otobüs tıklım tıklım, şoför sağ aynayı görmesini engelleyen abladan birazcık geriye doğru çekilmesini rica eder. agresif abla, şöföre verdiği cevapla tüm otobüsü gülmekten yerlere yatırır;
- aynaya bakacağına önüne bak önüne
112 den bir manzara; şoför yanına 2 tane genç kızımızı almıştır...
şoför : bakın kızlar ellerimi bırakıpta kullanabiliyorum (köprünün üstündeyiz ve otobüs sağ şeride kayar)
kızlar : aoua waaay... ( otobüs hala sağ kaymaya devam etmektedir)
şoför : bakın şimdide ellerimi kullanmadan sağ şeride geçtim...
kızlar : çok iyisiniz yaaa
ben : ybsg!!
çok güzel, güneşli bir istanbul sabahı, otobüste 3-5 kişi var. şoförümüz çoğu şoförün aksine dimdik oturmakta ve mutlu mutlu zıplayarak otobüsünü kullanmaktadır. kırmızı ışıkta durur ve pozisyonunu bozmadan kafasını çevirir ve şu diyalog yaşanır:
+ tükenmez kalemi olan var mı?
- vereyim, buyrun.
+ sağolun*...buyrun
- sağolun
-şöför bey biletim yok diğer duraktan alsam olur mu?
-bi yolculara sor önce
-(yolculara dönerek) ehm..ya biletim yok diğer duraktan bilet alıp atsam olur mu?
-selam kaptan biz akmerkeze gidicez de..
-banane delikanlı geç otur kapının önünde durma
-şeyy, hangi durakta inecez diye şeyetmiştim
-ben size şeyederim siz hele bi oturun da
sibirya soğuklarının istanbulu vurduğu günlerden biridir. olay mekanı esenler otogarıdır.
önünde taksim levhası olan ve taksim durağında bekleyen bir otobüsün şoförü:
- aksaray...aksaray....
y: e, taksime noldu?
ş: taksime gitmiyoruz, aksaraya bu otobüs.
y: niye ki, yol mu kapalı?
ş: yok diil, bu aksaray otobüsü
y: ama taksim yazıyo!
ş: bizim levhamız yok da o bakımdan
y: ...
ş: aksaraydan aktarırız
y: o diil de, levha yok diye taksim levhası mı koydunuz?!!
ş: öyle oldu. aynı güzergah ya, o bakımdan
y: levhaya uyumlu olsun diye de burda bekliyosunuz heralde!
ş: ne?
y: yemezler canım!
ş: ne diyosun kardeşim sen yaa!
y: bal gibi taksim otobüsüsün sen diyorum! levha taksim, durak taksim,adam bizi yiyo sabah sabah!!! hadi canım hadi, taksime gidiyorsun. bunca yolcuyu soğukta mı bırakacaksın?! ayıp ayıp, insanlık nerde kaldı.dır dır....vıdı vıdı... hadi millet binin otobüse, taksime gidiyoruz.
ş: ...*
her haliyle fırlama oldukları belli olan iki genç otobüse biner. şoför bıkmadan, usanmadan, ısrarla ve hatta -benim tahminim- zevkle söylediği klişe cümlesini 491336494316431346. defa söyler: "arka tarafa doğru sağlı sollu ilerleyelim lütfen". çocukların duyduğu ilk ikaz olduğu için şoförün bu masum görünüşlü ricasını geri çevirmezler ve ilerleme isteğini yerine getirirler. ancak nereden bileceklerdi ki şoförün her 16 saniyede bir bu isteğini yineleyeceğini. şoför yine seslenir: "arka tarafa doğru yürüyelim lütfen" gençlerden biri dayanamaz ve herkesin -şoför de dahil- yüzünde bir tebessüm uyandıran bombayı patlatır: "kaptan yürümeye o kadar meraklı olsaydık otobüse binmezdik"
şöför değişim saati gelmiştir, vardiyayı devralacak şöför otobüse biner bir durakta ve otobüs hareket eder. bundan sonraki hareket ise ilginçtir otobüs giderken şöför değişimi yapılır.
- kaptan ne yaptın öldürecen hepimizi.
- abi biraz heyecan olsun dedik, güzel olmadı mı?
yaşanmış hikayedir. izmirli arkadaşlar belediye otobüsü şoförlerinin öğrenci pasoları konusundaki ciddi yaklaşımlarını biliyorlardır tahmin ediyorum. üzerinde lise kıyafetleriyle bir çocuk otobüse biner.
şoför: şşş genç pason nerde, öğrenci attın.
çocuk: yok
şoför: e ben nerden anlayacagım senin ögrenci olduğunu
çocuk: dayı... üzerimdekiler dalgıç kıyafetine mi benziyor?!?!?
+abicim şu parayı bi bozduruver şu markette.
-ben mi abi?
+evet abicim bir zahmet
dolmuş yolun kenarındaki marketin önünde durur.gidip markete bozuk para sorulur.marketci amca bozuk paranın olmadığı söyler.
-abi bozuk para yokmuş.
+hay anasını.ilerde bi tane daha var orda bozdurursun
-??olur abi
ilerdeki markette tekrar durulur.bozuk para yine yoktur.
-abi yine yokmuş
+şerefsiz oğlum bu marketler.var da vermiyor.
-doğrudur abi
+bak ben şimdi şu öndeki otobüsü durdurcam.inceksin ondan alcaksın bozuk para.
-(iç ses) hay yarabbim yeter be.
-(dış ses) olur abi.
+heh durdu git al gel.
gidilir,para nihayet bozdurulur,şoföre verilir ve en yakın durakta bir daha binilmemek üzere inilir.
başıbüyük denen yere yolcu taşıyan otobüs şoförü ve müşterisi arasında geçmiştir.
müşteri : pardon başı büyük mü ?
şöför : büyük abla büyük
müşteri : ne zaman kalkar ?
şöför : geç otur o kalkar
- öğrenci basabilirmiyiz lütfen
- senin kartın ne doluki bilader ?
- tam dolu
- neden öğrenci doldurmuyorsun bakayım ?
- öğrenci tarafı kilitlendi ondan tam doldurup öğrenci basıyorum
- peki neden açtırmıyorsun konakta yapıyorlar o işi ?
- zamanım olmadı bilader bas sunuda oturalim ya!
- eheh peki bakalım bu seferlik böyle olsun
olayın kahramanı bir öğrenci kızımız..muavinle arasında geçen diyalog,,
-ne kadar?
+2.60
-sabah ben 1.80e bindim..(e niye soruyorsun o zaman kontrol mu ediyorsun!)
+o öğrenci..
-e ben de öğrenciyim!
+pasonuzu görebilir miyim?
-ne pasosu pasom olsa basardım herhalde!!!
(bkz: akbili pasoyla aynı şey sanan insan modeli)
öğlen okula giderken 576 beklenmektedir ancak vakit iyice daraldığından yaklaşan 70 numaralı otobüse binilir ve şöföre sorulur.
ö: şey, acaba arkada 576 varmı gördünüz mü hiç ?
ş: evet vardı bi tane duruyordu durakta (?!?!?)
ö: hımm peki yakında gelir mi ? (yani arkanda hareket ediyormuydu otobüs öküz oğlu öküz hangi durak kalkış durağımı bir önceki durak mı ne bileyim ben)
ş: tabiki gelir yani duruyorsa sonra hareket edecek ve gelicek işte neden gelmesin (şöför bir mantık kitabı okumuş ve öğrendikleri ile öğrenciyi aydınlatıyor...)
öğrenci daha fazla kendini kasmaz ve otobüsten iner. 15 dakikalık bekleme sonucunda 576 gelir...
arkadaşla buluşup beyoğluna geçilecektir ve fakat bi türlü otobüs gelmez ve arkadaş bir başka durakta uzun süredir beklemektedir.bunun üzerine gelen ilk otobüse binilir, alakasız bi yerde inilir, sonra biraz yürünülür ve arkadaş aranarak taksiye bindim geliyorum denir.taksici de arkadaşın bulunduğu durağa geçemeyeceğini belirterek başka bi yerde indirir ordan o durağa yürünülür, arkadaşın orda değil başka bi durakta olduğu anlaşılır, içinden küfürler ederek o durakta otobüs beklenir.nihayet ilk defa görülen bir taksim arabası gelir ve buna binilir.kapı ağzından o otobüsle geliyor olduğunu haber vermek için arkadaş aranır, tek kelimeyle geliyor olunduğu belirtilir.telefonu kapatınca, güneş gözlüklü stephen king uyarlaması film karakteri tipli şoför şöyle bir çıkış yapar:
ş: siz bugün buluşamayacaksınız...
k.k.v.w:(içinden) hassktir...nooooluyo lan?!...
otobüste biri "lütfen telefonlarınızı kapalı tutunuz" yazısına rağmen telefonla konuşuyordur .şoför hayattan bıkmış baygın ve yüksek bir sesle;
-evet telefonla konuşmaya devam edebilirsiniz.
başka bir günde otobüsün önü ve ortası tıklım tıklımdır ama arka taraf gayet rahattır. akabinde şoför olaya el atar;
-otobüsün arkası da aynı yere gidiyoo
-sen de bakma abicim öyle ilerle ilerle
izmiri hiç mi hiç bilmeyen db,varyanta gitmek için 576 nolu otobüse binmesi ve eşrefpaşa durağında inmesi gerektiğini öğrenir yurt güvenliğinden.ve otobüse biner binmez şöyle bi diyalog geçer şoförle aralarında:
db:kaptan eşrefpaşa durağında inmem lazım haber verebilirmisin!?
ş:ben bilmem durak murak!yolculara sor
bi süre sonra otobüste yolcu falan kalmaz.şoför ile db başbaşadır ve arada bi ayna aracılığıyla gözgöze gelmektedirler.yaklaşık olarak 15-20dakika sürer bu durum ve şoför bi anda otobüsü durdurur kapıyı açar ve şöyle der:
-eşrefpaşa önceki duraktı!ehehehe