dün itibariyle sakıp sabancı müzesindeki picasso sergisi sona ermiştir. picasso ile ilgili bir iki şey; zamanında ara güler fotoğrafını çekmeye gitmiş, ara güler'e bir tablo hediye etmiş sanırım. diğer yandan çok çalışmış bu adam. fakirlikten ısınmak için tablolarını yakmış, düşünün ne kadar çok çizdiğini.
çizimlerinde en çok dikkatimi çeken şey şu oldu, sevdiği kadınları, ilk aşık olduğu zamanlar gayet realist bir tarz ile çiziyor sevgili picasso. onlar için kendi tarzından vazgeçiyor, fırçasını zor olan yoldan sürüyor tuvale. (buraya kadar olan kısmı müşfik kenter'de söylüyor, sesli dinleme sisteminde)
kadınları özümsedikçe, hayatlarında bir yerlere getirdikçe giderek kübist bir tarda çiziyor onları, gerçekliklerini kendi tarzında eritiyor. kadını adeta kendi hayatında yok ediyor, onunla bir oluyor. işte normal dünyada biz buna ideal aşk diyoruz, birlik içinde erimek.
ne zaman ki kadınından soğumaya başlıyor, işte o vakit kadını tablonun bir köşesinde sert bakışlı bir şey olarak resmediyor. hiç değilse onların acısını hissediyor ve bi şekilde hissettiğini anlatıyor herkese.
keçi figürlerini ve pan karakterini çok seviyormuş, bugün onu öğrendim.
(bkz:
http://www.alka.com.tr/...)
guernica tablosu çok meşhur, hakkında mutlaka bişeyler okuyun derim.
(bkz:
http://www.terra.es/...)
ayrıca en meşakkatli çalışmalarından biri için:
(bkz:
http://www.geocities.com/...)
ha bir de matrak adam:
(bkz:
http://www.robertdoisneau.com/...)
en son olarak,
hastası oldum; avignonlu kadınlar.
(bkz:
http://www.cssh.qc.ca/...)