yazar kimliğinin ötesinde genellikle editör* zaman zaman organizatör ama her zaman kadim dostum olan insan. dümdüz klişelere alışmış sosyal sistemi kitapların motamot çevirilerinden öğrenmiş insan evlatları girilerini, görüşlerini, politik duruşunu, aynı elemana hem aferim demesini yeri gelincede siken atan söylemlerde bulunmasını dönek lömberek olarak işler diye algılamışlardır efendim. ama gerçek onun kimsenin tarafında olmadığıdır.*
ayrıca bir serbest müstezat üstadıdır efendim kendisi.
kime göre neye göre
gençlik güzel,
dert yok tasa yok,
en güzel zamanı hayatın, dedene sorarsan.
sence öyle değil ama,
deden geri kafalı, dert çok hayatta..
yaşlı ya o, göremiyor..
okul, aşk, arkadaşlar, yalancılıklar, sınavlar..
off dede off..
hayat boş aslında..
alalım 4 koca paket cips, terasta bikaç tane de bira..
hayattı boşvermek lazımmış mutlu olabilmek için..
en güzel yanı hayatın,
4 koca cips..
bikaç tane de bira..
hayatın güzelliği burada..
yani, afrikadaki bir kabilenin yıllık kalori ihtiyacını bir gecede tüketebilmenin güzelliği..
hatun gitmeden 4 gün önce mesaj atacaktı,
iki gündür bi sıkıntı bi sıkıntı..
içelim biraz daha..
cep telefonuna bakarak, sigarayı dertlerle sararak geçen 4 koca gün..
dünyanın 7 de 1 indeyiz,
yaradılışları bizden farklı değil diğer 6 nın da.
karası var..
değil cep telefonu…
değil telefon..
cepleri yok..
ancak 4 yaşına kadar gezebiliyor çocuklar dal taşak..
savaş 5 te başlıyor..
ölüm hayata teğet zaten..
ben burada,
sevgilim bakire,
yeterince yakınlaşamıyoruz sıkıntısındayım..
kosova’ da bir dönem hiçbir kız bakire giremedi ergenliğe..
istanbul çok nemli diyorum..
kanada çok soğuk..
bodrum’da güneş çok vuruyor, fazla kalmamak lazım..
ırak’ta barut kokusu sinmiş caddelerde nasıl yaşanır acaba?
kasrı şirin’den beri patlamamış silahlar sınırda,
ben cevahir’de sevgilimle mısır patlağı yerken
şırnak’ta bir çocuk tanklarla uyanıyor sabaha,
çocuk ya,
şaşkın, mutlu, farklı bişey bu.
anacığı ise kaybettiği oğlu’nu hatırlıyor tanklarda..
ben burada 10 ytl veriyorum bir amerikan filmine
amerika’da filmi’de bazı yüreklere saplanmış halbuki,
parayla değil,
sıraya ağlamış anneler..
annem benim toplantıda olduğumu biliyor,
ben çiçek pasajında,
yanımda aylardır peşinde koştuğum 3 tutam kıl
kafa güzel, hayat güzel, sevmek güzel, sevgili güzel.
burası ucuz diyoruz, öğrenci mekanı
50 ytl veriyoruz kalkarken bi ufak rakı’ya hesap.
kız kolumun altında ya,
erkek teni’ni ilk defa evlendikten sonra gören,
ilk olduğunu kan’ı ile imzalayan
nice güzel kızların teri var
o ufak rakının içinde.
bize duacı o kızlar aslında,
o acıları fütursuzca içmezsek
bir lokma ekmek konmayacak sofralarına.
paranın gücü değil bu,
bakın petrol zengini şeyhlere
onların parası var,
ama allah yaratmış ya,
sofraları yok,
kaşıkları yok,
çatalları yok,
götlerini kaşıdıklarıyla yiyorlar pilavı.
yoğurdu nasıl yiyorlar bilmiyorum,
köylülerin başlıca besin kaynağıdır yoğurt,
bir tasa biraz da su koyup azcık doğrarsın dünden kalan ekmeği,
daha güzeli yok.
yemeyi ver yoğurdu bir orospunun göğüsleri arasından.
göğüsleri kabarmadan
avrupa’dan geçen şirket ceo’larına satılan tayvan’lı kızları düşün.
yine gül istiklale çıkınca
3-5 tane bağcılar apaçisi görünce,
tek derdin bu olsun.