islam inancında tasavvufu derinden etkilemiştir. özünde islam diniyle çelişmez. islamda zaten tanrının her yerde olduğu inancı mevcuttur. panteizm belkide doruk noktasını enel hak(ben tanrıyım) diyen hallac-ı mansur'da bulmuştur. insanları da tanrının parçaları olarak görmüştür. yalnız hallac-ı mansur bu anlayışı zamanla çok ileri götürmüş, kendini diğer insanlardan ayrı bir yere koyarak tanrının hz. muhammed'den sonra kendisinde belirdiğini iddia etmiştir ki islam inancında tanrının özel olarak bir kimsede belirmesi olmaz, bu ancak hristiyanların hz. isa anlayışıyla örtüşür. fakat daha sonraları panteizm, tasavvufta mevlana'da, yunus emre'de, nesimi'de, pir sultan abdal'da islam inancıyla çelişmeyen, insanlığı tümden yücelten, hoşgörüyü ön plana koyan şekliyle görülmüştür.
panteizm ya da tümtanrıcılık (doğatanrıcılık, kamutanrıcılık) evrenin bütününü tanrı olarak kabul eden felsefi görüştür.
panteizm'de, pan-enteizm'den (kamusaltanrıcılık) farklı olarak her şey tanrı'nın bir parçası olarak kabul edilir, tanrı her şeydir ve her şey tanrı'dır.
tanrı'nın evrenden ayrı ve bağımsız bir varlığı yoktur.
tanrı doğada, nesnelerde, insan dünyasında vardır.