|
|
- özellikle kış ayları dandik firmalar çekilmezdir.
bu yolculuklarda.adamlar kış mevsimidir, müşteri üşümesin diye kaloriferi sonuna kadar açıp içindeki insanları pişirmek suretiyle ilk molada hasta olmalarına sebebiyet verirler. sorarsan hizmette sınır yoktur derler. hakketen sınır yok.
hayır bunların alayına zamanında fazla sıcaktan ve paradan zarar gelmez lafını mı söyledi ? bu boku yiyeni eşeklerle çiftleştirmek gerek tabi.
efendim herkes rahatsız olur lakin bir tane akıllı insan çıkıp şunu biraz kapatın birader demez, diyemez. sebeplerini sonra tartışırız.
lakin arada kıl bir teyze çıkar ve söyler. tabi söyleyiş tarzı genelde insanca değildir o da ayrı mevzu.
+ayyy muavin beyy kapatın şu klimayı artık ayyy fenalık geldi..
-peki abla hemen söylüyorum şöföre.
+aaaa ne ablası terbiyesiz.
-özür dilerim efendim.(der ve muavin şöförün yanına doğru gider)
+ayy nedir bu kardeşim..hasta edecekler bizi. bu firma da iyice kötüleşti canım, baksana muavini bile ne kadar kaba, bir daha gelmeyeceğim bu firmayla, hep hüseyin in yüzünden dedim o kadar da başka firmaya bilet al diye. yok anacım ben de şans yok ki, şans olsa başka bir adamla evlenirdim. zaten geçenlerde hüseyin dır dır dır dır dır.
- tabi mola yerleri ise apayrı malzemedir.
en kral mola yerlerinin yemekleri dahi 5 yıl önceden kalma, ve genelde etler eşek etindendir. fiyatı ise şişkindir. yedikten sonra küfür etmeyen insan sayısı çok azdır.
otobüs mola yerine girmesiyle bir anons duyulur.ama bu bir mola anonsu değildir.sanki hatim duasıdır. hayır anonsu duyup ellerini dua eder gibi açanları, sonra fatiha okuyanları da gördük.(tamam görmedik ama olabilir)
haziktirturizmindavaryolcularıdümbükdinlenmetesislerinehoşgeldiniz
kaptanınızyarımsaatliksıçmamolasıvermiştir.bizi seçtiğiniz için teşekkur ederiz. amin.
- nedense uyuyarak değerlendiremediğim bir yolculuk türü. eğer bu yolculuk gece oluyorsa benim için eğlenceli olabilmektedir: gecenin olmadık saatlerinde zırt pırt muavini çağırıp su istemek suretiyle muavine işkence çektirilir ve orgazmdan daha zevkli bir duygu tadılır.
- başlangıçta oldukça zevklidir.otobüs konforlu gelir, ooh ne güzel keyif yapa yapa gezicem etrafı görücem dersiniz.ama bir süre sonra etrafa bakmak sıkar içinizi, hadi uyuyayım bari biraz dersiniz. ama demin süper konforlu olduğunu düşündüğünüz koltuk bir anda sıkmaya başlar. otobüs koltuğu yatak da değil li bi o tarafa, bi diğer tarafa dönesiniz.
neyse eninde sonunda uyudunuz diyelim. bir süre sonra uyandığınızda hala varmadığınızı farkedersiniz. daha yol da uzundur. sizse hala yatak diye bellediğiniz koltukta oturmaktasınızdır.işte o an o koltuk size hastane yatağı gibi gelir.uyumayacaksınızdır ama orda öylece oturma zorunluluğu vardır. hele bir de uyurken mola yapıldığını farzedersiniz ki, o an alayına isyan edesiniz gelir.
otobüs yolculuğu iyidir güzeldir ama anca kısa yollarda.
- bir dönem en sevdiğim aktivitelerden (pek aktif olunmuyor aslında yolculuk esnasında) birisiydi otobüs yolculukları. cam kenarında, annemin yanına oturup telefon direklerini saymak, bir sonraki trafik levhasında ne yazıyor diye meraklanmak, yolun kenarında otlayan ineklere "aa! ne büyük koyunlar bunlar anne!" diye hayretle bakmak, kuşları seyretmek, bir sonraki mola yerine kadar çişini tutmak zorunda olmak...
artık yalnız başıma yolculuklar yapıyorum. hiç birisinde aynı tat yok. keşfedilecek ne devasa koyunlar kaldı, ne de farklı bir trafik levhası galiba. kalan tek şey bel, omuz ve boyun ağrıları.(siyah, 18.02.2007 11:14)
- uzun yollar çekilmez olur.kısa yollarda bile kimi zaman kötü şeyler yaşanabilir.yanınızdaki iyiyse sorun yok ama bir manyağa denk geldiyseniz* işiniz harap.hele ki birde otobüste hiç susmayan bir bebek ve muavinle durmadan tartışan yaşlı amcalardan varsa...!
- kavuşma veya ayrılıktır.
- çeşit çeşit insanın olduğu bir garip yolculuk bu. kimi ailesine, kimi sevgilisine, kimi okuluna, kimi de işine gidiyor. bir duraktan binip, ötekinde iniyor. hayatının belirli bir kısmını boş arazilerle çevrili uzun yollarda, otobüs yolculuğunda geçiriyor.
küçükken, kayseri'de yaşayan anneannemi ziyaret etmek için bolca otobüs yolculuğu yapmışlığım vardır. o zamanlar uzun ve sıkıcı gelirdi bana. ya uyurdum annemin kucağında ya da kardeşimle kavga ederdik yol boyunca. tabi o zamanlar o 403'ler, neoplan'lar, starliner'lar falan da yoktu. sigara da içilebiliyordu. hatta klima bile yoktu galiba, tam hatırlayamıyorum.
annem yanında kek, börek getirirdi otobüse, acıkırsak yiyelim diye. yanında oturan teyzeye de verirdi o keklerden. karnımızı doyurduktan sonra kardeşimle bizi kendi halimize bırakır, kahve sigara keyfi yapardı. ben, kardeşim uyuduğu zamanlarda dışarıyı izlerdim camdan. tarlalara, ağaçlara, köy evlerine bakardım. bu tarlalarda çalışan insanların evleri nerede, buralara nasıl geliyorlar diye düşünürdüm. telefon direklerine bakardım, üstlerine konan kuşları izlerdim. küçüklüğümün unutulmaz anlarındandı otobüs yolculukları.
şimdi otobüsler değişti, yollar kısaldı, insanlar farklılaştı. otobüs yolculuklarının eski tadı kalmadı.
- istanbuldan ege'nin herhangi birine yapılacak olanları eğer ertesi gün izmir'de süper ligde şampiyonluğu belirleyecek bir maç* ve muhalefet yanlıların düzenleyeceği bir miting* var ise ertelenmeleri ya da vazgeçilmeleri gereken yolculuklardır. inanın bana eğer türkiye'nin her şehrinden insanı çekebilecek kadar organizasyonlara ev sahipliği yapıyorsa izmir ve siz de tam bu organizasyon'un arifesinde ege'de herhangi bir yere gitmek için bilet aldıysanızdaha az keyifsiz lanet olası bir otobüs yolculuğunu unutabilirsiniz. tam bir mahşer günü kalabalığıyla tıkanmış yollar yolculuğunuz ve moralinizin içine edebilir, sinir ve stres kat sayınız bir kaç haneli sayılarla çarpılabilir.
daha evden çıkmadan önce yapacağınız yolculuğa ilişkin anormallikler sizin hevesinizi kırmayı başramaz ama servise yetişmek için beşiktaş'a gidecek otobüsü beklerken işin içinde yine bir gargamel numarası olduğunu anlar, şirin olmanıza lanet edersiniz. gece vakti caddedeki çöpü alması gereken çöp arabası tam siz otobüs beklerken çıkagelir ve cadde trafiğinin içine eder, 3 sınıf markete yumurta kolilerini indirmeye çalışan malcolm x tavukçuluğa ait aracın caddenin olmadık bir yerine parketmesinden bahsetmiyorum, ya da cadde berberinden çıkan bir grubun yine caddede kılıç kalkan oynamasından da. 80 kuruşa gideceğiniz yola artık 13,5 ytl bayılmanın ve zamanında yetişebilmenin kararını verip bir taksi çeviriyorsunuz, bir kaç kablumbağa hızına eş değer hızla yola çıkıyorsunuz, her yazın yol deşme ıvır zıvır yapma çalışmaları yaptıkları için belediye çalışanlarına iyi dileklerde bulunuyorsunuz her dakika aldığınız yol kadar.
taksiye binerek servis kalkmadan yetişebiliyorsunuz ama biraz önce taksideyken ve öncesinde evinizin yanındaki caddeyken sizi çıldırtan trafik beşiktaş taksim arasında size tekrar dil çıkartıyor ama oralı olmayıp sızıyorsunuz. uyadığınızda terminale varmış olduğunuzdan dolayı biraz mutlu oluyorsunuz ama hain gargamel ağlarını örmüş sizin zaten keyifsiz olan yolculuğunuzu daha da çekilmez yapabilmek için planlar yapmıştır. karşıya geçebilmek için fazladan 1 saat çaba harcadıktan sonra harem'e ulaşıyor ardından harem'den feribotla yalovaya geçebilmek için yola çıkıyorsunuz. ama hiç sevmediğiniz fener taraftarı ceza nedeniyle izmir'e verilen maça ve desteklediğiniz bilinçili toplum bireyleri gündoğdu'da düzenlenecek mitinge gittiklerinden dolayı feribota binmek için yaklaşık 2-3 saat bekliyorsunuz. normalde bursayı geçmeniz gereken saatte feribotta bir türlü susmak bilmeyen fener taraftarıyla yarım saatlık bir feribot yolculuğu yapmk zorunda kalıyorsunuz. yolun geri kalanını sorunsuz bir şekilde almanıza ve eve varmanıza rağmen burnunuzdan solumanıza engel olamazsınız. bir daha böyle bir yolculuk için böyle kritik günler seçmemeye tövbe edersiniz.
- uçakla seyahat etmekten 1000 kat daha keyifli olan,hep aynı yerlere gitseniz bile her seferinde yeni şeyler görebileceğiniz,öyleki sonunda çok sevdiğiniz birilerinin yanına yada bir yerlere gidiyorsanız indiğinizde ayakkabınızın dar gelmesinin bile koymayacağı yolculuk.
- gece yapılacak olanların vazgeçilmezi mp3 playerlardır.
- çıktığınız uzun şehirler arası yolculuklarda otobüs koltuklarında uyuyamama gibi bir sorununuz varsa anlam kazanabilecek bir yolculuktur.
önce yanınıza kimse oturmasın diye dua edersiniz. oturursa da şahsen selamdan öteye geçmemeyi tercih ederim. yolculuklarım hep geceleri ve otobüsle olduğu için bana genellikle otobüs içinde ağlayan çocukları, horlayan adamları anımsatır ama eğer bu gibi sinir bozucu durumlar yoksa veya güzel bir mp3 listeniz varsa yolculuk size; arkada bırakılan aileyi, kavuşulacak sevgiliyi tıpkı ayın camınızdan sizi takip etmesi gibi peşinizi bırakmadan hatırlatır durur. hüzünlenmek ve neşelenmek arasında gider gelirsiniz sürekli. cama yaslanıp uyumayı denersiniz ama 'tırıtırrt tırıtırrt' şeklinde cama kısa aralıklarda seri kafalar atarsınız. uyumaktan vazgeçilir ve gözler yol kenarında akıp giden fosforlu direklere devrilir.
4 saattir beklediğiniz molayı nihayet muavin müjdeler. otobüsün yakılan ışıkları biraz sinir bozucudur ama olsun, otobüsten ilk çıkan siz olursunuz. gecenin 3'ünde buz gibi havada içilen o sigara hiçbir yemek sonrası ya da birayla içilen sigaraya benzemez. yarım saat içinde ciğerlerinizi oksijen, karbonmonoksit, nikotin gibi maddelerle doldurduktan sonra tekrar binersiniz. o arada otobüse binen kişilere dikkat edersiniz ve bu kadar kişinin dikdörtgenimsi metal bir kutu içinde bir şehirden bir şehire taşınmasına gülersiniz.
gün ağarmaya başlarken siz fiziksel olarak çökmüşsünüzdür. tam 12 saat. ve varacağınız şehre 30 km yazılı tabelayı görünce duyulan rahatlama. bir daha otobüsle gelmeyeceğim dersiniz. ama sevdiklerinize kavuştunuz ne de olsa, şimdi eve gidip bütün gün uyuma zamanıdır.
- yapılabilecek en çakal hareketlerden biri de yan taraf koltuğu yatırmadan önce koltuğu yatırıp başını yandaki yatmamış koltuğa yaslamak ve uyuyor numarası yapmaktır.
- ilkel ulaşım biçimi. yarın da bir tanesine çıkacağım yolculuk.
kasıp köşeden yer alırsanız ve beş dakika geç giderseniz sizden önce gelen uyanık hıyar köşeyi kapar. orası benim yerim dersiniz. insansa (ki bu hıyarlığı yapan insan değildir) hemen kalkar. yoksa "farketmez" gibi cümleler kurar. siz ısrar edersiniz oturursunuz.
kısacası hıyarlarla aynı koltuklarda yolculuk etme zorunluluğudur. bi arabam olsun bi daha binersem bak.
- tecrübeyle sabittir ki, burun direğinizin selameti açısından gece yapılmaması gerekir.zira insanlar uyurken ne yaptıklarının farkında olmuyorlar ve o farkında olmadan yaptıkları şeyler otobüsü 'ateşle yaklaşmayınız,patlayabilir!' raddesine getirebiliyor.
- yanınızda oturan insana göre ( malesef her zaman insan oturmuyor) değişik olabilcek bir hadisedir.
sağnak yağış altında koşarak zar zor yetişmişken otobüse "orası benim yerim" diye geldi yanıma. "bi şey mi dedik lavuk" demek geldi içimden. ama daha ilk dakikadan 6 saatlik yolculuğu zehir etmiyim adama. geçti oturdu. otururken kulağımdaki kulaklığa eli takıldı ve kafamı çekti. sanırım kafamı kaza süsü vererek koltuğa vurmak istemişti. sesimi çıkarmadım. yan tarafımdaki koltukta 60-70 yaşları civarında ak sakallı bir amca vardı. olgunluğu, sakalının şekli ve giyimiyle bir jedi ustasını hatırlatıyordu bana. jedi olmalydı. onun gözüne girmek için hemen düşürdüğü şeyi aldım yerden. koca jedi yere diz çöktürülür mü? bana "saol evlat" dedi. yanımdaki lavuk forumndakine baktım. dönmüş poposunu daha terminalden çıkmadan uyumuş. bi de horluyor. yolcular bu durumdan rahatsız. ben ise düşünceli. ne yapmalı?
otobüs yolculuğu tarihinin en güzel ayarlarından birini verdim kendisine. sebebi de yol boyu bana dönük poposundan gaz çıkarmasıdır.
ben:(diğer yolcuların da duyabilceği çok yüksek olmayan ses tonuyla) beyfendi diğer insanların uyuyabilmesi için sizin uyanık kalmanız lazım.
işte o yüz ifadesi bana yetti. içimin yağları eridi. yandaki jedi amca da gülümsedi berbaber yol boyu sudoku çözdük.(lucifer, 09.11.2007 04:00 ~ 04:14)
- gidilecek yol 50 km'den fazlaysa yasaklanması gereken yolculuklar. (bkz: işkence)
- hayatında bu yolculukların tadını keşfedememiş, bu yolculukların bir çocuk, bir yetişkin, yahut bir ihtiyar için neler ifade ettiğini, ne türden duyguları, düşünceleri, özlemleri ve gizemleri uyandırdığını hayal edemeyen bir insanın, bir gün ileride kendi toplumunda ve başka toplumlarda evrensel düzeyde iyi bir yazar,sanatçı, siyasetçi, yahut bir entelektüel olabileceğini hiç sanmıyorum. bireyin duygusal yönden olgunlaşması açısından otobüs yolculukları bu denli önemlidir bana kalırsa.
- mp3 çalarların bu yolculuk için çıkartıldığına kesin kanaat getirmeme neden olan yolculuk türü. en son 3 gün önce yaptığım yolculukta yanıma oturan beyefendi ile mesafele durmama rağmen yolculuk boyunca saat geyikle cezalandırıldım.
beyefendi: yolculuk nereye?
ben: oraya
beyefendi: hımm. güzeldir oralar.
ben: evet güzeldir.
beyefendi: ne iş yapıyorsun?
ben: boş gezenin boş kalfasıyım
beyefendi: hım benim tekstil fabrikam var. uçağı sevmiyorum. şoförde hastalandı arabayla çıkamadık yola.
ben: anlıyorum.
beyefendi: ben kredi kartı kullanmam biliyor musun?
ben: ne güzel
beyefendi: yanımda da para kalmadı. molada müdürü arayayım da bana 100 tl göndersin
ben. anladım
hostes: mola süremiz cart dakikadır.
--mola sonrası--
beyefendi: bu hostes mikrofona tıkladı ya. bak aklıma bir fıkra geldi. şimdi köyün imamı vs vs vs
ben: hım anlıyorum
beyefendi: neyse çok komik değil mi?
ben: hımm. evet
beyefendi: aradım. müdür şehir dışındaymış. parasız kaldık iyi mi?
ben: anlıyorum....
beyefendi: aslında kredi kartı iyi bir şey.
ben: evet bence de
beyefendi: aslında haftasonu için bana 50 tl yeter?
ben: hostes hanım yastık alabir miyim?
beyefendi: uykun mu geldi?
ben: evet
beyefendi: benimde geldi?
ben: iyi uykular.
(adam bir ara cüzdan yokladı ben de döndüm bakınca elim kaydı pardon dedi. işte böyle dolandırıcıları sarmış bu yolculuk.)
tak mp3 playerini ne dert ne tasa. oh ne ala.
- bağırsakları bozuyor.
(kl7mu, 12.05.2008 10:34)
- dört senedir istanbul mersin arası 20 gün ara ile gidip geldiğimden dolayı otobüslerin artık evim gibi gelmesi durumudur.
bir süre sonra uyumak için otobüs koltuğu arayacağım diye korkuyorum.
- geceydi. konya ovasından güneye hızla ilerleyen otobüste sekiz kişiyiz. muavin mikrofonla şimşekler seyahatin bütün yolcularına iyi yolculuklar dilemiş, kolonyalanılmış, "ne içersiniz? çay kahve kola fanta?" gibi kararsızlıkların en yamanını yaratan soru o bir kaç saniyelik ama ölümcül şok etkisi atlatıldıktan sonra bir karar verilerek cevaplanmış, kahvenin yanında gelen garip markalı kek yenilmiş (şimkek gibi bir şeydi markası. şimşekler seyahatin özel keki) karadenizde katil balinaların ve köpekbalıklarının kahramanımıza zor anlar yaşattığı saçma sapan bir amerikan b filmi izlenmiş, filme dalan muavine kendini göstermek için verilen uzun uğraşlar sonucunda bir plastik bardağın yarısı kadar suya ancak ulaşılabilmiş, kahramanımız nihayet filmin sonunda o hatunu öpmüş, yarım saat çay kahve ve sigara molası verilmiş, patatesli bir gözleme meşhur dinlenme tesisi ayranı eşliğinde yenmiş, çay sigara ve çiş yapılmış, otobüse binilmiş ve altı yolcu artık mor bir ışık eşliğinte uyumaya zorlanmaktadır.
uyuyamam gece yolculuklarında. kafamı cama dayar bu seferki gibi bir kış yolculuğuysa camın buğusunu elimle silerek açtığım boşluktan kah yanımızdan hızla geçen yol çizgilerine kah otobüsün dışındaki uçsuz bucaksız karanlığa dalar ama hep o karanlığın içinde bizi izleyen yansımamızın kendimizden daha gerçek olduğunu düşünürüm.
otobüste bir amcanın horlaması dışında çıt yok. bir bardak daha su istiyorum. muavin suyumu verdikten sonra tam önümdeki koltuğa oturuyor, koltuğun arkasını maksimum derecede yatırıyor ve küçük yastığını başının altına koyarak uyumaya başlıyor. suyumu içip dışarıyı izlemeye devam ediyorum. bir kaç dakika geçmeden hafiften horlamaya başlıyor muavin . belli ki yorgun. belli ki uzun süredir uyumamış. sırf bunun için hayatımda sillesini yediğim en pis osuruğu götü burnuma bir metreden daha az mesafedeyken osurduğu için affediyorum kendisini. osuruk otobüsün en arkalarında salınımlanmış olmasına rağmen şoför neler olup bittiğini tam olarak hatırlayamadığım (ayağa kalkamayacak kadar şok içerisinde ve çaresiz hissettiğimi hatırlıyorum) bir otuz saniye geçtikten sonra havalandırmayı açıp ahmet diye seslendi. ben bu sırada camda açtığım boşluktan arta kalan buğuya burnumu dayamış derin derin nefes alıyor minik su zerreciklerinin bu dayanılmaz zulüm karşısında zavallı burnuma biraz olsun ferahlık vereceklerini ümit ediyordum. on saniye sonra şoförün seslenmesine uyanmayan ahmet'i dayanamayıp koltuğunun arkasını dizlerimle var gücümle dürterek uyandırdım. bir iki nefes alıp hızla orta kapının yanındaki dolaptan bir oda spreyi çkarıp bütün otobüse boşalttı. koku, spreyin yaydığı koku zerreciklerine yapışarak daha da korkunç bir hal alırken ben kolonya ve su diye inliyordum. ahmet herkesi uyandırıp kolonya ve su ikram etti. son ayarda çalıştırlan klimanın da yardımıyla herşey eski haline büründü. pencereden akmakta olan karanlığa bakıp lanet olsun çok edebiyim dedim. bu amansız maceranın verdiği yorgunlukla uykuya dalmışım. işte gece yolculuklarında uyumayıp karanlığı seyreden düşünceli adam imajım tam olarak böyle reset yedi. bir daha da kendime gelemedim. artık o ağzı bir karış açık bir yandan kafası cama tıkır tıkır vururken bir yandan salya akıtarak uyuyan adamım ben. horlamıyorum lan. horlamam ben.
- ön koltuklardan birinde oturuluyor ve kulağınızda da o an ki ruh halinize hitap eden bir müzik eşliğinde ,yol çizgilerinin birleşmesini izlerken, bedeni o koltukta bırakarak oradan uzaklaşmanıza sebep olacak yolculuktur.
- özellikle istanbul / antalya arası gidiliyorsa götün kolltuğa yapışması kaçınılmazdır.
|