osman yağmurdereli 

 sayfa  / 2
adana çık aradan

  1. yeni çekeceği köpek adlı dizide kürt ahmet, dündar kılıç, alaattin çakıcı gibi isimlerin mafya değil abileri olduğunu ve dizisinde onları anlatacağını söyleyerek yuh dedirten insan. ağır abi demek istedi heralde...
    (nymphaea, 14.01.2005 16:36)


  2. yağmur ajansın patronu
    (azwepsa, 14.01.2005 16:46)
  3. eski şarkıcı.
    'ince giymiş giymiş üstüne...' diye giden bir şarkısı vardı.
    (famenoth, 14.02.2005 22:26)
  4. en çok abuk sabuk dizisi olan yapımcı.
    (solti, 14.02.2005 23:06)
  5. türkiye'de piyasa olaibilmiş yapımların yaratıcısı, yağmurdereli ailesinin bir türlü sevemediği ama endüstrinin epey bir takdir ettiği tonton bir amca.
    (zalambodont, 04.12.2005 14:51)
  6. an itibariyle tv makinasına bütün sevdikleri ya bağlanan ya bizzat katılan sevilen bir insan.
    (nuvalo, 04.06.2006 02:58)
  7. televizyon makinasında yaşananlardan sonra bir gariplik olduğunu düşünüyordum ki hasta* olduğunu öğrenmemle çok üzmüştür beni. umarım sağlığına tamamen kavuşur. ayrıca bu akşam televizyon makinasında ona yaşatılanlar, okan bayülgen'in iyi niyetlerle böyle bir program yaptığına inanmama rağmen, osman yağmurdereli'yi mutlu etmekten çok, hüzünlendirmiştir bence. sanki herkes ona veda eder gibiydi çünkü...
    (mazzo, 04.06.2006 03:53 ~ 03:56)
  8. ak partinin milletvekilli adaylığını kabul eden yapımcı. partilerin kendilerini şirin gösterme amaçlı son transferlerindendir.
    (lemon, 02.06.2007 19:24)
  9. yüzünde gözünde güç sahibi olmak için desteklemediği bir ideolojiyi savunan partiden aday olmuş eziklik ifadesi bulunduran yapımcı. orda burda sempatik ayaklarına yatmaktadır ama çok gözden düştüğü/düşeceği kesindir. yarın bir gün bomba bir dizi projem olursa sana gelmeyeceğim ulan.
    (gakko, 15.06.2007 01:15 ~ 22.06.2007 14:27)
  10. insanlar mayo ile gezebiliyor o halde türbanla neden üniversiteye girmiyor gibi abuk subuk şeyler söylemiş işin ilginci türbanın karşıtı olarak mayoyu koymuş o an aslında savunduğu şeyin kendi fikri olmayıp sadece birilerine hoş görünmek için savunduğu belli olmuş eski ağlak şimdi ki milletvekili...
    (megae, 15.06.2007 01:17)
  11. allah şifasını versindir fakat ben henüz sevilip beğenilip takdir edilecek hiç bir yönünü görmemişimdir.yaptığı diziler izlenesi değil,müzik derseniz birr birr birr biir dışında kariyerinde herhangi bir eser dahi yoktur.dönem dönem devlete dönem dönem abilerine sırtını dayayıp yalakalık yapıp sirinlik muskası şeklinde gezinmek bu tonton amcamıza yakışmaktadır nitekim bazı kişilerin tarzı budur.
    (pistachio, 15.06.2007 10:48)
  12. (bkz: fff)
    (marooned, 15.06.2007 10:52)
  13. kendisinden beklenmeyecek şekilde akpden milletvekili adayı olmuştur ve hemen türban kelimesini ağzından düşürmemeye başlamıştır. sevilen bir insandır fakat zihinlerde akpye geçtikten sonra soru işareti oluşturmuştur. hasta bir bedene sahip olmasına rağmen barış manço'nun bile girdikten bir süre sonra kalp kriziyle çıktığı meclise girme girişimi kötü bitme olasılığı var amman dikkat etsin. yoksa bütün kabak baykala kesilir, ağzıyla öldürdü adamı diye
    (rehberöğrenci, 15.06.2007 11:08)
  14. 1953, trabzon doğumlu. adalet partisi’nin trabzon’daki ilk il başkanı zeki yağmurdereli’nin oğlu.
    (stairway to heaven, 30.06.2007 15:10)
  15. bir zamanlar şarkı söylerdi ya hatrımda kalan sadece karlar düşer şarkısı... ayni şarkıyı akrep nalan da söylerdi. ben de anlamadı akp ne alaka. düzene göre oynamak bu olsa gerek...
    (kişisel depresyon anları, 24.07.2007 08:32 ~ 08:33)
  16. akp istanbul ikinci bölge milletvekili olarak seçilen kişi.

    istanbul sen neymişin be, gerçekten taşın toprağın altın, her gelen biryere geliyor tebrik ediyorum seni.
    (granata35, 24.07.2007 14:23)
  17. kültür ve turizm bakanlığı'na oynuyor..

    atilla koç'tan sonra "ölümü gösterip sıtmaya razı etme" görüşü beliriyor doğal olarak..
    (hepinizin ağzına kırmızı biber sürerim, 31.07.2007 13:48)
  18. "akp'li yağmurdereli görmemiş duymamış!
    komisyonun akp'li üyesi osman yağmurdereli 12 eylül dönemindeki işkenceler ile ilgili "görmedim, duymadım" dedi. 27 yıl öncesini sorgulamanın doğru olmadığını savunan yağmurdereli, "işkence yapıldıysa o dönemde hangi şartlar altında yapıldı, bunun da sorgulanması lazım" diye konuştu. yağmurdereli şunları söyledi: "27 yıl öncesi. bilemem ki ben. yanlarında değildim, yapıldı mı yapılmadı mı? işkence 'var' diyen de vardı, 'yok' diyen de var. 'var' diyene inanmak istiyorsun da, 'yok' diyene neden inanmak istemiyorsun? birisi görmüş mü? 'ben oradaydım, mehmet'i aldılar, yere yatırdılar, falakadan geçirdiler, hayalarını sıktılar' diyen var mı?"

    bahsedilen komisyonun insan hakları komisyonu olduğunu hatırlatayım. hayatımızın sokulduğu karanlık deliklerin inkarı bu kadar basittir işte; kim görmüş, kim duymuş.

    insanlığın bittiği noktaların sorgulanamadığı topraklardır buralar. 'var' diyen olduğu kadar 'yok' diyen de olacaktı elbet. zira devletimizin ak yüzünü karartmaya hiç gerek yoktur. olan olmuş, ölen ölmüş, gururuyla oynanan oynandığı ile, onuru ayaklar altına alan halen giydiği botlarla kalmış, biz yolumuza devam edelim. ileri de de olur mu? bilemeyiz belki olur. önemli değil biz olmadı deriz yeter.

    pkk ile savaşın en sert yaşandığı zamanlarda bölgedeki köylerden yaklaşık 10 tanesinin muhtarı başbakan tansu çiller'e kadar ulaşır, dertlerini anlatmak için. köylüler askerlerin ormanlarını yaktığını, helikopterlerin köylerini pkk'lı vardır diye bombaladığını söylerler. tansu çiller çok emindir "beni bizim askerin orman yaktığına inandıramazsınız, ayrıca her gördüğünüz helikopteri de türk helikopteri sanmayın, pkk helikopteri, ırak ya da ermenistan helikopteri bile olabilir."

    kendini sorgulamaktansa köylerini bombalayanın ermenistan olmasını umacak kadar inkar gücü ile korku saçan bir devlettir bizi elinde tutan. halen ağzımız kapalı, bizim sözümüze karşı onların sözü çünkü, bu kadar basit.

    http://www.radikal.com.tr/...
    (malina, 11.11.2007 11:52 ~ 11:58)
  19. 12 eylül dönemi ile ilgili yaptığı açıklamaları okuyunca şaşırtan insan, üstüne üstlük bu insanın milletvekili olarak mecliste var olmasını nasıl açıklayacağımı da şaşırdım. evet, ota boka şok olan insanın ta kendisiyim ben. ülkem sağ olsun, bu açıklamalar var oldukça daha çok şaşıracağa da benzemekteyiz biz. ama osman yağmurdereli belli ki bazı şeyleri okuyup görmüyor, ne de olsa koskoca adam bir ton işi vardır malum. yine de aşağıda bir açıklamayı en azından kendisine ve de onun gibi düşünenlere örnek teşkil etmesi amacıyla alıntılıyorum:

    "12 eylül olmuştu.. işkenceler, ölümler birbirini takip ediyordu ve o günlerde kenan evren en meşhur konuşmalarından birini fatsa'da yaptı; birtakım sinemacıların halkı tahrik eden, onları devlet düşmanı yapan filmler yaptığını söyledi. ertesi gün de yönetmen ali özgentürk, çektiği "at" filminin montajını yaparken tutuklandı ve idam istemiyle, o zamanlar bir tutukevine çevrilen davutpaşa kışlası'na gönderildi.

    o zamanlar kızımız dünya beş yaşındaydı. anaokuluna gidiyordu. yaşı küçük, aman görmesin, duymasın, bilmesin demedim; hemen her görüş gününe dünya'yı da götürdüm. o beş yaşındaki dünyacık, benim görüş için ne kadar çok kâğıt imzaladığımı belleğinin bir yerine yazmış. bir gün anaokulundan eve bir telefon geldi. telefon eden yönetici ağlıyordu, dünya onu çok seven ilk aşkı onur'u da örgütleyip anaokulunun idare odasına girmiş ve ne kadar resmi kâğıt varsa hepsini küçücük parçalar haline gelene kadar kesmiş.

    donup kalmıştım.

    geçelim başka bir hikâyeye. adı bende saklı, o zamanlar gencecik bir kadın olan arkadaşım, eşiyle birlikte tutuklanmıştı. daha doğrusu kadın arkadaşımı, kocasını konuşturmak için özellikle tutuklamışlardı. çünkü öylesine bir işkence biçimi bulmuşlardı ki, bunu yaşayan mutlaka konuşur ya da polisin istediği biçimde ifade verirdi.

    bu işkence biçiminde kadınla erkek aynı odaya alınır ve erkeğin gözü önünde kadına tecavüz edilirdi. arkadaşım ve kocası böyle bir işkenceyi yaşadılar, arkadaşım arka arkaya tecavüze uğradı ve kocası acının en derin yaralarını aldı.

    yıllar sonra arkadaşımın kocası dışarı çıktığında yeni bir hayat kuramadılar. çünkü en mahrem biçimde yaralanmışlardı. arkadaşımın kocası kendini yedi katlı bir apartmanın balkonundan attı. o sırada evren paşa dediğiniz o adam sibel can'ın tombul kalçasını tuvale geçirmeye çalışıyordu ve ülkenin hâlâ devlet eliyle beslenen en zengin, milli burjuvaları, bu tabloyu satın alabilmek içine kuyruğa girmişlerdi.

    geçelim başka bir hikâyeye., genç kadını, iki kediyle birlikte bir çuvalın içine koydular. çuvalın ağzını bir güzel kapadılar ve ardından sopalarla çuvala saldırdılar. her sopa vuruşta kediler genç kadına saldırdılar ve o bir tırmık darbesiyle gözünün birini yitirdi, çuvalı açtıklarında iki kedi ölmüştü ve genç kadın baygındı, günler sonra kendine geldi. şimdi yaptığı tek bir iş var, yaşadığı mahallenin kedilerini beslemek..."


    bunları okuduktan sonra hala işkence olmadı, yok inanmıyorum, olduysa da düşük dozajda olmuştur diyenlere bir laf etmek dahi istemiyorum.
    (aglaures, 11.11.2007 13:48)
  20. burada tuslara basarak zaman kaybetmeye bile değmeyen gereksiz medya kişisi. bende kaybettim,evet.
    (beholderrulez, 11.11.2007 15:01)
  21. türkiye büyük millet meclisi'ni çocuk yuvası haline getiren bir kaç milletvekilinden biri olduğunu dün bütçe görüşmeleri sırasında üzülerek söylüyorum fark ettim. chp grup başkanvekili kemal kılıçdaroğlu'nun söz aldığı bir sırada kendisine ithafen "sanatçılığınıza saygım sonsuz ama politikaclığınız için aynı şeyi söyleyemeyeceğim" şeklindeki yorumuna sataşma var şeklinde bir nedenle söz istemiş, kendisine verilen bir dakikalık süreyi kemal kılıçdaroğlu'ndan daha kötü bir şekilde kullanmış kendisine yapılan yorumu hakaret gibi algılamış olduğundan dolayı aynı şekilde kemal kılıçdaroğlu'na yönelik bir şeyler söylemiş sonrasında akp milletvekillerinin gülüşmeleri ve alkışları eşliğiyle oturumu takip etmek için döndüğü yerine giderken bir akp milletvekiliyle çak o zaman** yapmıştır. amerikanvari filmlerde birbirlerine sövüp sayan zencilerin ayar verdikten sonra yanındaki arkadaşına dönüp çakmasını anımsattı bana, üzerinde nasıl verdim ayarı, godum çocuğu haliyeti ruhiyesi hakimdi. ama hatırlaması gereken en önemli şey orasının soytarılar meclisi değil milletin meclisi olduğu gerçeğidir. partililerce toplanıp yapılan muhabbetlerde "muhalefete ayarı nasıl verdim hacım" diyebilmek için kalkıp çok önemli olan bütçe görüşmeleri sırasında komikçilik yapmanın anlamı yok. kendisini espiritüel, komik bulabiliyor olabilir ama ciddi şeyleri konuşulduğu bir mekanda tüm ciddiyetin üstüne bu hal ve tavırlarla limon sıkmanın anlamı yok. bu yapmış olduğu şeyin hiç bir şekilde ne izahati var ne de savunulacak bir tarafı. politikacılığına toz kondurmak istemiyorsa sayın yağmurdereli en azından milletin beynini karbon kağıdından çıkmış senaryolarla döşeli dizilerle yıkamamanın yanında, meclisde bu denli sululuklar da yapmamalı. insan biraz cool olur. ne o tombik tombik. osman yağmurdereli'nin konuşmasından sonra söz almak isteyen ve aldıktan sonra doğru dürüst cevap bile vereyen kemal kılıçdaroğlu'na da yakışmadı ayrıca.

    edit: meclis tutanaklarından olayın bütünü şöyle gelişmiştir. kemal kılıçdaroğlu, milli eğitim bakanı hüseyin çelik'in "değerli milletvekilleri, bir siyaset bilimci "nasıl iktidar olunmaz?" diye bir araştırma yaparsa, bu sorunun cevabını ararsa, bunun için cumhuriyet halk partisinden daha iyi laboratuvar bulunamaz." sözleri üzerine söz istemiştir ve olaylar gelişir:

    başkan - buyurun sayın kılıçdaroğlu.

    kemal kılıçdaroğlu (istanbul) - sayın başkan, sayın bakan konuşması sırasında chp'nin kurumsal?

    başkan - biraz önceki konuşmayı mı kastediyorsunuz?

    kemal kılıçdaroğlu (istanbul) - evet efendim. o konuda izin verirseniz söz almak istiyorum.

    başkan - buyurun sayın kılıçdaroğlu.

    size üç dakikalık süre veriyorum.

    kemal kılıçdaroğlu (istanbul) - teşekkür ediyorum sayın başkan.

    değerli milletvekilleri, muhalefetin temel görevi, iktidarın yanlışlarını dile getirmek ve eleştirmektir. iktidarın temel görevi de yaptıklarını ve muhalefetin getirdiği eleştirilerin doğruluğunu veya yanlışlığını tartıştırmaktır. bizim burada çıkan bütün üyelerimiz, bütün milletvekili arkadaşlarımız, sayın bakanın yaptığı icraatları eleştirdik, açık ve net, tartışmaya yer vermeyen sorular sorduk. sayın bakanın görevi nedir? gelip bu sorulara yanıt vermektir. sayın bakan bütün bunları bırakıp chp'nin kurumsal kimliğine saldıran bir tavır sergiledi.

    osman gazi yağmurdereli (istanbul) - ama doğru.

    kemal kılıçdaroğlu (devamla) - nedeni nedir, nedeni nedir "doğru" diyen değerli arkadaşım? bir insan kendisine sorulan soruya yanıt veremezse başka bir şeyin arkasına sığınır. sayın bakanın da böyle bir şeyin arkasına sığınmaya hakkı yoktur. (chp sıralarından alkışlar) bu bir.

    ****benim, sizin sanatçı kimliğinize saygım var ama siyasetçi olarak doğru değilsiniz.****

    ikinci önemli konu: sayın bakan geldi burada dedi ki: "yolsuzluğa göz yumarsanız? "benim, allah'tan" ve bir şeyden daha "korkum yok." demiştiniz?

    millî eğitim bakanı hüseyin çelik (van) - "allah'a ve millete." dedim.

    kemal kılıçdaroğlu (devamla) - evet "korkum yok. eğer, yolsuzluğa ses çıkarmazsanız yolsuzluğun ortağı olursunuz." dedi, söyledi değil mi? (ak parti sıralarından "doğru" sesleri) güzel, ne kadar güzel.

    elinizi vicdanınıza koyun. yeni arkadaşlarım bilmez ama geçen dönemde milletvekili arkadaşlarım bilir. kamu ihale kurumu "sayın bakan hakkında soruşturma açın." diye yazı yazdı mı yazmadı mı sayın bakan, başbakanlığa?

    millî eğitim bakanı hüseyin çelik (van) - yazdı.

    kemal kılıçdaroğlu (devamla) - yazdı. biz gensoru verdik mi "sayın bakan hakkında soruşturma açılsın." diye? verdik. kim kaldırdı, bu soruşturma açılma iznine kim izin vermedi? siz vermediniz.

    şimdi sayın bakan sizi de yolsuzluklara ortak etti, gözünüz aydın.

    teşekkür ediyorum. (chp sıralarından "bravo" sesleri, alkışlar)

    osman gazi yağmurdereli (istanbul) - sayın başkan?

    başkan - efendim.

    osman gazi yağmurdereli (istanbul) - sayın başkan, şahsıma ve sanatçı kişiliğime sataşma var; söz istiyorum. (ak parti sıralarından gülüşmeler, alkışlar)

    millî eğitim bakanı hüseyin çelik (van) - sayın başkan?

    başkan - sayın yağmurdereli, birkaç dakikanızı rica edeceğim.

    buyurun sayın bakan.

    millî eğitim bakanı hüseyin çelik (van) - sayın başkan, değerli milletvekilleri, sayın kılıçdaroğlu ifade etti, bana, imkb tarafından millî eğitim bakanlığına tahsis edilen 400 trilyonluk bir kaynağın okullara dönüştürülmesi için yapılan ihaleyle ilgili olarak chp'nin iddiası şuydu: "efendim, niçin en ucuz teklifi verene vermediniz? dolayısıyla, devleti zarara soktunuz." diye bana gensoru verdiler. ben de huzurunuza geldim dedim ki: "bugün olsa yine vermem. çünkü, ben çocuklara mezar yapmıyorum" dedim. (ak parti sıralarından alkışlar)

    en düşük teklifi vermek en iyi tekliftir anlamına gelmez. (chp sıralarından gürültüler)

    muharrem ince (yalova) - kamu ihale kurumu ne dedi?

    millî eğitim bakanı hüseyin çelik (van) - bir dakika.

    başkan - kısa açıklasın tamamlayacağız arkadaşlar.

    bu tartışmayı bitirelim arkadaşlar.

    millî eğitim bakanı hüseyin çelik (van) - sayın kılıçdaroğlu, kamu ihale kurumu 14 dosyayla ilgili olarak başbakanlığa yazı yazdı, dedi ki: " sayın bakanla ilgili inceleme, gerekirse soruşturma yapılması." dedi.

    ben, grupta arkadaşlarıma anlattım, genel kurulda genel kurula anlattım meselenin ne olduğunu. herkes vicdanen müsterih olduğu hâlde başbakanımıza gittim, dedim ki: "sayın başbakanım, eğer siz bu inceleme ve soruşturmayı yapmazsanız, ben şaibe altında kalırım. istirham ediyorum, farklı kuruluşlardan, benim hiç bilmediğim, tanımadığım, başbakanlık teftiş kurulu, devlet denetleme kurulu, nereden olursa olsun bir heyet kurulsun ve bizim bu yaptığımız ihale incelensin." başbakanlık, farklı kuruluşlardan denetçi elemanları bir araya getirdi, bir inceleme ve soruşturma yapıldı, üç ay sürdü ve iki kamyon evrak incelendi.

    algan hacaloğlu (istanbul) - o ihalede nereden, kimler? (ak parti sıralarından "bağırma" sesleri)

    millî eğitim bakanı hüseyin çelik (van) - bir dakika sayın hacaloğlu.

    sonunda, arkadaşlar?

    başkan - sayın bakanım, lütfen tamamlayınız.

    millî eğitim bakanı hüseyin çelik (van) - bitiriyorum sayın başkanım. müsaade edin, son cümlemi söyleyeceğim.

    değerli milletvekilleri, kamu ihale kurumunun bu talebini inceleyen denetleme kurulunun verdiği, oy birliğiyle aldığı karar şudur: "millî eğitim bakanlığının bu konuda yaptığı bütün iş ve işlemler yasalara uygundur, en ufak bir yolsuzluk ve usulsüzlük söz konusu değildir." başbakanlıktan raporu size gönderebilirim.

    saygılar sunuyorum efendim. (ak parti sıralarından alkışlar)

    başkan - teşekkür ederim.

    osman gazi yağmurdereli (istanbul) - sayın başkan?

    başkan - evet, sayın yağmurdereli?

    osman gazi yağmurdereli (istanbul) - sayın kılıçdaroğlu "siyasetinizi doğru bulmuyorum." dedi. (chp sıralarından gürültüler)

    başkan - arkadaşlar, lütfen... usulüne uygun yönetelim işi.

    sayın kılıçdaroğlu "sanatçı kimliğinize saygı duyuyorum, ama siyasetinizi doğru bulmuyorum." dedi, benim anladığım.

    kemal kılıçdaroğlu (istanbul) - evet.

    başkan - bu konuda bir açıklama mı yapacaksınız?

    osman gazi yağmurdereli (istanbul) - izin verirseniz? (ak parti sıralarından gürültüler)

    başkan - hayır, arkadaşlar, nesine cevap verilecek?

    hasan kara (kilis) - şahsını hedef aldı ama.

    osman gazi yağmurdereli (istanbul) - cevap vermek istiyorum.

    başkan - sayın yağmurdereli, buyurun, bir dakikalık süre vereyim, açıklayın ne diyecekseniz.

    osman gazi yağmurdereli (istanbul) - bir dakika yetmez ama.

    başkan - yeter yeter, çünkü, sayın kılıçdaroğlu'nun söylediği cümle zaten on beş saniye tutmadı.

    buyurun, bir dakikalık süre size. (ak parti sıralarından alkışlar)

    osman gazi yağmurdereli (istanbul) - değerli başkan, sayın milletvekilleri; ben, ne sanatçılığımı ne politikacılığımı sizinle tartışmam. (ak parti sıralarından alkışlar)

    ramazan kerim özkan (burdur) - kimle tartışacaksın?

    kemal kılıçdaroğlu (istanbul) - o zaman laf atmayacaksın.

    osman gazi yağmurdereli (devamla) - ayrıca, sayın bakanımın söylediği çok doğru. yaklaşık otuz beş senedir bu ülkede iktidar olmuyorsanız bir sebebi var. (chp sıralarından gürültüler, sıra kapaklarına vurmalar) daha dün değil?

    muharrem ince (yalova) - yabancılara taviz vermediğimiz için iktidar olamadık, yabancılara taviz vermediğimiz için.

    osman gazi yağmurdereli (devamla) - daha dün değil evvelsi gün, sizin?

    bilgin paçarız (edirne) - tiyatro oynuyorsun, tiyatro!

    osman gazi yağmurdereli (devamla) - izin verin, izin? beyefendi, izin verin, izin? daha dün değil evvelsi gün, sizin milletvekiliniz?

    yaşar ağyüz (gaziantep) - burası plato değil hemşerim! burası plato değil! film seti değil burası!

    osman gazi yağmurdereli (devamla) - oturun, sakin ol, sakin ol.

    bir dakikam geçiyor. size cevap vererek bir dakika geçiremem.

    yaşar ağyüz (gaziantep) - hadi git de filmini çek, hadi! burası ciddi yer.

    osman gazi yağmurdereli (devamla) - sakin ol, sakin ol.

    bilgin paçarız (edirne) - sen anlamazsın o işten, anlamazsın!

    osman gazi yağmurdereli (devamla) - sizin dün değil evvelsi gün milletvekiliniz, hiçbir gereği yokken, burada gençlik spor bakanlığının bütçesi görüşülürken, sayın?

    muharrem ince (yalova) - gençlik spor bakanlığı değil, millî eğitim bakanlığı.

    osman gazi yağmurdereli (devamla) - ?devlet bakanlığının,

    sayın başbakanın 1 milyar doları var derken?

    muharrem ince (yalova) - yanlış, gençlik spor geçti. o geçti?

    osman gazi yağmurdereli (devamla) - ?ne alakası vardı? nereden, neyin alakası vardı? siz, bütün hayatınızı, her şeyinizi?

    başkan - sayın yağmurdereli, teşekkür ederim.

    osman gazi yağmurdereli (devamla) - ?iktidarın yaptığı her şeye iftira atarak geçirdiniz. (chp sıralarından gürültüler)

    başkan - sağ olun.

    kemal kılıçdaroğlu (istanbul) - sayın başkan?

    osman gazi yağmurdereli (devamla) - beyefendi, zatıaliniz, bana göre?

    başkan - sayın yağmurdereli, teşekkür ediyorum.

    osman gazi yağmurdereli (devamla) - bana göre zatıaliniz, bana göre zatıaliniz?

    şinasi öktem (istanbul) - sen ne zaman siyasetçi oldun?

    osman gazi yağmurdereli (devamla) - ? iyi bir genel müdür de değildiniz, iyi bir milletvekili de olamadınız. (chp sıralarından gürültüler)

    saygılarımı sunuyorum. (ak parti sıralarından alkışlar, chp sıralarından gürültüler)

    başkan - saygıdeğer arkadaşlarım?

    kemal kılıçdaroğlu (istanbul) - sayın başkan?

    başkan - buyurun sayın kılıçdaroğlu.

    kemal kılıçdaroğlu (istanbul) - efendim, doğrudan doğruya kişiliğimi hedef alarak?

    akif ekici (gaziantep) - sayın başkan, açıklama bu mu? açıklama bu mu? lütfen açıklama?

    başkan - arkadaşlar, lütfen?

    akif ekici (gaziantep) - lütfen açıklama?

    başkan - sayın milletvekilim, grup başkan vekiliniz konuşuyor grup başkan vekiliniz. lütfen grup başkan vekilinizi dinleyiniz.

    kemal kılıçdaroğlu (istanbul) - sayın yağmurdereli, doğrudan doğruya kişiliğimi hedef alarak açıklamalarda bulunmuştur. (ak parti sıralarından gürültüler)

    muharrem ince (yalova) - "iyi bir milletvekili olamazsınız" dedi.

    başkan - saygıdeğer arkadaşlarım, sayın milletvekilleri; bakınız, aranızdaki sohbetler iyi olabilir, diğer şeyler olabilir, ama burada şahsa yönelik ifadelere başlarsak, bakın sabaha kadar bu çalışmayı bitiremeyiz.

    evet, sayın yağmurdereli konuşması sırasında�

    akif ekici (gaziantep) - efendim sataşma var, olur mu öyle şey?

    başkan - ? "iyi bir genel müdür değildiniz." dedi. ben bunu duydum, dediniz. (ak parti sıralarından gürültüler)

    osman gazi yağmurdereli (devamla) - sayın başkan�

    başkan - arkadaşlar? sayın göktaş, lütfen efendim, lütfen?

    osman gazi yağmurdereli (devamla) - sayın başkanım, o nasıl bana iyi siyasetçi değilsin dediyse, ben de ona iyi genel müdür değildin diyorum, yine diyorum. (ak parti sıralarından alkışlar)

    rasim çakır (edirne) - sen kimsin be, sen kimsin!

    başkan - sayın kılıçdaroğlu, bakınız?

    arkadaşlar, sayın milletvekilleri?

    muharrem ince (yalova) - ama sen iyi bir artistsin! iyi bir artistsin bak!

    başkan - sayın ince?

    ismail bilen (manisa) - artistlere hakaret ediyorsun, bir tane de sizde var.

    başkan - sayın milletvekilleri? sayın bilen?

    sayın yağmurdereli'nin konuşmalarını siz de duydunuz, ben de duydum. ben sizin on beş saniye tutan sözleriniz için sayın yağmurdereli'ye bir dakikalık söz verdim, bir konuşma yaptı. şimdi aynı şekilde bir dakikalık süre de size vereceğim, iyi siyasetçi, iyi genel müdür olduğunuzu anlatacaksınız.

    buyurun.

    osman gazi yağmurdereli (istanbul) - sayın başkan, ben yine söz isteyeceğim, bir şey bitmez ki böyle.

    başkan - sayın yağmurdereli, lütfen?

    muharrem ince (yalova) - siz başlattınız.

    başkan - buyurun.

    kemal kılıçdaroğlu (istanbul) - teşekkür ediyorum sayın başkan.

    sayın yağmurdereli'nin sanatçılığına saygı duyuyordum, saygı duymuyorum kusura bakmasın. sayın yağmurdereli'nin niçin politikacı yönünü eleştirdim? çünkü, ben konuşurken oradan laf atıyor, oysa sanatçısınız siz, laf atmamanız gerekirdi. söz alırsınız, kürsüde konuşursunuz, biz de sana olan saygımızı -eskiden olduğu gibi- sürdürürdük.

    dolayısıyla, benim milletvekilliğimi, genel müdürlüğümü eğer siz değerlendirecekseniz zaten ben mahvoldum. (chp sıralarından alkışlar) onun için, sizin değerlendirmeniz, özellikle olumsuz değerlendirmeniz ayrıca benim için onurdur.

    bayram özçelik (burdur) - niye çıktın o zaman?

    kemal kılıçdaroğlu (devamla) - o nedenle, ben sizi zaten ciddiye almak gibi bir gaflette bulundum, onun için de özür dilerim.

    başkan - sayın kılıçdaroğlu, lütfen efendim.

    kemal kılıçdaroğlu (devamla) - sayın bakanın yaptığı açıklamada şöyle bir yanlışlık var, onun altını çizelim.

    mustafa elitaş (kayseri) - sayın başkan, kendi şahsıyla ilgili söz aldı.

    kemal kılıçdaroğlu (devamla) - sayın bakan, eğer kendisi hakkında soruşturma önergesini kabul ettirebilseydi, o zaman siz ortak olmazdınız. (chp sıralarından alkışlar)

    (mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

    başkan - sayın kılıçdaroğlu, teşekkür ederim.

    arkadaşlar, bakınız sayın milletvekilleri, şunu ifade etmek istiyorum: sayın kılıçdaroğlu, tahmin ederim kastı aşan bir ifadeniz oldu. yani, burada bulunan bütün milletvekillerimizin, genel kuruldaki konuşan arkadaşlarımızın tabii ki sözleri ciddiye alınır, cevaplandırılır. o sözünüz uygun olmadı.

    kemal kılıçdaroğlu (istanbul) - hangi sözüm efendim?

    başkan - "ciddiye almıyorum." ifadesi.

    kemal kılıçdaroğlu (istanbul) - aynı sözü kullandığı için zaten kendisine cevap verdim.

    başkan - hayır, şunu diyorum, yani sayın yağmurdereli kullanmışsa onun için de uygun olmadı, sizin için de uygun olmadı.

    arkadaşlar, lütfen bu çatı altında birbirimize, tabii ki saygı gösteriyoruz ama bazen böyle kızgınlıklar, kırgınlıklar olunca kastı aşan cümleler de kullanıyoruz. bütün arkadaşlarımı tekrar teenniye davet ediyorum.
    (chixculub, 10.12.2007 02:16 ~ 14:35)
  22. genç bakış programında fazıl say tarafından göbeğini kaşıyan adam olarak tanımlanan milletvekili. söz konusu programda ciddi anlamda zorlanmış, ters köşelere gelmiştir. ama normaldir, siyaset konusunda tecrübesi ve birikimli olmayan bir adamın, her zaman muhalif olan ve ağızı her daim iyi laf yapan üniversite gençliğinin önünü çıkması kendi hatasıdır. amacının sadece sanatı konuşmak olduğunu söyleyip mavi boncuk dağıtsada mensubu olduğu partinin icraatları yüzünden gerçekten hayatının en zor dakikalarını haklı bir şekilde yaşamıştır. bu kendisi için de eminim iyi bir tecrübedir nerede ne sıfatla bulunması açısından. yani ibo show daki gibi alkışlanmayı beklediyse yanlış yerdeydi. bir de kişisel olarak izleyiciyi rahatsız etmiştir ki milletin temsilcisi olarak meclise gönderdiğimiz kişiler gerçekten kişilik olarak, yapı olarak, kültür, birikim gibi öğeler olarak milyonları temsil etmeye çok uzak durmaktadır. yani şan, şöhret, ün yapmış şarkıcı, türkücü, güreşci mecliste ama okumuş aydın kesim den isimler ise dışarıda bu mantalite biraz acı. programda beni tek rahatsız eden öğe ise canlı yayına katılan gerçekten yetiştirdiğimiz en büyük değerlerden biri olan fazıl say'ın osman yağmurdereliyi başta belirttiğim gibi göbeğini kaşıyan adam olarak canlı yayında nitelemesidir. ne olursa olsun yakışıksız benzetmedir, bekir çoşkuna da yakışmadı, kendisine de. oysa zaten gerekli tepkini ortaya koyup gerekli yerlere olası ayarları vermişsin fazlası saygınlığını zedeler sadece. yani biraz ekstrem bir örnek olacak ama osman yağmurdereli de çıkıp tavşan dudaklı adamlar diye bir benzetmeyle olan bitenden memmun olmayıp yurtdışına gitmek isteyen kitleye gönderme yapsa hoş durmaz derim.
    (korelle, 27.12.2007 04:29)
  23. bazı erkeklerin din sadece bundan ibaretmişçesine kadınların örtünmesi konusundaki israrının gerisindeki nedeni açıkça ifade etmiş kişidir.
    (arapbebek, 27.12.2007 09:24)
  24. kendisi ile yapılan röportajda ; eşimin saçını benden başka kimsenin görmesini istemem diye buyurmuş olan milletvekilimizdir. eşinin şimdi örtünmesini istemezmiş ama eğer kendisi 20 yaşında olsaymış o zaman örtünmesini istermiş. çabuk öğrenmiş politikayı , bravo.
    (albertkamuvicdanı, 27.12.2007 09:39)
  25. katılmış olduğu 27 aralık 2007 genç bakış programını canlı seyretmiş biri olarak, hakkında söylemek istediğim bir kaç şey olan kişi.

    öncelikle dinlemeyi bilen biri kendisi. şahsına söylenmiş tüm sözleri, taraflı tarafsız, susup dinlemeyi bilmiştir. ha söz hakkını alınca coşmuştur o ayrı. ama dinleyebiliyor olması akp mensubu bir vekil için artı bir intibadır.
    ikincil olarak; savunduğu fikirlerin arkasında durmayı başarabilmiş biri izlenimi bırakmıştır. savunduğu fikirler doğrudur, yanlıştır, tartışılır. (ki bence de yanlıştır)
    cesaretli biri olduğunu düşünüyorum. muhalefet partisinin eski de olsa mensupları ile beraber, en eleştirel öğrencilere sahip topluluklardan biri olan güzel sanatlar fakültesi öğrencilerinin karşısına çıkmayı kabul etmiş olası da bir artıdır.

    fakat..

    osman yağmurdereli bazı şeyleri öngörmeden katılmıştır bu programa kanımca. program boyunca abbas güçlünün siyaset konuşulmasın, sanat konuşulsun deyip uyguladığı üstü *kapalı sansür, önceden tembihlenmiş olduğunun bir göstergesidir. ki ne kadar da yanlıştır sanat konuşmaya, sanatçı olarak osman yağmurderelinin ve yanına da eski politikacıların çağırılması. haklı olarak öğrenciler de programı kullanıp akp politikalarını eleştirmiş, osman yağmurdereliyi ve akpyi yerin tam anlamıyla dibine sokmuştur. osman yağmurderelinin çırpınışları ancak popülizm yaparak konuyu hayran kitlesi geniş olan ibrahim tatlısese, adnan şensese yöneltmeye girişmiş, onları savunmaya yeltenmiştir.
    öğrencilerin karşısına, ibo şova katılır gibi katılmaması gerektiğini henüz öğrenememiştir bir politikacı olarak. öğrenciler patlamaya hazır bomba gibilerdir. parayla programa katılıp her boka şakşakçılık yapan kadın seyirciler gibi değillerdir.
    osman yağmurdereli bu programda akpyi, tıpkı chpnin seçim öncesi yaptığı yöntemle savunmaya kalkmış ve akabinde chp gibi patlayıp susmuştur. nedir o yöntem? o yöntem, sadece eleştiriler üzerinden bulduğu demagoji yapılabilecek dallara tutunup konuyu buralara sürüklemektir. adnan şenses örneğini sürekli gündeme getirmek, başbakanımıza böyle diyemezsiniz demek fakat nedenini açıklayamamak ya da işine geldiğinde buraya siyaset yapmaya gelmedik diyebilmek, işine geldiğinde ise başbakanımız şehitlerimiz öldüğünde amerikayla anlaşma imzalıyordu evet ama başarılı olan operasyon bu anlaşmalar sayesinde diyebilmekti.

    nazım hikmet ne güzel demiş; "eğer vatan onun gibilerse, evet ben vatan hainiyim."
    o eğer sanatçı ise; sanat, sivas katliamında kurban giden metin altıokun adına yapılmış bir gösterimi bir ağıtı sansürleyen düşünce ise, sanatçı "artistlik yapma ulan" diyebilen bir zihniyetin içinde barınabilen ise.. evet biz sanatçı falan değiliz. nokta.

    edit: düzeltmeler için mariusa teşekkürler.
    (sadalet, 27.12.2007 12:16 ~ 13:31)
 sayfa  / 2