ders çalışmaya hiçbir zaman hazır olmayan bünyelerin(ben) bile en azından bir kere yaptığını düşündüğüm olaydır. okuldan dönülürken tekrar niteliğinde, okula giderken derse hazırlık için yapılması mümkündür.yanınızda oturan,tepenizde dikilen insanların da sizinle beraber okuması üzerinizde bir anlık heves kırıcı etki yapsa da eğer final sınavına yetişilmeye çalışılıyorsa hiçbir şey sizi yıldıramaz,yıldırmamalıdır...
bir de bunun maç bileti kuyruğunda ders çalışan modeli vardır,ooo azme bak diyerek sizi görüntüleyen kameramanların sizi yıldırmaması nasıl tutuşulduğunun göstergesidir.
deneysel bir çalışma amacıyla yapılabilen bir eylemdir. kalabalık otobüste otururken insanların bilinmeyene merakını ölçmek için böyle bir deney yapılabilir. lojik devreler gibi çok ilgi çekecek bir kitap açılır,akabinde etrafınızdaki üfleyip püfleyen,mayışmış güruhun ilgisi bir anda önünüzdeki kitaba çevrilir. kitaptaki ilginç ve bilinmeyen figürleri görebilmek için gözler kısılır,boyunlar hafif öne eğilir. bir anda onlarca kişinin ilgisi aynı noktaya çekilir. daha sonra insanın içindeki kel behzat uyanır ve kitabı bir anda çat diye kapatır,kitaba bakanlar 3-4 saniyelik boşluk ve şaşkınlığın ardından üfleyip püflemeye kaldıkları yerden devam ederler.
calculus sınavı öncesi beşiktaş-maslak hattında bolca rastlanılan yolcu tipinin gerçekleştirdiği iş. sağımda ve solumda aynı derse çalıştıklarını gördüğüm iki insanın ders notlarına bakıp hiçbirini halen bilmediğimi farkettiğim ve dersi dördüncü kez alacağımı o an anladığım hazin durum.
futbol maçlarında son dakika golu atmak gibi müspet sonuçlar verdiği de görülen hadisedir. sonuç itibariyle maç 90 dakikadır. gol yollarını, bitiş düdüğüne kadar zorlamak lazımdır. ne olur ne olmaz.
sınava giderken otobüste yanınıza bi amca oturur.dikkatli dikkatli süzer ilk önce.sonra dayanmayıp ne okuduğunuzu sorar.sizde bi an önce kurtulma düşüncesiyle cevap verirken amca kağıtları kapar elinizden ve sorar:kim yazmış bunu?(bu arada otobüs ahalisi sizi dinler)fuzuli diye cevap verirsiniz.amca şaka gibi elindeki çantanın içinden bir sürü kağıt,bok püsürük çıkarır.bak bunları da ben yazdım.bi de bunları oku.allahım kurtar beni burdan derken amca size zorla yazdığı şiirleri okutur.bununkilerde şiir mi be der durur.sabahın köründe edebi sanatlar sınavına bu ruh haliyle girilir ve otobüste ders çalışmaya tövbe üstüne tövbe edilir...
ertesi gün sınavın varken evde öyle malak gibi yatarsan otobüste öyle tutuşursun tabi diye kendi kendine söyleniler durum. ama her dersi çalışmak için ideal olmuyor tabi otobüs ortamı.
eğer en az bir saatlik yoldan geliyorsanız otobüsün en rahat köşesinde(genelde en arka sol köşedir) kulağınızda sevdiğiniz şarkılarla yol boyunca yapacağınız en faydalı eylemdir. kendimden biliyorum ne vizelere hazırlandım; ne finallerin üstesinden geldim bu yöntemle şiddetle tavsiye derim.
yumurta kapıya dayanınca ancak aklı başına gelen gruba dahilseniz*, sınava kalan son dakikaların yaşanmasının ciddiyetiyle evde olduğu gibi oyalanma lüksü olmadan yusuf yusuf nidaları eşliğinde çok verimlibir çalışma gerçekleştirmek mümkündür.
dersaneden eve giderken o kadar durakta beklerdim. zaten otobüs çok sık gelip giden bir otobüs değildi. anca boş bir yer bulup otururdum. sonra gezmesinden dönen şişman bir teyze göbeğini dayardı omzuma. mecbur yer verirdim. ama o teyzelerden kurtulmanın bi yolunu buldum. otobüste ders çalışma taklidi yapmaya başladım sonra. gerçekten otobüste ders çalışmak mide bulantılarım dolayısıyla hiç nasip olmadı ama. zamanla alışırsın diyolar ama bilmiyorum.
kartaldan maslağa gelmek zorunda kalan arkadaşların, başka zaman kalmaması nedeniyle yapmak zorunda oldukları eylemdir. günlük 4-5 saat yolculuktan sonra evde ders çalışılması beklenmemelidir.