gündem dışı olmasına rağmen kendimde yazma zorunluluğu hissetiğim ödüllerdir. çoğu kişi 79.oscar ödüllerini izlemiştir ve artık ödüllerin neye göre verildiğini anlamıştır.aslında ödül almak çok basit bir iştir tabi bu ne yaptığınıza da bağlı hangi dalda ödül almak istiyorsunuz mesela?
not: yazımı yazmadaki amaç hiçbir yönetmen ya da filmi eleştirmek değil sadece oscar ödüllerinin ne kadar basitleştirldiğini göstermektir. tabi siz bunu zaten biliyorsunuz sadece bana göre belirlediğim kriterleri yazdım.
en iyi yönetmen: aslında oldukça basit bir iş.4-5 yılda bir yahudi soykırımını işleyen bir yönetmenseniz,mutlaka ödül alırsınız.
(bkz: steven spielberg)
(bkz: roberto benigni)
(bkz: roman polanski)
ayrıca 1500 defa oscara aday gösterilip oscar alamadıysanız 1501. ödül töreninde mutlaka alırsınız.
(bkz: martin scorsese)
en iyi film: belki de verilirken en dürüst davranılan ödüldür.yine de amerikalı dostlarımız kendi kültürlerini yansıtan filmleri araya serpiştirmiyor değil.sanırım yahudi soykırımını işleyen filmleri yazmaya gerek yok.
(bkz: american beauty)
(bkz: chicago)
en iyi erkek oyuncu:belkide en takdire layık insanların aldığı bu ödülde eğer bir deliyi canlandırıyorsanız ya da siyasi bir insanı hatta ibne bir kovboy bile ödül almaya yeterlidir. açıkçası ciddi bir rolde oynamak yeterlidir.ve bir eğlence bir macera ya da bir komedi filminde oynuyorsanız hiç şansınız yoktur.
`
en iyi kadın oyuncu` : izlemesi en güzel insanlardır.bu ödülü alan kadınlar son dönem için konuşuyorum eğer kıçını başını açmışsa,porno film yeteneği varsa ödül almak için yeterli kriterler olmasa da ödül alırken dikkat edildiğini düşünmekteyim.
sanatın barınmadığı/barınamadığı kriterler bütünü. akademi'nin son zamanlardaki tavrının kendini aklamaya yönelik olduğunu düşünüyorum. bana göre akademi, son yıllarda, amerika adına "bakın biz de artık kendi içimize nesnel bakıp kendimizi yargılayabiliyoruz" cümlesini düstur belleyen her filme oscar amcamı veriyor.
yani ödülü kapmanız için filminize amerika'nın karın ağrılarından birini veya bir kaçını serpiştirmeniz yeterli. mesela ırkçılık, eşcinsellik, petrol, ırak, bush, yahudilik, tüketim çılgınlığı vb. lakin dikkatli olmalısınız, kimsenin tavuğuna kış demeden, kimsenin canını acıtmadan, yüzeysel dokunmalısınız bu konulara, yoksa oscar amca kızar (bkz: fight club).
en iyi oyuncu ödülleri de bu filmlerde oynayanlara verilir. gerçi o yıl birileri kendi cinsiyetinin dışında bir rolde oynamışsa ya da herhangi bir sakatlığı, eksikliği olan bir karakter canlandırmışsa ödülü kapabilir. tanınmış birini(yıllanmış bir şarkıcı, politikacı, oyuncu, yazar vs.) oynamak da şansınızı artırabilir.
en iyi yabancı film oscarını da nobel edebiyat ödülü verilirken bakılan kritere göre verirler: yönetmen kendi ülkesine hakaret etmiş mi, onurunu zedelemiş mi? sanılır ki kendi ülkene sövmek tarafsızlığın arşıdır.
aslında bu kadar mekaniktir akademi'nin ödül verirken ki seçimleri, öyle fazla düşünmeye gelemez hiçbir amerikalı.