vakt-i zamanında yaşlı bir teyzenin insan üstü gayretiyle mağduru olmamı sahlayan durum.
şöyle ki:
okuldan (bkz:
uludağ üniversitesi) eve dönmek amacıyla otobüse binip ilk binen olmanın verdiği avantaj ve hastaneye gelinceye kadar otobüs tıka basa dolacağı için yaşlı ve hastaların asla ulaşamayacağı yer olarak düşünülmesi sonucunda en arka kapının önünde bulunan tekli koltukta ki yerimi almışım güle oynaya bi yolculuk yapma hayalleri kurmaktayım. otobüs te körüklülerden hani o eşek kadar olanlar var ya onlardan işte. otobüs hasteneye gelmeden nerdeyse tıka basa dolmuştu ve içimden "evet oldu bu sefer ben de oturcak yer buldum" diye geçirmeye başlamıştım bile (üniversite-heykel arası sefer yapan 48 no lu otobüste oturucak yer bulmanın ne anlama geldiğini uludağ üniversitesi öğrencileri çok iyi bilir). otobüs hastane durağına geldi kapılarını açtı yaşlısı hastası ne varsa bindi otobüse. aradan bi 10 dk geçti geçmedi yaşlı bi teyzenin yanımda bitip sarfettiği "evladım romatizmam var dizlerim ağrıyo oturabilirmiyim" sözleriyle hayalkırıklığı, dumur, zafer çığlıklarının göte kaçması ne varsa hepsini bir anda yaşamıştım. kendime geldiğimde ayaktaydım zaten.
o teyze oraya nasıl geldi, oraya gelirken yer isticek başka biri bulamadımı hala bilmemekteyim. nasıl yer ettiyse bende artık 2 yıl önce olan basit bi yer verme olayı hala hafızamdan silinmedi.