pamuk prenses   

adana çık aradan

  1. snow white diye de geçer.
    (bkz. pamuk prenses ve yedi cüceler)
    (bkz. rammstein) - sonne klibinde pamuk prenses konzeptiyle feci dalga geçilmiştir, izlenmelidir
    (invisibleruh, 01.04.2004 12:35)


  2. sabah servisinde iki sıra önümde oturan ve sürekli uyuyan güzel.*
    (wonderkid, 03.04.2004 10:55)
  3. piyeslerinde canlandıranların elmayı bayıldıkları halde sıkı sıkı tuttuğu, yere atmayı akıl edemediği çoğunluğun hayli fazla olduğu dişican
    (alchemy, 20.04.2004 13:54)
  4. pamuk prenses güzel olmasaydı, prens onu yine de öper miydi diye düşünmeden edemediğim masal.ikiyüzlülük gibi geliyor nedense.
    (jellicle, 20.04.2004 22:59)
  5. çocukları ağlatmaktan büyük zevk alan annem sayesinde masalın çizgi filmini izleyene dek yedi cücelerin ve prensin varlığından habersiz olup, masalın pamuk prensesin annesinin ölümü ile son bulduğunu zannederdim. annem, pamuk prensesin annesinin ölümünü ve üvey annenin pamuk prensese zulmünü o kadar acıklı anlatırdıki ablamla ikimiz ağlamaktan helak olurduk. olayın bilincine vardığımızda ise annemize defalarca "neden... neden..." diye sorduk ama nafile.
    (tünel, 08.03.2005 22:24)
  6. günümüze kadar çocuklara birçok masallar anlatılmıştır.belki de bunların en çok bilinenidir pamuk prenses ve yedi cüceler.işte o masalın baş kahramanıdır pamuk prenses.ama birkaç diğer masal gibi (bkz: kibritçi kız) (bkz: kurşun asker) bu masalın da çocuklara anlatılmasından hoşnut değilim.niye mi?nedeni gayet açık.çocukları her duyduğunu inanmaya yönelten bir masaldır öncelikle.hikayeyi tek kişiden dinliyoruzç.pamuk prenses bize inanılmaz iyi kalpli olarak anlatıldı.peki ya asıl kötü olan pamuk prenses ise?ya masum olan kişi kraliçe ise?alın size kraliçenin masumiyetini kanıtlayan senaryo.kraliçenin ağzından.


    daha yeni evlenmiştim kralla. saraya ilk girdiğim anda sevdim
    orayı.hele o güzeller güzeli pamuk var ya. o kadar kanım kaynadı ki o güzel kıza. iki yıl önce genç yaşında kaybettiğim kızıma o kadar benziyordu ki.kızımın yerine koymuştum onu. nereden bilebilirdim ki o güzel yüzün ardında neler yattığını. ilk birkaç gün çok güzel geçti. derken yavaşyavaş gerçek yüzünü göstermeye başladı pamuk. babasinin yaninda bir melek oluyordu. o yokken ise hakaretlerin bini bir paraydi. ne çirkinliğimi bırakıyordu, ne aptallığımı. her yalnız kaldığımızda bana saraydan defolup gitmemi söylüyordu. oysa nelerine göz
    yumuyordum onun. avcıyla aralarında bir şeyler olduğunu saraya ilk girdiğimde anlamıştım. ama onu sevmiyordu pamuk. diğer ülkenin yakışıklı prensine sırılsıklam aşıktı. ve avcıyı bir piyon olarak kullanıyordu. kaç kere karşıma alıp nasihat etmeye kalktıysam tersledi beni. hatta bir keresinde tokat atmaya bile cüret etti. ben yine gençliğine cahilliğine verdim. sustum. ve günlerden bir gün olanlar oldu.
    evden kaçtı pamuk. ne yapacağımı saşırdım. aramadığım sormadığım yer kalmadı. yoktu ortalarda. derken akşamüstü kocam saraya döndü ve kızını sordu. söyleyemedim kaçtığını. kalp hastasıydı kocam nasıl diyebilirdimki. ona kızın bir arkadaşına gittiğini gece orada kalacağını söyledim. o anda öyle bir şey oldu ki bütün dunya tepeme yıkıldı. avcı telaşla içeri girerek " kraliçem, aynen dediğiniz gibi pamuk prenses'i
    öldürüp size yüreğini getirdim" demez mi. ne yapacagimi ne diyeceğimi şaşırdım. belli ki prensesin yeni oyunuydu bu. daha bir sey söylememe kalmadan kocamın tokadıyla yere yığıldım. ve onu izleyen darbeler sonunda kendimden geçmişim. gözlerimi açtığımda başımda sadece hizmetçiler vardi. hemen kocami çagırmalarını istedim. anlatmaliydim ona
    gerceği. ama öğrendim ki iş işten geçmis. kocam kızının ölümüne dayanamayıp kalp krizinden ölmüş.yıkılmıştım. ama şimdi kendi derdimi bırakıp pamukla ilgilenmem gerekiyordu.
    artık ölen kocamın yadigariydi o bana. hemen avciyi cagirttim
    yanima. biraz sıkıştırınca söyledi kızın yerini bana. bir ormanda yedi cüceyle birlikte bir kulubede yaşıyormuş. hemen mutfağa geçip sevdiği yemeklerden hazırlattım ona. bir kaç tane de elma aldim yanıma, çok severdi elmayı. hemen ormanın yolunu tuttum. kulubeyi bulduğumda hava
    kararmak uzereydi. kapıyı çaldım bir iki kez.açan olmadı. biraz itince kapının açık olduğunu farkettim. içeri girince ise bir baktim pamuk yerde serilmis yatıyor. mutfaktan ağır bir gaz kokusu geliyordu. elinde de bir kağıt vardı. kağıdı alıp okudum.prensden geliyordu, avciyla aralarinda bir ilişki olduğunu öğrendiğini ve artık onunla evlenemeyeceğini yazıyordu. zavallı kız da bunu okuyunca canına kıymaya
    kalkmıştı. telaştan sepeti olduğu yere atıverdim.
    hemen bütün kapıları camlari açıp kızı dışari çıkardım. sonra da prense haber vermeye gittim. yoksa aynısını ikinci kez yapabilirdi. prense olanlari anlatip yanima aldim. prensesin yasadığı kulubeye geldik.kız hala yerde yatiyordu bu arada cucler de dönmüş onu o halde görünce öldü sanıp başında ağlaşıyorlardı. prens ve ben usulca yanına gittik. prens kızın yuzune eğilerek alnına bir öpücük kondurdu. gazin etkisi yavas yavas geçmis kız da kendine gelmeye baslamıştı. o anda bütün cüceler kızın kendisine gelmesini prensin
    öpücüğüne bağlayıp haykırmaya başladılar. prensim çok
    yaşaaaaaaaaaaa.neyse mühim değildi. pamuk kurtulmuştu ya. önemli olan buydu. pamuk gözlerini açar açmaz karşısında beni görünce haykırmaya başladı. işte beni bu zehirledi. az daha öldürecekti beni. neye ugradığımı şaşırdım. yerde dağılmış duran elmalar, kraliyete ait bir sepet. ve prensesin asla yalan söyleyemeycek gibi duran masum yüzü bir
    araya gelince kime neyi inandirabilirdim ki. hemen koşarak oradan uzaklaştım. ve hala o kızın yüzünden lekelenmiş adımı değiştiremiyorum. işte dostlar isin aslı bu. ama bu saatten sonra kim inanir ki kötü kalpli kraliçenin masum olduğuna...
    (fakespeare, 08.02.2006 00:59 ~ 01:24)
  7. (bkz: pamuk prenses 2)
    (marla singer, 08.02.2006 01:11)
  8. (bkz: azra akın)
    (ephendy, 08.02.2006 01:50)
  9. (bkz: yamuk prenses)
    (angelic, 08.02.2006 02:41)
  10. penguenin yetmiş ikinci sayısında yiğit özgür'ün kendisi çizdiği bir karede yapılan röportajda kendisine sorulan "kendinizi üç cüceyle anlatmanızı istesek?" sorusuna neşeli, şakacı, uykucu diye cevap veren gönüllerin çocukluk kahramanı.
    (chixculub, 08.04.2006 05:26)
  11. nerde okuduğumu hatırlamadığım bir karikatürde pamuk prenses bir kulubededir.. derken prens gelir.. içeriye girer.. dışarıda cüceler endişe içinde beklemektedir.. bir süre sonra prens dışarıya çıkar.. pantolununu düzeltip fermuarını çekmektedir..

    -ben elimden geleni yaptım.. gerisi allah'a kalmış..
    (kuzudis, 08.04.2006 11:01 ~ 11:05)
  12. cüceler pamuk prenses'in ölüsü başında gözyaşı dökerken, bu güzelliği bir daha göremeyecekleri için kahroluyorlardı. sonunda, onu sonsuza kadar seyredebilmek için bir cam tabuta koymaya karar verdiler.
    (bkz: mahrem)
    (bkz: elif şafak)
    (bkz: nazar sözlüğü)
    (saçmaladı yine bu, 08.02.2007 11:58)
  13. (bkz: japonya prensesi)
    (tazmanya canavarı, 19.03.2007 02:03)
  14. pamuk diye prenses olmaz, prenses dediğin taş gibi olur.
    (penceremdeserçeler, 11.04.2007 21:33)
  15. cinsel objelerin yer almadığı masal diyarında başta acı çeken,ancak iyi kalpli ve sevimli cüceler sayesinde hayata yeniden tutunan,son cümleyle pamuk prensesten çok sanki emrah'ı tarif ettiğim,buffy misali ölüp dirilen,"pamuk"luğunun neresinde olduğunu anlayamadığım bir çeşit prenses.
    (sereia, 11.04.2007 21:45)
  16. hoş bir yorumu için:
    (bkz: sonne)
    (izleyiniz: http://www.youtube.com/... )
    (jane jones, 14.06.2007 21:03 ~ 21:03)
  17. değil 7 87 cüceyle bile çekilmeyecek masal. üstelik pamuktan prenses mi olur, prenses dediğin taş gibi olur.
    (ozkano, 22.10.2007 17:53)
  18. yedi erkekle yaşamasına karşı kolay av olmayan prenses.
    (morbid angel, 02.04.2008 22:05)
  19. 7 cücelere ait ,ormanda bulunan kir-pis içindeki evi bir çırpıda tertertemiz yapan hamarat kız modeli.
    (aller anfang ist schwer, 02.04.2008 22:18 ~ 22:20)
  20. pamuk diye prenses mi olur,prenses dediğin taş gibi olur!
    (bkz: cuk oturtmak)
    (kukumavkuşu, 26.04.2008 03:39)
  21. şizofren belirtileri gösteren (aynalarla konuşmak, güzelliği konusunda paranoyaya kapılmak) bir kraliçe, cücelerin yabancı kimseye kapıyı açmaması gerektiğini tembihlemelerine karşın, eve gelen ilk yabancıyı içeri buyur eden, verdiği elmayı sorgusuz sualsiz yiyen en hafif tanımla keriz pamuk, gece gündüz madende çalışıp eve ekmek getiren, pamuk'un bir dediğini iki etmeyen ama bütün bunlara karşın terkedilen cüceler ve kızı öpüp beleşe konan prensten ibaret bir masal...

    şu masalı çocukken dinleseydim sanırım hikayeden sadece "eğer bodur ve çirkinsen, ne yaparsan yap, kız sana tekmeyi vurur, yakışıklı ve zengin olana gider." sonucunu çıkartırdım.
    (slartibartfast, 20.09.2008 02:53)
  22. ayrıca orjinal, alman versiyonunda pamuk prenses'in 7 yaşında evlendiği ve öldürmeye çalışanın cadı değil, güzelliğini kıskanan öz fesat annesi olduğu masal... tabi disney hikayeyi animasyon filmine uyarlarken epey düzenleme yapmak zorunda kalmıştır.
    (slartibartfast, 20.09.2008 02:57)