|
|
- ne zaman, nerde, nasıl peydahlandı bilemiyorum. ama itü sözlük içerisinde hızla yayılmaya başladı bağıra bağıra. önceleri pek siklenmedi sanki, ekolün öncüleri. sonraları ise salgın bir hastalık gibi sözlük üzerinde dolaşmaya başlayınca millet kendince savuşturma çabasına girdi; kimileri ayar vermeya çalıştı(ki ben de bunlardan biriydim), kimleri ise boş bakınızları kullandı silah olarak. ne yazık ki hiçbiri işe yaramadı.
ve beşinci nesillerin alımı başladıktan sonra korkulan oldu. ekolün büyüsüne kapılmış yeni yazarlar mantar gibi sağdan soldan fırlamaya başladı*. osuruklar havada uçuşuyordu ama yeterli sayıda ip yoktu dizecek. klavyesini götüne, pardon eline alan yazıyordu. ne olduğu önemli değildi yazılanın, ne amaçla yazıldığı önemliydi. bu amacı ucundan veya başından yakalamış bir kaç yazar "kaynak kıçım" ve "bok at, bok at, ne olursa olsun bok at!" kuralları önderliğinde "nasıl byte israfı yapılır?" sorusunun cevaplarını veriyorlardı ve hala da vermeye devam ediyorlar.
bu ekolün öncülerine söylemek istediklerim var aslında; onlara sormak istediğim sorular var, cevaplarını merak ettiğim sorular. cevaplarını alır mıyım bilemiyorum. orası onlara kalmış. daha fazla rahatsızlık vermeden devam ediyorum:
ekolün öncüsü yazarlar,
nedir niyetiniz anlamış değilim, ne yapmaya çalışıyorsunuz? nedir bu girilerde ki "küçük dağları ben yarattım", "bu mahallenin abisi benim" havası? özel olarak mı seçildiniz, yetiştirildiniz?
biriniz yıllanmış abazanlığını kızlara bok atmaya çalışarak dindirme çabasına girer, bir diğeriniz popüler kişiliklere, yazdığı balon yazılarla bok atarak ego masturbasyonu yapar, ötekiniz kıtaların isimleri arasında hayatın anlamını bulmaya çalışır. bu kadar çok mu sıkılıyor canınız, diğer sözlük yazarlarının, sözlük okurlarının zevkinin içine sıçacak kadar mı sıkılıyor? hepiniz mi problemlisiniz yahu? hiçbirinizin mi işi gücü yok? hiçbirinizin mi bir hobisi yok? hiçbirinizin mi arkadaşı yok beraber vakit geçireceğiniz? hayır hiçbiriniz mi bir sike anten, bir yarrağa kurma kolu olacak kapasitede değilsiniz? bırakın bu ağdalı cümlelerle, kelime oyunlarıyla yazdıklarınıza anlam katma çabalarını; bırakın bu millete bok atarak, çemkirerek takındığınız "abi ben çok kuuulum* yeaa!" ayaklarını. bu ne olduğu belirsiz yazıları yazarken harcadığınız zamanı gidin kitap okuyarak, oyun oynayarak, temiz hava alarak değerlendirin. eminim bunlar, hayatınıza daha çok şey katacaktır sanal alemde kralcılık oynamaktan. hiçbirini yapamıyorsanız parmak değiştirin, belki bütün sıkıntı oradan kaynaklanıyordur.
get a life!
- abartılmış balon bir ekoldür. bu ekol dahilinde açılan başlıkların altına yazılan ilk yazıya karşıt görüşlerini ciddi ciddi yazan elemanların beyinlerini saklamak için o müthiş kavanoz-formaldehit ikilisini çağırmak pek güzel, pek hoş bir çözümdür. o, kıvrımdan buruş buruş olmuş nadide beyinler toprağın altında çürümeye, böcek ve kurt yeniğine maruz bırakılmamalıdır. gelecek kuşkalar için saklanmalıdır. elbet bilim bir gün bu beyinleri anlayabilme aşamasına ulaşacaktır. arz - talep meselesi midir, talep - arz meselesi midir, yoksa tarz - alep meselesi midir bilmiyorum. bu ekol dahilinde yazanların beyni mi daha buruşuk, yoksa bu ekole hala ciddi ciddi cevap verebilenlerin mi, bunu hiç bilmiyorum.
- bilip bilmeden yazmak, daha doğrusu yazmaya çalışmak ve yazarcılık oynamaktır. osur osur ipe diz ekolü, bilgi sahibi olmaksızın sallamak, düşünceleri sağlam bir zemine oturtamamaktır. saçmalamaktır kısacası.
- bir kaç önemli öncüsünü kaybetmiş olmasına rağmen hala ayakta kalmak için çabalıyor. bu çabayı gösterenler takdiri hakediyorlar. bravo!
nasıl bir aurası olduğunu hala kavrayamadım yalnız. nasıl bir aurası var ki o dikkat çekme isteği, bu ekole kendini kaptırmış yazarlara insanlığını unutturuyor. milyonlarca insanın içini acıtan bir olayı sözüm ona espri malzemesi olarak kullandırabiliyor. bir insan komik olabilir, bir insan haysiyetsiz olabilir, bir insan orospu çocuğu da olabilir. ancak hiçbir insanın vicdanı, on yedi kişinin ölümüne sebep olan bir olayı dikkat çekmek uğruna alay konusu yapmaya izin vermez, veremez, vermemeli. yazık!
anlaşılan sözlük var oldukça bu ekol de var olacak, orası kesin. siksik timleri ile beraber sözlüğün olmazsa olmazları arasında yer alacaklar. madem var olacaksınız hep, madem bir bok yiyorsunuz, insanlığınızın üzerine sıçratmadan yiyin. elinizde kalan bir tek o var görünüşe göre, onu kaybetmeyin bari.
- sözlükte boş bakınız vermek yerine kullanılabilecek ve kanımca çok önemli bir boşluğu doldurmuş, cuk oturmuş genellemedir, tanımdır, hiç tanınmadığı halde uzaktan sevilen ve de özlenen bir sevgilidir adeta.
yazarının tarif ettiği kitlenin söz konusu tarife uyan girilerinde kullanılmak üzere zor günler için saklanmalıdır. ekmeği tuza banıp banıp yemek gibidir ne bileyim.
az önce bir başlıkta kullandım ve çamurda yuvarlanan bir manda kadar huzurluyum an itibariyle.
no more boş bkz!(ad hoc, 07.08.2008 20:02 ~ 20:04)
- (bkz: l'ecole d'osur i pediz)
|