|
|
- kadıköy eminönü arasında yolcu taşıyan diğerlerinden çok farklı bi vapur.
- 1952 italyan yapımı, mazot ısıtmalı buhar motoruyla çalışan şehir hatlarının en hızlı vapuru
- aynı zaman da en büyük vapuru, kadıköy-eminönü hattında çalışır.
- 1950lerden beri hizmette bulunması ile pekçok kişinin canlı anısı olarak yüzen vapurdur. kocamandır. üst kata çıkan kapıları ve merdivenleri dar olduğu için iniiş biniş işkencedir. boğazda görüldüğünde çok uzaktan dahi tanınabilir. bunu da ikinci katındaki "1. mevki bahçesine" borçludur. bu bölüm ahşap ile kaplıdır. bu bölüm birinci mevki olmasına rağmen de tahta sıralarla doludur.
her vapurda olduğu gibi bunda da baş açık mevki sigara içenlere ayrılmıştır. sigara içenlere ayrılmamış olan üçüncü kattaki açık bölüme ise nasıl çıkılacağı benim için bir muammadır. (bir bilen beri gelsin de söylesin)
bunun dışında ikinci kattan aşağı inen ana merdivenin sahanlığında normalde gravürlerin olduğu yerde başında bir hilal, elinde yay, sırtında okluk ve yanında iki tazı bulunan hoş bir kabartma kadın figürü vardır.
- av tanrısı helenalı vapur. bir de eros kabartması yakışırdı aslında.
şimdilik rahatlıkla sigara içebildiğimiz üçüncü kata çıkan dar merdiven, diğer vapurların aksine küçük bir kapıya sahiptir ve kapalı olduğunda acemi yolcular tarafından fark edilmez. bu kat, kışın hava soğuk olduğunda, elinizde kahve termosunuz vapur bacasına sırtınızı verip yolculuk etmeniz için harika fırsatlar sunar.
nezdimde aşkın simgesidir bu vapur.
- 74,5 metre ile en uzun şehir hatları vapuru ünvanına sahiptir. lakin fahri s. korutürk vapuru daha uzun görünüyor sankim.
- paşabahçe vapuru, ikinci dünya savaşı bitmezden hemen önce savaş gemisi olması amacıyla kızağa konuyor. ancak gel gelelim, italyanlar o zamanlar blok inşaat da keşfedilmediği için koca omurgayı kızağa koymuş, ana postaları yavaştan kaynaklamaya başlamışken enola gay, ismiyle müsemma bir ibnelik yaparak hiroşima’ya meşhur atom bombasını bırakıyor ve o esnada savaş sona eriyor. bu durum karşısında yana yakıla ne yapacaklarını düşünen tersane sahipleri, “ulan neresinden yapsak da force majeure diye şu sözleşmeden yırtsak” derken türkiye’den gelen sipariş üzerine bir gecekondu misali bizim savaş gemisi bir gecede şehir hatları vapuruna dönüştürülüyor.
1 temmuz 1952’de taranto limanı’nda şampanyası kırılıp eğlencesi de bittikten sonra paşabahçe, istanbul’a doğru bu kez diğer ithal gemiler gibi römorkörlerle değil toplamda 3200 beygir üreeten kendi buharlı sulzer makineleriyle gelmek üzere yola çıkıyor. 2,5 gün süren yolculuk akabinde, paşabahçe istanbul’a adımını atıyor.
paşabahçe vapuru, 78,2 metre uzunluğa, 2,8 metre dizayn draftına sahip. paşabahçe ve ingiliz yapımı kardeş gemilerini başka gemilerden ayıran özellik, sanayi tarihinin önemli kilometre taşlarından olan buhar motoru denen motoru taşıyan dünyada tek gemiler olmasıdır. buhar motorlarının tek kötülüğü, gemi tornistan yapacağı zaman pistonlara basınçlı hava pompalamayı gerektirmesidir. bu vapurlara binildiğinde, yanaşma esnasında hava pompalarının sesini duyarsınız. ancak bu hava basma prosesi, motorların ömründen sürekli olarak çalmaktadır. paşabahçe’nin kardeş gemisi dolmabahçe, 90’lı yıllarda muhtemelen bu sebepten motor bloğu çatladığı için ve motorunun arızası artık onarılamayacağı için hurdaya ayrılmış ve aliağa’da sökülmüştü. bu sebeple bahçe tipi vapurlar genelde çok fazla manevra gerektirmeyen uzun hatlara konurlar.
|