızla açtığınız delikler idealdir). daha sonra diğer papatyayı bu delikten sokuyorsunuz. aynı işlemi o papatyaya yapıyorsunuz böyle böyle kafa büyüklüğüne gelinceye kadar devam ediyorsunuz en sonunda da artık yapıştırır mısınız ya da ne bileyim birbirine bağlar mısınız size kalmış.
peki ben bunu nereden biliyorum? köy yerinde böyle yavşardık kızlara, hoşlarına giderdi gariplerimin. ha bi de küçüktük.
|