"ciive...ciive...ciive pakistaan...paakistaan...paakistaan...ciive pakistaan..." fal taşı gibi açılmış gözleriyle gülümseyen kara kızlar ve kara çocuklar ellerindeki bayrakçıkları sallayarak söylüyorlar. trt'nin tek kanallı döneminde habire karşımıza çıkardı dost, kardeş ve kanka ülke pakistan'ın bu milli şarkısı ya da türküsünü söyleyen ekip.
nasıl birdenbire can ciğer kuzu sarması olduğumuzu bir türlü anlamlandıramadığım uzak ülke pakistan. insan küçükken kavrayamadığı ne çok şey oluyor; küçük olmanın doğası gereği herhalde.
ancak yıllar sonra, böyle şeyler daha rahat konuşulur olduğunda öğrenebildik, biz safkolozlar, iki ülke arasındaki dirsek temasının kenan evren ile ziya ül hak arasındaki "kan" kardeşliğine dayandığını.
1947 yılında m.ali cinnah'ın önderliğinde hindistan'dan
bagımsızlığını kazanmış an itibariyle bulunduğum müslüman ülke.
pencab,sindh,belucistan ve serhend olmak uzere 4 eyaletten oluşur.
eyaletlerin başkentleri sırasıyla lahore,karaçi,koita ve peşaver'dir.
yemekleri acaib baharatlı olmakla beraber lezzetlidir.birkaç hafta
mide ağrısı çektikten sonra alışılıyor.genelde pilavi elle
yediklerinden her zaman kaşıkla dolaşmanız tavsiye olunur.rakşa denilen motorsikletten bozma bir taşıtla şehiriçi ulaşım sağlanıyor.bu arada benzin türkiyenin yarı fiyatı.hani olurda araba kiralarsanız aklınızda bulunsun.sokak kenarlarında her ağacın altında bir berber var.kırkılmak istediğinizde gönül rahatlığıyla gidebilirsiniz ayrıca koltuk altı traşı da yapıyorlar.hepsi sadece 50-75 kuruş. şalvar-kamis ulusal giyecekleri.bikaç tane bende aldım tanınmayayım diye -herkes size bakıyor çünkü yine de başaramadım. tamamıyle süslenmiş olan otobüslerinde fren bulunmuyor gaza yuklenmesiyle kendinizi ulaşmak istediğiniz yerde buluyorsunuz
tabii ki içiniz dışınız birbirine karışmış bir halde.fren olmadığı için otobüs hareket ederken binip hareket ederken inmeniz lazım. türkiye'den gelirken pratik yapmakta faide var.hatta dağcı olmak size avantaj sağlayabilir çünkü otobüsün üstü sizleri bekleyebilir. gezdiğim yerler*** türkiye'nin yirmi yıl gerisinde kalmış olmakla beraber gezilesi görülesi şirin kardeş ülke.
bugünlerde şeriat isteyen militanlar tarafından zor duruma düşen ülke. ve sonunda sivilleri kaçırıp rehin aldıkları lal medresesine düzenlenen askeri operasyonla 50 islamcı militan ve imam abdülraşid gazi öldürülmüştür. ülke ve pervez müşerref zor durumdadır.
eski başbakanı benazir butto'nun katledildiği ülke. yoğun baskılar sonucunda demokrasi adımları atmaya zorlanan ve genelkurmay başkanlığından istifa ederek sadece devlet başkanı olan pervez müşerref ve ülkesi için zaten süregelen zor günler içinden çıkılmaz bir hal alacaktır.
iç savaş çıkma ihtimalinin olduğu ülke.şu anda dışarıdan silah seslerinin geliyor olması da pek hayra alamet değil doğrusu.mümkün mertebe dışarı çıkmamak şu anda yapılacak en doğru karar,özellikle karaçi, lahore, islamabad,rawalpindi gibi büyük şehirlere seçimler bitinceye kadar(tabii bu durumda seçimler yapılır mı o da muamma) gidilmemesi acizane tavsiye edilir.
son siyasi katliamdan sonra şöyle bir üstünkörü bakıyorum da, vatandaşları bu denli zorluklar içerisinde olan iki ülkeden birisi gibi görünüyor nedense (diğeri için (bkz: afganistan) ). bulunduğu coğrafyadan ileri gelen dış tahakkümden tutunuz da, inanç karmaşıklığının politik eksene (ya da günlük yaşantıya) yansımasına kadar zor bir iştir sanırım pakistanda yaşamak. seçme hürriyetinden yoksun bırakılmış bir halk, yapılan her yeniliğin reel anlamda havaya uçurulma riskinin büyüklüğü, abd'nin ve hindistan'ın inanılmaz baskısı , el kaideci örgütlenmenin neredeyse toplumsal bir tabana yayılması , binbir türlü tarikat çeşidinin getirdiği "öteki"ni yoketme anlayışı...
böyle bir ortamda hiç birini tanımadığım (tarıq ali bir istisna elbette) pakistanlı entelektüeler neler düşünüyorlardır acaba? tarıq ali'nin yazısından okuyabildiğime göre butto'nun partisi olan pakistan halk partisi'nin yeni lideri yaşı kemale erdiğinde oğlu bilavel olacakmış, hem de ömrü yettiği sürece. uygun yaşa gelene kadar da yolsuzluğa batmış olan butto'nun eşi asıf zerdari ikamet edecekmiş pakistan'ın en önemli partilerinden birine. yani bizim anlayacağımız, yüzmilyon nüfusu aşkın bir kitlenin kaderi ordu ile feodalizmin ilkel çenesi arasında sıkışıp kalmış durumda.
tarıq ali'nin ibret verici yazısından devam edersek abd'nin müşerref'i gözden çıkardığını da okuyabiliriz. yerine sivil birini mi düşünüyorlarmış? hiç olur mu öyle şey, maazallah pakistan'ın ali çıkarları nasıl korunacak! işte bu yüzden düşünülen isim genelkurmay başkanı eşref kiyani oluveriyor doğal olarak.
bir de sivil liderler var yönetimde etkin olmak isteyen, hemen sevinmeyin çünkü bahsedilen isim navaz şerif yani suudilerin fino köpeği , vahabi anlayışın tüm niteliklerine sahip bir militan. tüm bu lider adaylarından gayrı da var elbette isimler, örneğin halk partisi lider adayı aitzas ihsani (baro başkanı) ama hücre hapsinde.
kelimenin tam manasıyla allah kolaylık versin pakistanlı vatandaşlara çünkü 40 senedir yaşadıkları müthiş baskıdan nasıl çıkabilecekleri kendi liderlerinin umrunda olmadığı gibi , batılı devletler de "aman sorun çıkmasın" tavrındalar. sanırım tek kaygı duyan tarıq ali benzeri sorumlu entelektüeller olsa gerek.
darbeci cumhurbaşkanları pervez müşerref'in istifasının ardından, siyasi krizle karşı karşıya olan ülke. abd-nato'nun el kaide ve talibanla mücadelesinde topraklarında barınan teröristlere dıaşrıdan müdahale edilmemesi gerktiğini savunduğundan doalyı amerika desteğini yitiren müşerref'in istifasıyla sonuçlanan süreç tam anlamıyla abd'nin işi gibi görünüyor. istikrarsızlık eninde sonunda abd'nin istediğini yapmayı taahhüt eden tarafın iktidarı ele geçirmesiyle sonuçlanacağı da açık.
bazı bölgelerinde; evlenmek istemeyen, sırf kız olduğu için, bunun için utanılması sebebiyle babası tarafından bebekken yakılan, okumak isteyen, yolda yalnız yürüyor diye; şeriat nedeniyle yüzüne kezzap atılan, yine yakılan; bu nedenle 20 küsür kez ameliyat olan; suratı iskelete dönen, görünce insanı şok eden kadınları barındıran ülke.
allah belasını versin şeriatın da, savunanın da.. insanın yan sanayileri!