hedwig and the inch'in soundtrack albümünden sözleri göz yaşartacak cinsten bir şarkı.
when the earth was still flat,
and the clouds made of fire,
and mountains stretched up to the sky,
sometimes higher,
folks roamed the earth
like big rolling kegs.
they had two sets of arms.
they had two sets of legs.
they had two faces peering
out of one giant head
so they could watch all around them
as they talked; while they read.
and they never knew nothing of love.
ıt was before the origin of love.
the origin of love
and there were three sexes then,
one that looked like two men
glued up back to back,
called the children of the sun.
and similar in shape and girth
were the children of the earth.
they looked like two girls
rolled up in one.
and the children of the moon
were like a fork shoved on a spoon.
they were part sun, part earth
part daughter, part son.
the origin of love
now the gods grew quite scared
of our strength and defiance
and thor said,
"ı'm gonna kill them all
with my hammer,
like ı killed the giants."
and zeus said, "no,
you better let me
use my lightening, like scissors,
like ı cut the legs off the whales
and dinosaurs into lizards."
then he grabbed up some bolts
and he let out a laugh,
said, "ı'll split them right down the middle.
gonna cut them right up in half."
and then storm clouds gathered above
ınto great balls of fire
and then fire shot down
from the sky in bolts
like shining blades
of a knife.
and it ripped
right through the flesh
of the children of the sun
and the moon
and the earth.
and some ındian god
sewed the wound up into a hole,
pulled it round to our belly
to remind us of the price we pay.
and osiris and the gods of the nile
gathered up a big storm
to blow a hurricane,
to scatter us away,
ın a flood of wind and rain,
and a sea of tidal waves,
to wash us all away,
and if we don't behave
they'll cut us down again
and we'll be hopping round on one foot
and looking through one eye.
last time ı saw you
we had just split in two.
you were looking at me.
ı was looking at you.
you had a way so familiar,
but ı could not recognize,
cause you had blood on your face;
ı had blood in my eyes.
but ı could swear by your expression
that the pain down in your soul
was the same as the one down in mine.
that's the pain,
cuts a straight line
down through the heart;
we called it love.
so we wrapped our arms around each other,
trying to shove ourselves back together.
we were making love,
making love.
ıt was a cold dark evening,
such a long time ago,
when by the mighty hand of jove,
ıt was the sad story
how we became
lonely two-legged creatures,
ıt's the story of
the origin of love.
that's the origin of love.
türkçesi:
dünya hala dümdüzken ve bulutlar hala ateş halindeyken,
ve dağlar gökyüzüne, belki bazen daha yukarı uzanıyorken,
insanlar dünyada, yuvarlanan fıçılar gibi dolaşıyorlarmış.
ikişer kolları ve ikişer bacakları varmış.
kocaman birer kafaları ve bu kafadan dışarıyı izleyen ikişer yüzleri varmış,
böylece bir yandan konuşup, bir şeyler okurken, bir yandan da her tarafı seyredebiliyorlarmış,
ve aşk nedir bilmezlermiş,
bütün bunlar “aşkın başlangıcı”ndan önceymiş..
ve o zamanlar üç cinsiyet varmış;
sırt sırta yapıştırılmış iki erkeğe benzeyenine
“güneş’in çocukları” denirmiş.
şekli şemali benzeyen bir çift daha varmış, “dünya’nın çocukları”ymış onlar da,
birbirlerine dolanmış iki kıza benziyorlarmış.
ve “ay’ın çocukları” da, kaşığa geçirilmiş bir çatala benzerlermiş,
yarı güneş, yarı dünya’ymış bunlar,
yarı kız, yarı oğul.
sonra tanrılar insanların gücünden ve kendilerine güvenlerinden çok korkmuşlar,
ve thor demiş ki: “hepsini çekicimle öldüreceğim*, aynen devleri öldürdüğüm gibi”,
ama “zeus” demiş ki: “hayır, bırak şimşeğimi makas gibi kullanayım,
balinaların bacaklarını kestiğim ve dinozorları kertenkelelere dönüştürdüğüm gibi”
sonra birkaç yıldırım almış eline, ve bir kahkaha patlatmış,
demiş ki: “hepsini ortadan böleceğim, eşit iki parçaya ayıracağım”
ve sonra fırtına bulutları kocaman ateş toplarına dönüşmüşler.
sonra gökyüzünden ateş püskürmüş, yıldırımlar halinde,
bıçağın keskin tarafı gibi parlıyorlarmış,
yırtmış etlerini ortadan ikiye,
güneş’in, ay’ın ve dünya’nın çocuklarının…
ve kızılderili tanrılar, yaralarımızı dikmişler, delik yapmışlar,
çevirip karnımıza yerleştirmişler, ödediğimiz bedeli hatırlayalım diye.
sonra osiris ve nil’in diğer tanrıları büyük bir fırtına koparmışlar,
bir kasırgaya dönüşsün ve bizleri etrafa saçsın diye.
rüzgarlarla, yağmurla ve gelgitlerle dolu bir denizle,
insanları dört bir yana savurmuşlar.
ve uslu olmazsak, yine keseceklermiş bizi.
ve o zaman da tek ayak üstünde zıplamak, tek gözle bakmak zorunda kalırmışız.
seni en son gördüğümde, daha yeni ikiye ayrılmıştık,
sen bana bakıyordun, ben de sana.
çok tanıdık bir halin vardı, ama farkına varamadım,
çünkü yüzünde kan vardı, benim de gözlerimde…
ama ifadenden anlaşılıyordu ki, ruhunun derinliklerindeki acı,
benimkinin aynısıydı.
bu acı, kalbi ortadan dümdüz bir çizgiyle kesen,
buna “aşk” adını verdik.
ve kollarımızı birbirimize doladık,
yeniden birleşmeye çalıştık,*
sevişiyorduk, sevişiyorduk biz..
soğuk ve karanlık bir akşamdı, uzun zaman önce,
jüpiter’in de kudretli eliyle,
iki bacaklı yalnız yaratıklar haline gelişimizin
üzücü hikayesiydi bu.
bu “aşkın doğuşu”nun hikayesi,
“aşkın başlangıcı”nın..
*