kesinlikle savunduğum eylemi gerçekleştirdiğim bir sefer kadının teki yaşlı adama yer verdi sonra da dedikodumu yapmaya başladılar, "e bi de okumuş çocuk vah! vah!" diye. ben de okumaya devam ettim kitabımı
bahsi geçen yer verilmeyen teyzemiz ; önce sabah arkadaşlarıyla buluşmuş, çarşı pazar dolaşmış bu safhada hiçbir yorgunluk hissetmeden saatlerce alışveriş yapmıştır. daha sonra arkadaşlarıyla hede hödö hanımın gününe giderek onun yaptıklarını bir güzel yemişler, bol bol damatlarını,gelinlerini çekiştirip dedikodu yapmışlar, yaşlarına yakışmayan rekabet içine girerek birbirlerine aldıklarını göstermişlerdir. işte herşey bundan sonra başlıyor. buraya kadar çarşı pazar dolaşıp,günlerde dedikodu yapan teyzemiz otobüse bindiği an garip,zavallı, çaresiz bir yaşlı kadına dönüşmüş;günümüz gençliğinden yer istemektedir. ve bir allahın kulu kalkmamaktadır.
(bkz: helal olsun)
(bkz: sikseler kalkmam)
lisede felsefe hocamız, bir örnek verecekti. örnekte ben; yaşlı ev sahipleriyle kira konusunda anlaşamamış, ortada kalmış bir üniversite öğrencisini canlandırıyordum. yaşlı teyzeye kinimden ötürü ona otobüste yer vermiyordum. hocamız rolleri dağıtırken role kendimi kaptırmış, nerde bi yaşlı görsem "orrrr....çocoğoo" diye haykıracak kıvama gelmiştim. yaşlı teyzeyi canlandıracak arkadaşımız da otobüste ayakta kalmış, "bu gençler hep böyle saygısız, yok benim bunlara verilecek evim" zihniyetine büründürülmüştü. bütün sınıf, yapılan oylamada (lise3'üz ya, seneye üniversiteli olucaz) benim yerimde olmak isterken, arkadaşımız nurtopu gibi "neden ben lan" surat ifadesine sahip olmuştu. (arkadaşımız lan diyebilen bi kızdı, yanlış anlaşılma olmasın) hoca da neden oylama yaptığının bi önemi olmadığını açıklamadan "işte bu paradokstur" demişti. çok kral örnekti, güzel günlerdi.
izmirde uzun mesafe kateden bir otobüs, tıklım tıklım, biz de -o bir arkadaş yine- geberesiye yorgunuz..bey amcalardan bir tanesi, bizi gözüne kestirmiş, kesin kaldıracak..öyle zoraki yer isteyenlerden, tarzı itici, kötü bakışlar;
-evladım, yorgunum biraz otursam şuracığaaaa.. (uzat amca uzat, daha da acındır)
zevzek arkadaşın yavşak ses tonu ile zırhlanmış cevabı (hafiften yüzde acı ifadesi, bacak tutulur);
-amcacım, benim ayak protez, bugün taktırdık, arkadaş da bana tüm gün yardım etti, biz de yorgunuz, kusura bakma amcam..
işe yaradı..hiç sevmediğimiz bir tarzda yanımıza yaklaştı ve hemen akabinde şansını arka koltuklarda denemek üzere yanımızdan ayrıldı..nitekim hareket genelinde yanlış bir hareketti ama bazen harbiden yer verilmesini haketmeyen yaşlı statüsünde insanlar var..
birgün kendinin de yaşlanacağını ve belki hala otobüsle bir yerden bir yere gitmek zorunda olacağını aklının ucundan bile geçirmeyen yurdum gencinin -ne yazık ki- gerçekleştirdiği bir eylemdir.
-eğer sabahın 6.30 uğunda kalkıp istabulun diğer ucundaki, hatta istanbul dışındaki okulunuza gidiyorsanız,
-okuldan gram haz alamıyorsanız, yetmezmiş gibi tüm hücrelerinize kadar bu kıl kampüsün, kıl iklimi sayesinde donduysanız,
-zorla girdiğiniz dersten bir halt anlamadıysanız,
-hele şükür gün sonu geldiğinde, 4 vesaitlik işkenceniz başladıysa,
-son otobüs yaşlı sevici gz1-2 otobüsleriyse,
günde 100 km katetmiş olmanın ızdırabıyla sevişirken, ''başlarım yaşlısına bu ne'' deyip, hatta içinizde daha şiddet kokan küfürler ederek yapacağınız eylem.
discmanin pili de bittiyse, hayatınıza acı dolu bi soundtrack girme vaktidir.
(bkz: kızların küfretmesi)
3 saat uykuyla okula gidiyorsanız elinizde kilolarca kitapla, bütün gün okulda pestiliniz çıkmışsa ya da hepsinden geçtim boş yer bulup oturmuşsanız yadırganmaması gereken davranış.
bazen öyle durumlar oluyor ki mesela saatlerce bekliyorsun otobüs gelmiyor gelince de tıklım tıkış içeri adım bile atamıyorsun falan da filan.sonra yoğunluk azalıyor durakta başka bir otobüs geliyor, biniyorsun ve ayakta gitmeye başlıyorsun.30 dakika gidiyorsun sonra oturacak bir yer oluyor zaten yorgunluktan ölmüşsün oturuyorsun ve anında yaşlı biri biniyor.kalkıp yer veriyorsun teşekkür bile etmiyor.1 durak sonra da iniyor.o kalkınca senin yerine ağzında sakızı olan şapur şupur çak çuk sakız çiğneyen bir bayan oturuyor.üstelik daha yeni binmiş otobüse..son durağa kadar ayakta gidiyorsun mecburen..işte böyle bir olay yaşamış biri yaparsa yadırgamamak gereken eylem...
1. teyze yaşlı görünür ama yaşlı değildir, sadece 8- 10 tane çocuk doğurduğu için görünüş itibariyle erken yaşta çökmüştür, aslında çok zinde bir kişiliktir. eğer aldanıp da yer verirseniz, ehi ihi aman ne de enayiymiş bakışı atar ve gülümser.
2.yaşlı kişi, otobüste nasıl olsa biri yer verir düşüncesi ile otobüse binmiştir ki bunlar en tehlikelileridir. çünkü sizi gözüne kestirmişse bütün yolculuğunuz artık bir eziyete dönüşür. bunun için de birkaç durum sözkonusudur :
teyzeye yer verirseniz , özgüveni tavan yapmış bir şekilde aferin evladım bakışı atar.
teyzeyi görüp de yer vermezseniz ve teyze ayakta kalırsa, bütün yol boyunca tip tip bakar
teyzyi görüp de yer vermezseniz fakat bir başkası yer verirse, aynı ayakta kalmış gibi tip tip bakmaya devam eder ve size oturduğu yerden ayar verir.
teyzeye yer vermemişseniz ve teyze, siz ona yer verin diye tepenizde duruyorsa bu halde otobüsün her sallanmasında sizin üzerinize abanır, torbalarını üstünüze koyar.
otobüsten inene kadar zaten sinir falan kalmaz insanda..
yer verir miyim, evet. hatta çoğunlukla eve ayakta dönerim o başka..
gerçekleştirmem sonucu içimin rahat etmeyeceği eylemdir. hem teyzenin o korkunç bakışlarının baskısı altında ezilmek yerine teyzeye yer vererekten kendimi otobüsün kahramanı gibi hissetmek tercihimdir.
aslında ayıptır. yer verilmelidir. bir kanun değildir elbet, ama hayatının son turunu atmanın haklı hüznüyle aksileşmeye başlaması mümkün, yalnızlığın burukluğuyla artık tabağın sonundaki kuru beyaz leblebi olduğunu kabullenme eşiğinde, hassas bir ruh hali içerisinde; bir de üstüne bedeninden de eski desteğini göremeyip, onunla paralalize olmakta zorlanan dedecikler, ninecikler onlar... taksi tutamayabilirler, evlatları her dakika onların onlara göstermiş olduğu müsamahayı gösterecek vakte sahip değil olabilir. o evlatlar ki; belki birgün aynı sıra döngüye gelindiğinde, otobüse binmek zorunda kalacak kadar varlarını yoklarını harcayacakları ve kendileriyle ilgilenecek vakti bulamayacak yeni bebeler üretme veya büyütme aşamasındalar muhtemelen. bu durumda bize düşen yer vermektir. kaldırın efendim poponuzu azıcık. veriverin yer.
ama bazen ayağımı ayakkabı vuruyor, gözümden uyku akıyor, bedenim genç menç...benim de tansiyonum düşebiliyor. öööyle kalakalıyorum. aslında üstteki paragrafı yazan biri olarak, tam da böyle düşünsem de, durum, an, tansiyon, yorgunluk; düşünceleri, fikirleri sallamıyor. o kendine bakıyor...
gururlu ve anlayışlı bir dede, nine, koltuğun üstünde pörsümüş, şekli üstüne konulduğu malzemenin biçimine girmiş, bitkin genç'in tepesine dikilip söylenir, ya da imalı bakışlarla yer ister mi? bence istemez. ben nine olsam valla istemem. bu da ayıp. laf...
hiç bir zaman hoş karşılanmayan olay. fakat bazen insanların ne halde olduklarını sadece yaşlılıkla belirlemek de yanlıştır. bir hafta önce belediye otobüsünde karşılaştığım bir olay;
otobüse yaşları elli altmışın üstünde üç görmez amca girdi. fakat yer olmadığı için ayakta kaldılar(ben de ayaktaydım yer vermemezlik etmezuk). beş on dakika geçti önümde orta yaşlı bir kadın oturan 17 yaşlarındaki gence yer vermesini söyledi genç arkadaş kadını tersledi ve hiç kalkmadı. o andan sonra çocuk ters bir şey yapsın da laf geçiriyim diye bekledim, baya bir süre çocuğa gıcık gıcık baktım. suratından kötülük aktığını böyle gençlerle aynı topluluktan sayılmaktan utandığımı söyledim kendime. ineceğim duraktan hemen önce içimde hiç tanımadığım bir çocuğa duyduğum nefretle müziğimi dinlerken, genç ayaklandı. bir adım attı ve sonra sağ ayağını atar atmaz dizleri onu yere yapıştıracakken doğruldu. sol ayağını sağlam bir şekilde bastı merdivenlere tutunarak indi, indiği anda yine sağ ayağıyla adım atacakken yere serildi. sarhoştur dedim fakat sol ayağını son derece normal kullanırken sağ dizini hiç tutamadığını anladım. o anda çocuğa yarım saat boyunca duyduğum nefret beni kendimden nefret ettirdi. anladım ki yer vermeyen insanların hayatlarını bilmedikçe onları bundan dolayı yargılamak yanlış. yanlış olduğu kadar da önyargı dolu bir hareket.
ama biz her zaman yaşı ve cinsiyeti ayırt edici olarak görerek onlara yer vermeye devam edeceğiz. belki tüm gün ayakta çalışmış bir insan, soğukta uyumuş bir çocuk bir kaç dakikalığına sıcak, nispeten yumuşak bir koltuk bulunca yer vermezse onu hiç tanımadan kınayacağız.
bazen hem yer vermeyip hem de pişkin olan bünyelerin elinde oldukça tehlikeli hale gelebilecek eylem
yaşanmış bir olaydan örnek verecek olursak;
kahramanlar:otobüste yorgunluktan bitap düşmüş tiyatrocu arkadaşım ve iki kokoş teyze
arkadaşım oturmakta iki kokoş teyze de yüksek sesle konuşmaktadır
kokoş teyze 1:ah ahh şu gençlerde ne saygı kaldı ne de anlayış bak bir kişi bile yer veriyor mu
kokoş teyze 2:haklısın şekerim bak şuna nasıl da oturuyor(tiyatrocu arkadaşımı göstererek)
o anda tiyatrocu arkadaşım ayağa kalkar özür diler vee topallayarak uzaklaşır."kusura bakmayın fazla ayakta durunca sakat bacağım çok sancı yapıyor da.buyrun."
teyzeler:ama ama...??!!..
itiraf etmek gerekirse benim de zaman zaman yaptığım eylemdir.
hele ki lise çağlarımda asi bünyemle uyuyarak yer vermeme olayını öyle bir abartmıştım ki bir anda kendimi arka beşlide kıçım da otobüse dönük olarak uyuyarak bulmuştum. genç yaşlı demeden ayakta kalan 5 ayrı kişinin dayağını yemiştim.
tanım : genç bünyelerin isteyince yaptıkları şeylerdir.
uyuyun, kitap okuyun, müzik dinleyin kafa sallayın (headbang yapın) ancak yer vermeyin kimseye. hamilelere, yaşlılara, kayınçolara yer vermeyin. niye mi ? onlar eski toprak da ondan.
bir keresinde teyzenin birisi beni ve arkadaşımı birlikte kaldırmıştı. sonra da arkasında gizlediği 15 yaşında ki yiyeğini oturttu. ee ablacım, teyzecim ne gerek var böyle hareketlere. yeşil sahalarda görmek istemediğimiz hareketler bunlar. burdan beni okursan sana sesleniyorum; allah belanı versin.
bi yerde okumuştum, sanırım ünlü birisiydi, japonyaya mı ne gidiyor, tramvaya biniyordu sanırım. sonra bir ara yaşlı bir kadın, böyle 70 yaşlarında falan, zar zor duruyor ayakta. bizimkisi ayağa kalkarak yer veriyor yaşlı kadına, fakat tam o anda kadın sinirlenerek bağırmaya başlıyor!
bağırmasının sebebi ise şuymuş; orada böyle birisine yer vermek, "sen benim yeteri kadar güçlü olmadığımı mı söylemek istiyorsun?" diyerek neredeyse bir hakaret anlamı taşıyormuş(ne kadar doğru bilemiyorum). ama şöyle bir düşününce insana mantıklı da geliyor. bazen otobüslerde çok da yaşlı olmayan, fakat kendisini acındıran, oysaki gücü kuvveti yerinde insanlar biniyor ve tepenize dikiliyorlar! resmen kalkman için zorluyorlar seni, karşıdaki insanın ne durumda olacağını düşünmeden. sırf yaşlı olduğu için bir insana yer verilmesi o insana hakaret etmek gibi geliyor bana. her yaşlı insan güçsüz kuvvetsiz olacak diye birşey yok. özellikle dinç görünen ve tepeme dikilen bu tip insanlar resmen beni yer vermemek için zorluyorlar resmen!
oysa ki ayakta durmakta zorluk çeken, hamile vs. kişileri görünce tabii ki yer veririm. çünkü onun oturmaya benden çok ihtiyacı vardır. ama bazı durumlar olur benim oturmaya ihtiyacım vardır, bunu bizim milletimiz anlamıyor ya! sanki yer vermek zorunlu bir görevmiş gibi düşünülüyor. sırf iki adım rahat etmek için yer isteyenlere kıl oluyorum.
haa bi de kendisini "sadece otobüslerde" yaşlı gören insanlar var(ki yukarda anlattıklarımın çoğu da öyle insanlar). otobüs dışında kendilerini asla ve asla yaşlı görmezler, ama otobüse binince birden sanki saçları ağarır, bi ağırlık çöker üstlerine. işte sırf rahatlık olsun diye böyle davranan insanlara sinir oluyorum, bence bu insanların kendilerine saygıları yok, japon kadın örneğinde olduğu gibi bunu kendilerine yakıştırmalarına acıyorum adeta.
özet: gerçekten ayakta zor duran, yaşlı insanlara tabii ki yer veririm. ne olursa olsun yer vermeye çalışırım. ama kendisine yaşlı süsü veren yüzsüz insanlara bunu yapmakta istekli olduğum söylenemez.
akşamdan kalma gidilen ve 3 saat süren öldürücü bir basket antremanından sonra mezarından hortlayıp gelen bir amcaya bile yer verilmemesi hoşgörüyle karşılanması gereken bir durumdur.. veya amcaya oturduğu yer karşılığında mezarına gidip uzanmak teklif edilebilir..*