küçüktüm ufacıktım. babamla hayvanat bahçesinin yolunu tutmuştuk.ağır başlı ve sakin tavırlarıyla benim gözümde hayvanat camiasının favorisi konumuna gelmişti 2 dakikada.
bağırıp çağıran çocuklar vardı kendisine. oralı olmuyordu haliyle hayvan. sakindi. ben sessizce kendisini izliyordum. derken benim diğer çocuklar gibi çığırtkan olmadığımı farketmiş olacakki gözgöze geldik kendisiyle. mutlu oldum. başka çocuklara bakmamış bana bakmıştı
bahadır. akabinde küçük abdestini yapmak için o devasa uzvunu salıverdi ortama. itfaiyeci hortumunu andırıyordu. çünkü benim o yaşta gördüğüm en büyük hortum itfaiyecilerde vardı. aman yarabbi demiştim kendi kendime. bir canlının içinden böylesine bişey nasıl çıkabilir diye. çıkmıştı ama. küçük çocukların şaşkınlıkları gözlerinden okunuyordu. benim de tabii ki.
hayvancağız şaşkın bakışlara aldırmadan işini bitirdi. biz de az ilerdeki kafesteki maymunlara bakmaya gittik. bir de maymuna bak. ne bir asalet ne bir ağır başlılık. cibiliyetsiz hayvan.
mekanın cennet olsun bahadır kardeşim.