çok başarılı bir
asker olmasına rağmen emekli edilmiştir. bunda biraz da 'sadece asker' olmasının etkisi büyüktür. asker olmanın gereklerini yerine getirmekten ve görevini layıkıyla yapmaktan başka hiçbir şey düşünmemiştir. bu yüzden de genelkurmay başkanları'yla, cumhurbaşkanları'yla tartışmalara girmiştir. devletin
sivil mekanizmalarının büyük bir çözülme sürecine girdiği türkiye'de,
türk silahlı kuvvetleri'nin de büyük bir
çözülme sürecine girdiğini bizzat yaşayarak tecrübe etmiş bir askerdir. bu yüzden de oldukça kırgındır. bununla ilgili, kendisinin
unutulanlar dışında yeni bir şey yok kitabında bahsettiği bir olayı aktarmak isterim:
---
alıntıdır ---
kasım ayının ikinci yarısından itibaren çeşitli istihbarat ve haber kaynaklarından pkk'nın 5. kongresi'ni yakın bir tarihte kuzey ırak'taki kamplardan birinde yapacağı bilgileri gelmeye başladı. şırnak'ın altındaki haftanin kampı hariç, kuzey ırak'taki sınıra yakın bütün ana kamplar hakkâri'nin güneyindeydi. hangi kampta yapılacağı ve ne zaman yapılacağı türkiye cumhuriyeti devleti için hayati öneme haizdi.
1984'ten itibaren dört kongre yapılmış, bu 5'nci idi. kongre iki haftadan az sürmüyor, örgütün yurt içi ve yurt dışında ele başları ve bölgedeki grup liderleri olarak, katılımda 400-500 kişiyi buluyordu. bunların hepsinin bir yerde toplanması ve aynı yerde iki haftadan daha fazla kalması, mucize şeklinde bulunulmaz bir fırsattı. böyle fevkalade kıymetli bir hedefin yanında bizim diğer kışlık plan ve hedeflerimizin esamesi bile okunmazdı. bu istihbarat bizim için çok sürpriz oldu, ama nasıl oluyor da, burnumuzun dibine en üst kademeden 400-500 kişiyi topluyor ve orada uzun bir süre kalabiliyorlardı. kongre yapılacağı doğru olabilirdi. fakat yer, türk topraklarına yakın kamplar olamazdı. bana göre bu hep beraber intihar etmeye karar vermekten başka bir şey değildi. bu derece saf olmaları mümkün değildi.
örgütün baş aşağı gittiği şu dönemde bu hedef yok edildiği takdirde, pkk'nın ne silahlı dağ kadrosu, ne cephe teşkilatı, ne de şehir ve kırsalda milisi kalırdı. hepsi ve her şey dağılır, kimse kimseyi tutamazdı.
kuzey ırak'ta yakınlarımıza sokulacaklarına ihtimal vermemekle, gene de, böyle bir avanaklık olur mu? olurdu. bütün haber kaynaklarımızı, sezgi gücümüzü bu faaliyetin yeri ve zamanına odakladık.
ocak ayının son haftasında, geçen sene katılamadığım general-amiral seminerine katılmam için bir mesaj geldi. şubatın ilk yarısındaydı, beş gün süreliydi. bir haftalığına gittim ve döndüm.
genelkurmay'da yapılan seminerin bir bölümünde milli istihbarat teşkilatı'ndan bir daire başkanı bölücü ve irticai faaliyetler hakkında bir konferans verdi. konferansın bölücülükle ilgili kısmında;
"pkk’nın 5. kongresini kuzey ırak’ta haftanin kampında yapıp bitirdiğini, şu kadar personel katıldığını, bu kadar süre devam ettiğini" söylerken dayanamadım:
"ben şaşırdım kaldım. yani 5. kongre gerçekten yapılıp bitti mi? hem de burnumuzun dibinde mi yapıldı? haftalarca birkaç yüz pkk lideri aynı yerde mi durdu? bu mümkün değil. böyle bir şey olur da neden kimsenin haberi olmaz? kusura bakmayın ama siz bu faaliyeti olup bittikten sonra öğrenmiş olmalısınız. başka türlü nasıl olabilir." dedim.
mit daire başkanı, 16–17 amiral ve generalin bulunduğu salonda böyle bir seri soruya maruz kalınca önce biraz durgunlaştı sonra: "efendim biz 5. kongreyi başlangıcından beri gün gün takip ettik ve ilgili adreslere bildirdik. sonradan öğrenmedik. bu faaliyetlerin yürütülmesinde bir eksiklik olmadı." diye cevap verdi.
"anlamakta zorlanıyorum. pkk’nin 5. kongresi, hakkari tugay komutanı’nın meselesi değil ama böyle dolgun ve kıymetli bir hedefi bir daha ne zaman, nerede bulacaksınız? nasıl haberimiz olmaz? tepelerine inip hepsinin işini bitirmeliydik." dedim.
mit daire başkanı: "bilgiler adres gruplarına gönderildi efendim." demekle yetindi.
herkes dinledi kimse farklı bir şey de söylemediği için konferans devam etti.
2 ağustos günü öğleden sonra tugayın kışlasındaki piste bir sivil helikopter indi. kısa bir süre sonra da emir astsubayı, mit görevlisi üç kişinin ziyaret için geldiklerini söyledi. gelenler milli istihbarat teşkilatı van bölge müdürü ve iki yardımcısıydı. müdür çantasından büyük bir zarf çıkartıp uzattı ve:
"komutanım sayın müsteşar'ımızın size selam ve saygıları var, 'osman paşa'nın aklında yanlış bir şey kalmasın.' diyerek bu zarfı size gönderdiler." dedi.
"ne bilgisi var bunun içinde?"
"biz malumatkar değiliz komutanım." dediler.
zarfı açtım ve içindeki beş sayfalık notları hızlı hızlı okudum. sonra, okumanın bitmesini sessizce bekleyen üç görevliye,
"arkadaşlar eskiden ben de bütün insanlar gibi, bazı akıl almaz gibi görünen şeylere şaşırırdım. hakkâri'de yürüttüğümüz mücadele boyunca yaşadıklarımdan sonra, yeryüzünde insanlara ait hiçbir şey artık beni şaşırtamaz. yazık, çok yazık. tanrı bizim milletin yardımcısı olsun." dedim.
beş sayfalık bilginin özeti şuydu:
kürdistan işçi partisi (pkk)’nin 5. kongresi şırnak ilinin 18-20 kilometre altında, kuzey ırak’taki haftanin kampında yapılmıştı. aynı bölgede, üç ayrı noktada 500, 200 ve 50 kişi olarak; pkk’nin üst düzey yönetim ve grup liderlerinden 700 kişi toplanmıştı. haftanin’e gelişler 23 kasım 1994’de başlamış, 26 şubat 1995’de, en son grup ayrılmıştı. toplantı 1.5 ay sürmüştü. mit bu büyük organizasyonu başından sonuna kadar, 22 ayrı tarihte 22 kez rapor edip bildirmişti.
işin daha da ilginç tarafı 5. kongreyi yapanlar da türkiye cumhuriyeti devleti haftanin’e bir harekat düzenler diye beklemişlerdi. bundan daha doğal bir şey olamazdı. pkk’nin üst düzey kadrosundan 700 kişi burnumuzun dibindeki bir yerde 1,5 ay süren bir toplantı yapıyordu.
22 ayrı tarihte, 22 defa bu faaliyetin kendilerine bildirildiği makamlar şunlardı: cumhurbaşkanlığı, başbakanlık, genelkurmay başkanlığı, içişleri bakanlığı, dışişleri bakanlığı, hava kuvvetleri komutanlığı, milli güvenlik kurulu genel sekreterliği, jandarma genel komutanlığı, genelkurmay istihbarat başkanlığı, genel kurmay iç güvenlik harekât merkezi. iki kere de diyarbakır’daki 2. taktik hava kuvvetlerine bildirilmişti.
kurmayları çağırdım. "alın okuyun. şu aylarca kafa yorduğumuz, uykusuz kaldığımız demiyeceğim, zaten olmadığı için; biz hakurk'ta burnumuzdan solurken, televizyonların haber bültenlerinde üst üste geçen, pkk'nın 5. kongresi neymiş görün." dedim.
birkaç kez okudular ve sonra bana baktılar.
"konuşmayacak mısınız? dilinizi mi yuttunuz yoksa?" dedim. harekât şube müdürü binbaşı ferhan:
"komutanım ben 17 yıllık subayım. hakkâri'ye katılışımdan itibaren öğrendiklerimin yanında, geçen 17 yılda öğrendiklerim bir hiç kaldı." dedi.
---
alıntıdır ---
gerçekten ne söyleyeceğimi bilemiyorum. gecenin bir yarısı,
kan uykusu belgeselini izleyip gaza geldikten sonra yazıyorum bütün bunları. kelimeler gerçekten kifayetsiz kalıyor.
ihanetin bu kadarı olamaz diyorum. yıllarca süren mücadele, kaybedilen 30.000'i aşkın can, harcanan milyarlarca dolar... her şey bu kadar mı değersiz? en çok güvendiğin, arkasında durduğun isimlerin/kurumların bile bu kadar
ihanete bulaşmış olmasını içime sindiremiyorum. evet
ihanete! başka bir kelimeyle ifade edilemez bütün bunlar. nedenini anlamakta gerçekten zorlanıyorum. içimden ana avrat küfretmek geliyor ama sonra susuyorum...
(bkz:
söylesem tesiri yok sussam gönül razı değil)