parasının miktarından habersiz şanslı belki de mutlu bir azınlığın alışveriş konusundaki önyargısını ifade eden önermedir. fiyat çoğu zaman kalitenin yol arkadaşı olamamaktadır. yeni yükselen trendler "ucuz ama fonksiyonel" ana temasını işlemektedir.
kalite ile fiyatın, birbirleriyle doğru orantılı iki olgu olduğuna dayanılarak ortaya atılan önerme. ancak bu önermeyi çürütebilen istisnai durumlar mevcuttur.
kalite, müşterinin üretici ve/veya satıcı işletmeden belli bir ücret karşılığında beklediği kadar ya da beklediğinden daha üst düzeyde getiri elde etmesidir. bu nedenle pahalı olan en iyi olandır diye bir önerme yaparsak belli bir noktaya kadar doğru olur. zira kalite göreceli bir kavramdır. herkesin bir mala vereceği para karşılığında alacağı getiri farklı farklı düzeylerde olacaktır. örneğin; 100 liralık ve 80 liralık 2 farklı ayakkabı olsun ve beklentilerimizin karşılandığı en üst düzey 10 birim olsun. eğer beni 100 liralık ayakkabı 5 birim, 80 liralık ayakkabı 9 birim tatmin ediyorsa; kaliteli olan 80 liralık ayakkabıdır. çünkü, beklentilerimi en üst düzeyde karşılayabilen ayakkabı odur. bu noktada pahalılık değil, beklentilerimin ne düzeyde karşılandığı kaliteyi belirleyici bir etken olur benim için.
kapitalizm ile birlikte gelen tüketim toplumu alışkanlıklarını en iyi biçimde çözen şirketlerin, tüketiciyi avlamak ve daha çok parasını almak için kurduğu düzenin sloganıdır. özellikle son 10 yıl içinde marka ürünlerin fiyatlarındaki artış dikkate alınırsa avladıkları da söylenebilir.
ayrıca bu bahsedilen 10 seneden önce, gerçekten bir kaç marka dışında pahalıya alınan maldaki kalite ortadaydı. ancak şimdi kalite giderek düşmekte ve tüketiciye hizmettense kazançlar göz önünde bulundurulmakta.
özellikle tekstilde sadece markanın yazdığı etikete para verilmekte ve bütün markalar ürünlerinin hammaddeleri ile işçiliğini uzak doğu ile çözmektedir.
bu kalite düşüşünü de göz boyamaya çalışan tüketici hatları, müşteri memnuniyeti hatları gibi konseptlerle çözmeye çalışmakta ama çözememekteler.
mükemmel ürün = toplam fayda/ (toplam maliyet + toplam zarar)
toplam kalite yönetimin en basit formüllerinden biridir yukarıda verilen formül. yani bir üründen, bir maldan, bir hizmetten aldığınız toplam fayda ürünün iyi veya kötü olduğunu temel olarak belirler. fiyat ikinci plandadır. her pahalı olan şey iyi olacak diye bir şart yoktur veya her ucuz mal dandiktir diye bir önerme yapmak yanlış olur. sonuç olarak ;
(bkz: bu dahil bütün genellemeler yanlıştır)
zara'da 70 ytlye satılan bir etek indirim döneminde 25 ytlye satılmaktadır.bu durumda 70 ytl verip alan kişi 25 ytl verip alan kişiden daha kaliteli bir etek mi giymektedir.pratik olarak böyle birşey mümkün olmadığına göre bir genellemeyi daha çürütmüş bulunuyoruz, sevgiler.
aynı makineden çıkan, aynı kumaşın üretim sonunda farklı etiketlere kavuştuğunu görünce inanırlığı azalandır, ama marka değeri diye bir şey var, ya da niş.
kazık yiyen insanların kendi kendilerini avutmak için sıkça kulladıkları cümlelerden biridir. bu cümleyi kurarak mutlu olurlar.
(bkz: kazık yemenin dayanılmaz hafifliği)
bir arkadaşımın babasının 1990'da aldığını söylediği ve hala giydiği "sisley" kışlık ayakkabı. 18 yıldır giyilen kışlık ayakkabı ve hiç bir tamir görmemiş... gel de "ucuz alacak kadar zengin değilim"e inanma...