belki ilginizi çeker
  1. · daima gidenlerin ardından bakan olmak
gündem
  1. · colin kazım richards
  2. · 27 kasım 2009 bursaspor galatasaray maçı
  3. · the twilight saga new moon
  4. · giyotine yolladılar gitmedim
  5. · soğuk havada kısa etekle dolaşan kızlar
  6. · cehennemin girişinde yazan söz
  7. · 29 kasım 2009 sivasspor beşiktaş maçı
  8. · pandalari koruyalim
  9. · totoro

otogar hüznü  

  1. alışılmış bir coğrafyadan başka birine giderken ya da gitmek üzereyken otogara gidildiğinde insanın midesinde başlayıp tüm vücudunu ele geçiren garip karın ağrısının genel adı.. zamanla filan geçmeyen bu kronik hadise her yolculuktan önce kendini gösterip insanı perişan eder. özellikle yağmurlu bir iklimde serviste insanın ayrılacağı şehri incelemesi dayanılmazdır.
    (dannyorum, 28.05.2004 22:27)
  2. (wondrous, 23.05.2006 23:03)
  3. ayrılığın başlangıç noktası olan otogarlarda, bu ayrılığın verdiği hüznün adı.
    (tembel arı, 27.07.2007 03:44 ~ 03:49)
  4. memleketinizden ayrı başka bir şehre okumaya giderken önceleri şehrinizden ayrılırken yaşadığınız, sonrasında okuduğunuz şehirde aşık olunca memlekete dönerken yaşanılan hüzündür.
    (cactus, 12.04.2008 23:34 ~ 23:52)
  5. o otogardan kalkan otobüste sevdiceğin varsa ve sen bir şekilde o otobüsün onu hayatından alıp götürmek üzere olduğunu hissediyorsan, yüreğine çöken o duygudur otogar hüznü. sevmem o yüzden sevgilimi alıp götüren otobüsleri, son görüşüm olmasından korkarım çünkü, tecrübe ile sabittir...sadece bir kez de değil...sevdiceğim binme o otobüse, gitme hayatımdan, sen hep benimle kal desem işe yarar mı acaba? yoksa otogar hüznü beni başka hüzün ve ayrılık şeklinde yakalar mı yeniden?
    (50 karakter barındırmam kişilik sahibiyim ben, 12.04.2008 23:44)
  6. otogar... öğrendiğim söylenişiyle "garaj"... aynı anda hem üzülüp, hem sevinebilen insanların olduğu ikinci yer. diğeri için bkz: hastane.

    bayram, seyran, okulun açılması, tatil... orada bulunmak için birçok sebep var. sevgilinin gidişi, aileden ilk ayrılış, deniz, ılık hava, muhteşem gün batımını ardında bırakıp, aylak aylak geçen tatilden eve dönüş... hepsinin ayrı bir hüzün yarattığı doğru.

    en ağırı, tabii ki bana göre, gecenin bir yarısı, hiç hazzetmediğin bir şehirde otobüsün mola vermişken, soğuğa sövüp aşağı inip, "bari yiyecek bir şeyler de alayım" deyip büfeye doğru yöneldiğinde, biskremini alıp, arkanı döndüğünde bir daha asla karşılaşamayacağını bildiğin biriyle göz göze gelmek, ondan etkilenmek ama otobüse binip gitmek zorunda kalmak. kulağında "sen benim için büyük bir şeysin, beni aşık eden bişey, eğer bana bakarsa beni öldüren bir şey..." diyen bir şarkının çalıyor olması da nasıl bir garipliktir, bilmem. nihayetinde arda kalan sadece 5-6 saniye süren bir bakışma. hakkında bidiğin şeylerse; o sırada aynı yerde olduğunuz, aynı şehre gitmiyor olduğunuz ve birbirinizi bir daha göremeyeceğiniz gerçeği. şans mı, şanssızlık mı, tesadüf mü, hayatın ne kadar ibne olduğunun anlaşılması mı... bilemedim ben onu.
    (gitana, 29.11.2009 19:22)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil