• görseller

    • padişah anaları
  1. tam adı padişah anaları ve bizi 600 yıl yöneten devşirmeler olan ve bütün osmanlı padişahlarının devşirip evlendiği kadınları anlatan, dili ve üslubu çok da tatmin edici olmayan (yer yer hakaret boyutlarına kadar giden) ama yine de osmanlıda devşirme sistemi üzerine fikir edinilmesi mümkün kitap.
  2. ciddiyetten ve bilimsel olmaktan tamamen uzak bir kitaptır. hangi kategoride değerlendirileceği epeyce tartışma götürür. ( "fantezi" demek en doğrusu olacaktır ) ama bilimselliğini tartışmak bile abestir. kitabın gayr-ı ciddi oluşu arkasındaki kaynaklar bölümünden rahatlıkla anlaşılabilir. kitabın arkasında süleymaniye, topkapı sarayı gibi önemli merkezlerin kütüphanelerinden yararlanıldığı kaydedilmiştir. ancak herkes çok iyi bilir ki bu yuvarlak ifadelerin zerre kadar kıymet-i harbiyesi yoktur. zira bu ifadelerden bir şey anlaşılmamaktadır. yazar bu kütüphanelerden nasıl faydalanmıştır, bu kütüphanelerdeki hangi eserleri görmüştür? bu eserlerin tam künyesi nedir? bu eserlerin türü nedir, güvenilirliği hangi derecededir? bu soruların cevabı yok. dahası yazarın gerçekten bu kütüphanelerde ciddi bir araştırma yaptığına bile inanmak zor. bu kadar önemli bir tezi ispat için yazılmış bu kitabın arkasına, bir iki sayfalık "şuradan yararlandım, bunlara baktım" gibi bilimsel disiplinin tamamen dışında şeyler yazarsanız, bunu kimsenin ciddiye almasını da bekleyemezsiniz. velhasıl-ı kelam, içinde yer yer doğru bilgiler olsa da şovenizme yenik düşmüş, bilimsel olmadığı gün gibi açık olan, ciddiye alınamayacak bir garabettir bu kitap.
  3. ilber ortaylı, oral sander gibi tarihçilerin kitaplarının yanına koymaya utandığım için ilk defa okuduktan sonra kitaplığıma ileride "çocuklarım da okusun" diye koyamadığım kitap.
    basit anlatımlı, imla yanlışlarıyla dolu,değil tarih kitabı, sıradan bir roman olarak bile okunmaya değmeyecek 700 sayfalık zaman kaybı.
    kitapta bütün osmanlı soyundan frenk dölü, insan panayırı, kan çorbası gibi hakaret dolu saçma sapan laflarla bahsediliyor. padişahların yatak odası sohbetlerinden, sultanların akıllarından geçenlere kadar yazıp bir de üzerine belgelere dayandığı iddia edilerek ciddi bir tarih kitabı izlenimi bırakmaya çalışılmış ama zaman kaybı olmaktan öteye geçememiş.
    benim çelik gibi sinirlerim var, okurken sinirlenmem diyorsanız, boş vaktiniz de çoksa buyrun okuyun şu sıcak yaz günlerinde zaman geçer.
  4. kitabın esas vurgusu sürekli belirtilmiş. ama kitabın ırkçı üslubu, itici tabirleri, imla hataları ve cümle bozukluklarından öte dikkatimi çok çeken bir mevzu da "bilimsel bir inceleme" olarak sunulan bu romandaki beşinci sınıf erotik öykülerin yoğunluğudur.

    genelde şu ayarda tasvir edilir müstakbel padişahın müstakbel zevcesiyle ilk yalnız kalma anı:

    "horofira ince uzun boylu, beyaz tenli, dipdiri göğüslere sahip gencecik bir bizans kızıydı. elbette sütyen giymemişti. (...)
    sonra genç kızın alev alev yanan vücudunu kendisinkine yapıştırdı."

    bdsm sektörüne de girer arada:
    "timur, yıldırım bayezid'in karısının göğsünü dişledi ve akan kıpkırmızı kanı iştahla içmeye başladı."

    www.seksihikaye.net öyküleri bile daha başarılıdır o kesin.

    saygın tarih araştırmalarını düşündükçe okuduğum en rahatsız edici kitaplardan diyebilirim rahatça. osmanoğulları hayranı değilim ancak kitapta öyle hakaretler ve tasvirler var ki şimdi bir giriyle sözlükler kapanıyorken, şu an birine bu hakaretler edilse tazminat davası zengini olur. padişah annelerinin çoğunluğunun yabancı uyruklu olduğu da bir sır değil zaten, ancak bunu bu kadar itici bir üslupla dile getirmek de maharet ister. okuyacaksanız vcdden okuyun, organik tarımla ilgilenin, açık muslukları falan kapatın; dünyayı kurtarın.
  5. saçmalamalrı dışında osmanlılıkla osmanlı türklüğü ile gurur duyanları silkelemesi gerekn kitap türk diye biat ettiğimiz padişahların ne türk nede tam anlamı ile bir ırktan geldiğini gösteren eser.
  6. neredeyse tüm padişah analarının yabancı olduğunu görünce insan dehşete kapılıyor , her platformda övündüğümüz , gurur duyduğumuz kudretli padişahlarımızın yarısı yabancı ırktan , acaba anadoluda kadın yokmuydu diye düşünmeden edemiyor insan . adını ve dinini değiştirince ırk özelliklerini ve genetik yapısını da değiştirebilmişlermidir . doğan padişah adayları çocukların yarı rus , yarı moldovalı , yarı romanyalı yarı podolyalı , yarı eflaklı , yarı boğdanlı olması hatta bunların da büyüyünce yabancı kökenli bir kadınla evlenince soyun ne olacağını kimse düşünmedimi acaba , demekki türk insanının yabancı kadın hayranlığı ta o yıllara dayanıyor soyaçekim işte ne yaparsın . insanın bu durum karşısında şunu diyesi geliyor ; ananı da al git
  7. türklerde soy babadan gider, velhasıl kelam ana uzaylı bile olsa doğan çocuk türktür. hoş ultrasüperhiper matematik dehaları yüzde 50 nin yarısı yüzde 25 eder aha koy yüzde 75 oldu mu sonrası 87,5 vay amuğa koyim heç türk olur mu, ne desem bilmiyorum behey yenilmiş güreşçi müsvettesi yazar aç biraz soy kitabı nasıl okunur bir gör. sonra matematiksel hesaplamalar ile ispatını yaparsın.

    hay kaplumbağaya can veren...