oruçlu insanların, oruçsuz insanları kısıtlamasından ziyade, oruç tutmayan insanların, çevrelerindeki oruçlulara kendi içlerinden ve vicdanlarından gelerek yardımcı olduklarını düşünüyorum.
dersaneye gittiğim bir dönem, sınıftaki tek satanist görünümlü öğrenci olarak bütün sınıfın ve derse giren bütün hocaların dikkatlerini kendi üzerime çektiğimin farkındaydım, çoğunun dalga konusu da oluyordum ancak dinime küfreden müslüman olsa tabiriyle şunu söyleyebilirim ki, o koca sınıfta sadece ben oruç tutuyordum.
ibadet ve de kalpteki allah inancı, insanların dış görünümleriyle ya da ramazan ayında ortalık yerde sakız çiğnemeleriyle, su içmeleriyle asla alakalı bir şey değil.
oruç tutmadığım günlerde, halk arasında ne kadar kana kana su içme, koca damacanayı kafaya dikme, hatta elimde whooper'la istiklal'de yürüme, bir de üzerine captain black içe içe yürüme hakkım varsa, bunu etrafımdaki insanların bana gösterecekleri tepkiden korktuğum ya da çekindiğim için değil, tamamen o insanların neler hissedebileceğini düşündüğümden ötürü yapmıyorum. çok susamış ve oruç tutan bir insanın yanında kana kana su içmenin de, allah inancıyla alakası olup olmadığı belki tartışılabilinir, ama
empati diye birşey vardır ve bu, siz -5 derece soğukta otobüs durağında bir yerleriniz donmakta otobüs beklerken yanınızdan su sıçrata sıçrata geçen jip'e karşı hissettiklerinizle aynı olabilir.
bu yüzden, karnım açsa bile iftar saatlerinde, orucunu açacak insanların işlerini daha çok zorlaştırmamak için herhangi bir yerde oturup masa işgal ederek ya da fast-food restauranlarında sıraya girip arkamda 12 saattir aç olan insanı daha da uzun süre aç bırakmamak için yemek yememeye, hatta dişimi biraz sıkmaya çalışıyorum.
bütün bunlar, otobüste yaşlı bir teyzeye yer vermekle aynı aslında. ama hepimiz biliyoruz ki, maalesef otobüslerde yer verdiğinizde sevimli bir şekilde sen otur diyen ninelerin olduğu gibi, daha siz yer vermeye yeltenemeden bastonuyla sizi dürten teyzeler de var, tıpkı oruç tutmayanlara zarar vermek isteyen insanların da olduğu gibi.