belki ilginizi çeker
  1. · stronghold
  2. · amish
  3. · ortaçağda entelektüeller
  4. · yaran yanlış okumalar
  5. · ortaçağ da yaşamak istemek
gündem
  1. · sevgilinin söylediği unutulmayan sözler
  2. · colin kazım richards
  3. · öğretmenler günü
  4. · fotoğraf makinası olmayan japon
  5. · mutsuzluk veren küçük şeyler
  6. · 250 milyarlık cip kullanan türbanlı
  7. · babaların garip huyları
  8. · reservoir dogs
  9. · her gün okula sövmek

ortaçağ da yaşamak istemek  

  1. özellikle stronghold severlerin daha bir şiddetle gerçekleştireceği eylem.
    (kane, 17.05.2007 11:48)
  2. ileri teknolojinin olmadığı yerde yaşamak istemektir. cep telefonuyla mesaj atmaktan bıkmışların, internetten bayılmışların, medyadan illallah diyenlerin dileğidir. ortaçağ 21. yüzyıldan uzaklaşmayı hayal edenlerin aklına gelen ilk dönemdir. korkutucu, gizemli ve çekicidir.
    (dünyanın sekizinci harikası, 09.06.2007 16:14)
  3. etraftakilerin sürekli neden? diye sorma sebebidir.

    şimdi arkadaşım,takmşısınız bir karanlıktır bilmem nedir,ama ortaçağ pek çok fikrin öne sürüldüğü,sanatta en önemli gelişmelerin olduğu dönemdir..dini baskı sanatta sembolizmi tetiklemiş,sembolizm ise o mistik havayı yaratmıştır.sanatçılar çeşitli simgelerle düşündüklerini belli etmeye çalışmışlar,bu da insan zihninin yaratıcılığını yadsınamaz bir şekilde gözler önüne sermiştir.şahsen,ben önemli düşünceleri çat diye söylenen tiplerden hoşlanmam,biraz dolambaçlı,biraz şifreli olmalı herşey..bu yüzden çekici geliyor belki de..tüketilmişliğe olan değişmez soğukluğum ortaçağ'da yerini teslimiyet ve karanlık bir huzura bırakıyor..

    herşey daha asil,görkemli..biraz da anlaşılmaz..şimdiki gibi yapış yapış,vıcık vıcık değil..
    sevemedim ben bu yüzyılı,hala zaman makinesini beklemekteyim..
    (medusa, 13.10.2009 19:42)
  4. elektrikler kesildiği zaman depreştiği bilindik bir gerçektir. elektrikler geri gelince edison'a iki fatiha okununca yitip gider.
    (retrospect, 13.10.2009 19:48)
  5. büyüsü bozulmuş modern dünyada debelenen insanoğlunun meşru bir arzusu olarak addedilebilecek bir tutumdur.
    (katip, 13.10.2009 20:05 ~ 20:05)
  6. ortaçağın sözde karanlığına gelirsek, söz konusu yakıştırmanın bir mübalağadan ibaret olduğunu belirtmek gerekir. malûm, tarih hep bugünün gözünden yazılır.

    bu noktada, ortaçağda entelektüeller adlı kitaptan aklımda kalanları paylaşmak isterim.

    öncelikle ortaçağ toplumları, gayet "konuşkan", ses çıkaran, muhalefet eden insanları ihtiva ediyordu ki tam da bu nedenle, gerçekleşmiş çok sayıda idamın en azından bir bölümünün bu çok sesliliğe dayandığını görüyoruz.

    kaldı ki "karanlık" ortaçağın "hocaları", fikirlerini öğrencileriyle paylaşan ve tartışan kişilerdi. o dönemde resmedilmiş tabloları incelediğinizde, etrafında öğrencileriyle çevrelenmiş öğretmenleri göreceksiniz; zira skolastik yöntem, her ne kadar son döneminde aşırı biçimselleşerek saçmalık düzeyine erişmişse de, tartışmaya dayanırdı -monoloğa değil.

    antik yunan eserlerinin yeniden keşfedilmesiyle birlikte rönesansa geçilmiş, yeniden-doğuş gerçekleşmiştir. dönemin sanat eserlerinde görülen rönesans aydını, kitaplarıyla dolu odasında dirseklerini masasına dayamış, meditasyon hâlinde ve en önemlisi yalnız olarak resmedilir. o artık ezoterik bilgileri haiz, seçkin ve maalesef yalnız bir alimdir.

    ortaçağ entelektüeli kendini emekçi olarak görürken, tıpkı diğer zanaatkârlar gibi loncalar hâlinde örgütlenir, ders ücretleri gibi konularda haklarını savunurken -ki ilk üniversite xiii. yüzyılda paris'te, söz konusu loncaların birleşmesiyle kurulmuştur-, rönesans entelektüeli, antik yunan felsefesinin etkisiyle kendini -haşa- zanaatkâr olarak görmeyecek, felsefeyi çalışmakla edinilen bir beceri değil fakat tanrı vergisi olarak ele alacaktır.

    tam da platon ve aristoteles değil miydi, çalışmak rezalettir diyen? öyle ya, çalışmanın köle işi ve köleliğin doğal bir gelenek olduğu antik yunana bir geri dönüşün inşa ettiği bir bağlamda türemiş rönesans aydını, elbette kibirli, yalnız ve seçkin olacak, bilgilerini ayak takımıyla paylaşmayacaktı.

    öğrencileriyle tartışmayacaktı.

    bunlar "karanlık" ortaçağın işiydi.
    (katip, 13.10.2009 20:25 ~ 14.10.2009 00:07)
  7. işkencelerdeki çeşitlilik nedeniyle istenilen eylem.

    (bkz: sadist insan isteği)
    (bkz: ben)
    (napalm yutmuş kedi, 13.10.2009 20:53 ~ 20:54)
  8. tek nedeni geniş basenlerdir. evet ortaçağda herşeyi o kabarık elbiseler altına saklamak mümkün. evet hepsi patates kızartması- fast food yüzünden.
    (evinin kadını çocuklarının anası, 13.10.2009 21:18)
  9. (authority, 13.10.2009 21:28)
  10. miyop, hipermetrop gibi göz kusurlarına sahip olanların sahip olamayacağı düşünce. geriye kalan hayatınıza "neredeyse kör" olarak devam etmek istiyorsanız başka tabi.
    (tembel hayvan, 13.10.2009 21:33)
  11. huzur içinde yaşamak istemektir. şehir hayatı, trafik stresi, kirli hava yoktur. köyde doğulur, köyde büyünür ve köyde ölünür. evlendiğiniz kişi muhtemelen çocukluk aşkınız olur. çocuklar büyüyünce ne olacaklar diye bi stresiniz olmaz çünkü erkekse babasının işini yapar, kızsa evdeki işleri yapar. işler hiç komplike değildir, ağır saban bulunduysa onunla yoksa daha ilkel aletlerle tarım yapılır, toprak sürülür duruma göre yağmurun yağması ya da yağmaması istenir. para biriktirmek, kar elde etmek gibi bi stres yoktur, çünkü ne alıncak bi 4çarpı4, ne residenceda kiralanacak bir daire ne de salonun ortasına konacak bir plazma tv vardır, daha da önemlisi, bunları alırsanız sizin daha mutlu olacağınızı kafanıza kazıyan reklamlar da yoktur.
    gazete okuyup televizyon izlenerek stres olunmaz çünkü okuma yazma bilinmez. dininize göre ya hoca ya da rahip çıkıp size bişeyler söyler sizde onlara inanır mutlu olursunuz, hiçbişeyi sorgulamaz hiçbişey düşünmezsiniz. böyle keyifli bir yaşamdır ortaçağda yaşamak. rousseau'nun dediği gibi, modernleşmeyle insanlık daha mutlu bir hayata kavuşmamış, daha çok rezilliğe mahkum olmuştur.
    (nickeledeon, 13.10.2009 23:46)
  12. annemin asla yanaşmayacağı istekdir. dizi filmin jeneriğinden yakalamazsa seyretmiyor filmi. ne o başını bilmiyon sonunu bilmiyorsun ortasından film mi seyredilirmiş der kapatırdı. hayır ben yaşayayım desem ona izin vermez eminim. filmi bize de seyrettirmezdi.

    düşündüm de türk halkının büyük kısmı da yanaşmaz bu fikre. misal ben hiç çarşamba günü diyete başlayanı görmedim. hep pazartesidir diyete başlama günü..

    hülasa biz türkler iyi başlarız. kötü bitiririz. bize şöyle ilk çağ filan lazım. dağları eritelim. aşıları keşfedelim. yoğurdu bulalım.

    öyle yani...
    (dükkanın önünü kapatan adam, 13.10.2009 23:59 ~ 14.10.2009 00:03)
  13. ortaçağ'da yaşamayı sadece ortaçağ avrupası nda yaşamak olarak algılamış arılarımızın hakkında bir güzel konuştukları eylemdir.
    halbuki ortaçağ nerede, kime göre ortaçağdır. çağların birbirinden tamamen batılı toplumların yaşantı ve gelişmeleri göz önünde bulundurularak ayrıldığını unutmamak gerekir.
    eğer ki ortaçağ dan "karanlık, korkutucu, kötü" bir çağ olarak bahsediyorsak bizim için bu çağ kavimler göçü ile değil, osmanlı devleti nin çöküşe geçmesi ile başlar. ha ama yok ben illa ki de engizisyon istiyorum, canım da ne biçim cadı avı çekti diyorsanız o zaman avrupa'nın ortaçağı sizin için uygun olacaktır.
    (always alone, 14.10.2009 00:38)
  14. veba, sıtma, darağacı, işkence vs. yöntemlerle ölmemiz muhtemel, yaşasak da çoğumuzun fakir köylü ya da köle olacağını varsayarak sanırım soylu olacağına inanların isteğidir bu ya da reformlar uğruna kendini feda etmek isteyenlerin.
    ilkel yaşama özlem duyan bir insan olarak daha gerilere gitmek isterdim ben oysa.
    (mae govannen, 14.10.2009 00:48)
  15. (violently happy, 14.10.2009 00:52)
  16. kadınların böyle bir istekte bulunması oldukça zordur zira "cadı" diye yakılma ihtimalleri oldukça fazladır.. diğer bağnaz ve gerici faliyetleri sıralamak ya da hatırlamak istemiyoruz.. farelerin cirit attığı o sular içerisinde çıplak ayakla yürümek gibi bir fanteziniz mi var kuzum?
    (seksek oynayan mafya babası, 14.10.2009 00:56)
  17. esasında şahsım ilk çağın romasında konsül olarak hayatımı güdüp gayet içten gelerek 'dostlar, romalılar yurttaşlar ne olacak bu emeklinin hali? tüyü bitmemiş yetimin, dulun hali? sezar sezar akıllı ol bu kepazeliği çöz, çözmezsen eğer oraya çağrırım hanibali uçan fili dumboyla seni tokat manyağı yapar' deme hüriyetine malik olmak istesem de esasında ortaçağda fena bir çağ değildir.

    mesela kefere avrupalılar etlerini saklıyamadıklarından dolayı sakladığı etlerin üstünde cürük kokusundan dolayı baharata ihtiyaç duyduklarından dolayı bharat fdiyatları fevkalade yüksek olurdu. bol bol kefereye baharat gazlardım. hatta arada kiremit tozunu acı biber diye yutturup zabıta ekiplerinin başı burgonyalı uğur dündaritasten'in şerrinden korunmak için bir mstıra sığınıp olay unutulduktan sonra gider papaz olurdum.

    çörekçiler ile üzümcülerin harbinde manastırın o güzelim bağlarını yağmaya gelmiş olan çörekçileri bir güzel değneğimle kovalar aman peder efendi gözüm peder efendi diyerek aman dileyen terbiyesiz çörekçi neferinin 'manastırın üzümlerine dadansında götüm götüm gidersin böyle hamşo' diyerek değneğimi kafasına geçirir kafasını ikiye geçirirdim.

    gargantua bu savaştan sonra sonra bana bir manastır yapmam için hazine tahsis ederdi bu manastır theleme manastırı olarak tarihe mal olurdu. kapısında ise;

    girmeyin buraya, ikiyüzlüler, yobazlar,
    kartlaşmış maymunlar, kalleşler, yağ tulumları,
    yapmiri çarpık boyunlular, odun kafalılar
    got’lardan, ostragot’lardan beter hödükler,
    sahte çilekeşler, takunyalı kara böcekler,
    kürklü dilenciler, safa pezevenkleri,
    kayış suratlı, şiş göbekli fitne tellalları,
    gidin başka yerde satın dolaplarınızı.

    iğrenç dolaplarınız

    kötülüklere boğar

    çayır çimenimi

    yalan dolanlarıyla

    türkülerimizi bozar

    iğrenç dolaplarınız


    girmeyin buraya, doymak bilmez hukukçular, avukatlar,
    kâtipler, mübaşirler, halk kemiricileri,
    fetvacılar, evrakçılar, yalancı sofular,
    ve siz yargıç eskileri, siz ki tasmaya
    vurursunuz namuslu yurttaşları itler gibi,
    darağacıdır sizin hak ettiğiniz makam,
    gidin anırın orda! burada işlenmez
    sizin mahkemelerde işlenen haksızlıklar.

    davalar duruşmalar

    bizim burada ne arar

    burda yalnız keyif var

    sizin olsun bolundan

    dolambaçlı karmaşık

    davalar duruşmalar.

    girmeyin buraya, siz ey pinti simsarlar,
    oburlar, sömürgenler, durmadan toplayanlar
    dolandırıcılar, sinekten yağ çıkaranlar,
    kamburu çıkmışlar, yassı burunlar, sizler ki
    tıka basa altın doldurursunuz küplere,
    tıkanır tıkanır, doymak nedir bilmezsiniz,
    sizi gidi pis suratlı namert herifler sizi
    ölümlerin en beteri almış hepinizi.

    insanlıksız suratlar

    gitsinler başka yerde

    saç sakal kestirmeye

    buraya yakışmazlar

    savulun bu tekkeden

    insanlıksız suratlar

    girmeyin buraya, havlayıp duran köpekler,
    sabah akşam asık suratlı, kıskanç moruklar,
    siz de girmeyin hır çıkaran dırdırcılar,
    karısını hapsedip cinlere başvuranlar,
    yunan olsun latin olsun kurttan beter kişiler,
    ne de siz uyuzlar, frengiden çürümüşler,
    gidin başka yerde dökün kurtlarınızı,
    her yanları kabuk bağlamış yüzü karalar.


    yüz akı, ışık, oyun

    burda onlar var yalnız

    sevinçli türkülerle

    tüm bedenler sağlamdır

    yarar onlara çünkü

    yüz akı, ışık, oyun.

    siz gidin buraya, baş üzre yeriniz var,
    buyurun sizler, soylu yiğitler, kahramanlar,
    kazancı, geliri bol yerdir bizim burası,
    gelin, büyük küçük yüzlerce, binlerce gelin,
    konuklanırsınız, ağırlanırsınız burada
    hele sizler, en yakın dostlarım olursunuz,
    siz güler yüzlü, şakacı, şen şakrak insanlar.
    siz bütün sözü sohbeti yerinde olanlar.

    sohbet ehli olanlar

    kötülükten arınmış

    bilge, ince insanlar

    insanca yaşamanın

    yolunu burada bulur

    sohbet ehli olanlar.

    girin buraya sizler de, ki, kutsal incil’i
    açık dille sunarsınız, yılmayıp kimseden
    burası bir sığınak, bir kaledir sizlere
    sahte dilleriyle dünyayı zehirlemekten
    bıkmak bilmeyen o şirret sapıklara karşı.
    gelin ki kuralım burda yürekten inancı
    ve gelelim haklarından sözle ve yazıyla
    tanrı sözünün özüne düşman olanların.

    tanrı sözünün özü

    hiç kararmak bilmesin

    bu tertemiz tekkede

    her yüreği kuşatsın

    her ruh içine dolsun

    tanrı sözünün özü.


    girin buraya sizler, üstün soylu bayanlar,
    girin apaçık yürekle, ferah gönüllerle
    siz yüzleri nur saçan güzellik çiçekleri,
    girin baş eğmeden edepli vakarlarınızla
    şerefli insanların sarayıdır burası,
    özel buyruk verdi sizin ağırlanmanız için
    burasını bizlere cömertçe bağışlayan
    her şey için bol bol altın veren yüce kişi.

    bol bol verilen altın

    hayrına olur yarın

    altın verenin bol bol

    her ölümlü insanın

    olur derdine derman

    bol bol verilen altın.


    diye bir yazıt olurdu. fenea bir durum değil hani ortaçağda yaşamak. bu post modern çağda ortadirek şaban olarak yaşamaktan kat be kat daha iyi.

    vel hasıl-ı kelam;

    somewhere in paradise, hmmmm it is delicious...
    (ceket yok pantolon verelim, 14.10.2009 03:09)
  18. amerika'ya gidip "amish"lere katılmakla hayata geçirilebilecek eylem.
    (hypnotica girl, 14.10.2009 03:18)
  19. (rollerpig, 14.10.2009 04:56)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil