günümüzde hollywood filmlerinin hepsinin çekiminde kullanılan kameraları üreten firma. panavisionun kuruluşu 1920'lerde mercek üreten bir firmaya dayanır. panavision daha sonra mitchell firmasını satın alarak kamera üretimine yönelmiştir. panavisionun en önemli özelliği kameralarını satmamasıdır. bu nedenle dünyanın hiçbir ülkesinde ditrübitörü yoktur.bu durumun gerekçesi firmanın satış sonrası teknik desteğe oldukça önem vermesi ve yeterli teknik desteği saglayamayan şirketlere kameraları satmamaktır. ülkemizde çekilen bazı filmlerde amerikadan özel olarak getirilen panavision ekipmanları kullanılmıştır. avrupa'da ise amerika birleşik devletlerinin aksine genellikle alman yapımı olan arri kameraları tercih edilir. panavisionun %40 hissesini sony şirketi almıştır.
dünyanın kuzeyinden güneyine avustralyaya yönetmen olmak için gitmiş bir garip kişi. her ne kadar buna senaryolarımı gösterip ulan bunda iş var dediysemde yaranamadım. en çok aborjinlerden ve koalardan korkuyor, ileride büyük yönetmen olucak biz de görücez inşallah.
aslında futboldan pek anlamayan, vatanından* 12035 km uzakta olduğu için memleket hasretini sözlükte dindiren, dindirmeye çalışan yazar.yönetmen olma aşkıyla yanar tutuşur, film izlemek en sevdiği şeylerden biridir. aborjin korkusunu kimse anlamaz, anlayamaz yaşamadan bilemez.
bu isme dikkat. ileride çok duyacaksınız. yönetmen olup gişe rekorları kırdığında verdiği partideki kızları götürürken paparazilere poz vericem, nanik yapıcam. her türlü parti, after party, home party, bloc party, drug party, chemical party'de böyle bir adamın yancısı olmaktan gurur duyarım.
ortak bir çalışma yapmak dileği ile girimi sonlandırıyorum. ne dersin abi. paris hiltonu çağırsak gelir mi partiye.
keseligillerdenmiş kendisi yeni duymuş, bilmiş oldum valla. en yakın zamanda taa o uzak memleketlerden mercan resiflerinden bir kesit mi getirse yoksa sörfçü yağız delikanlı mı bilemedim bir türlü. bir de beni joshua radin ile tanıştırmıştır ki önünde saygı ile eğilmeme yeter de artar bile.
aspirine alerjisi olan, bu konuda aynı kaderi paylaştığım, radyoda sık sık karşılaştığım, nedendir bilinmez içimin ısındığı bilmem kaçıncı nesil sözlük yazarı.
kedinci nesil söslük yazarı. biraz daha büyüyünce yönetmen olacağımış. yalnız yönetmen olunca bu yetkisini casti yatağından geçirmek için kullanacağını düşünüyorum, şeytan yetiştiriyorlar sanırsam gencin okulunda.
panavision:
abi iki kiz oynadi filmimde
korku filmi cektik 4 dakikalik
kizlar cok guzeldi
sonradan senaryoya random lezbiyen sahnesi ekledim
itü sözlük 3 yaşında zirvesine katılamadığı için içi kan ağlar imiş. seneye online katılıp, webcam ile halay çekecekmiş ama, negzel. "isveçli norveçli falan bir kısım sarışın ile kolkola olacağım, elimde kadeh laptopla bağlanırım" şeklinde beyanatını da az önce msn'den haber aldık.
tüm film yorumlarını ya da oyuncularla ilgili yorumlarını okuduğumda aynı fikirleri paylaştığım, "nasıl olur bu kadar da" dedirten cinsten tespitlere sahip film fikirdaşım*
yerinde tespitleriyle, noktasal vuruşlarıyla "iyi bir gözlem adamı"dır kendisi..bu, tabiki de gelecekte yapacağı başarılı yönetmenlik işine büyük bir avantaj sağlayacaktır..öte yandan kısa vadede, akşam akşam, beni çok eğlendirmiştir bu tespitleri..muhabbeti eksik olmasın!