belki ilginizi çeker
  1. · hedwig and the angry inch
gündem
  1. · kurban kesmeye karşı olan dallama
  2. · beşiktaş
  3. · google wave
  4. · dtp genel başkanının izmirlileri tehdit etmesi
  5. · otuz yaşına gelen kadının kendini avutma yolları
  6. · the twilight saga new moon
  7. · okan bayülgen
  8. · bounce
  9. · resul balay olmak

origin of love  

  1. hedwig and the inch'in soundtrack albümünden sözleri göz yaşartacak cinsten bir şarkı.

    when the earth was still flat,
    and the clouds made of fire,
    and mountains stretched up to the sky,
    sometimes higher,
    folks roamed the earth
    like big rolling kegs.
    they had two sets of arms.
    they had two sets of legs.
    they had two faces peering
    out of one giant head
    so they could watch all around them
    as they talked; while they read.
    and they never knew nothing of love.
    ıt was before the origin of love.

    the origin of love

    and there were three sexes then,
    one that looked like two men
    glued up back to back,
    called the children of the sun.
    and similar in shape and girth
    were the children of the earth.
    they looked like two girls
    rolled up in one.
    and the children of the moon
    were like a fork shoved on a spoon.
    they were part sun, part earth
    part daughter, part son.

    the origin of love

    now the gods grew quite scared
    of our strength and defiance
    and thor said,
    "ı'm gonna kill them all
    with my hammer,
    like ı killed the giants."
    and zeus said, "no,
    you better let me
    use my lightening, like scissors,
    like ı cut the legs off the whales
    and dinosaurs into lizards."
    then he grabbed up some bolts
    and he let out a laugh,
    said, "ı'll split them right down the middle.
    gonna cut them right up in half."
    and then storm clouds gathered above
    ınto great balls of fire

    and then fire shot down
    from the sky in bolts
    like shining blades
    of a knife.
    and it ripped
    right through the flesh
    of the children of the sun
    and the moon
    and the earth.
    and some ındian god
    sewed the wound up into a hole,
    pulled it round to our belly
    to remind us of the price we pay.
    and osiris and the gods of the nile
    gathered up a big storm
    to blow a hurricane,
    to scatter us away,
    ın a flood of wind and rain,
    and a sea of tidal waves,
    to wash us all away,
    and if we don't behave
    they'll cut us down again
    and we'll be hopping round on one foot
    and looking through one eye.

    last time ı saw you
    we had just split in two.
    you were looking at me.
    ı was looking at you.
    you had a way so familiar,
    but ı could not recognize,
    cause you had blood on your face;
    ı had blood in my eyes.
    but ı could swear by your expression
    that the pain down in your soul
    was the same as the one down in mine.
    that's the pain,
    cuts a straight line
    down through the heart;
    we called it love.
    so we wrapped our arms around each other,
    trying to shove ourselves back together.
    we were making love,
    making love.
    ıt was a cold dark evening,
    such a long time ago,
    when by the mighty hand of jove,
    ıt was the sad story
    how we became
    lonely two-legged creatures,
    ıt's the story of
    the origin of love.
    that's the origin of love.

    türkçesi:

    dünya hala dümdüzken ve bulutlar hala ateş halindeyken,
    ve dağlar gökyüzüne, belki bazen daha yukarı uzanıyorken,
    insanlar dünyada, yuvarlanan fıçılar gibi dolaşıyorlarmış.
    ikişer kolları ve ikişer bacakları varmış.
    kocaman birer kafaları ve bu kafadan dışarıyı izleyen ikişer yüzleri varmış,
    böylece bir yandan konuşup, bir şeyler okurken, bir yandan da her tarafı seyredebiliyorlarmış,
    ve aşk nedir bilmezlermiş,
    bütün bunlar “aşkın başlangıcı”ndan önceymiş..

    ve o zamanlar üç cinsiyet varmış;
    sırt sırta yapıştırılmış iki erkeğe benzeyenine
    “güneş’in çocukları” denirmiş.
    şekli şemali benzeyen bir çift daha varmış, “dünya’nın çocukları”ymış onlar da,
    birbirlerine dolanmış iki kıza benziyorlarmış.
    ve “ay’ın çocukları” da, kaşığa geçirilmiş bir çatala benzerlermiş,
    yarı güneş, yarı dünya’ymış bunlar,
    yarı kız, yarı oğul.

    sonra tanrılar insanların gücünden ve kendilerine güvenlerinden çok korkmuşlar,
    ve thor demiş ki: “hepsini çekicimle öldüreceğim*, aynen devleri öldürdüğüm gibi”,
    ama “zeus” demiş ki: “hayır, bırak şimşeğimi makas gibi kullanayım,
    balinaların bacaklarını kestiğim ve dinozorları kertenkelelere dönüştürdüğüm gibi”
    sonra birkaç yıldırım almış eline, ve bir kahkaha patlatmış,
    demiş ki: “hepsini ortadan böleceğim, eşit iki parçaya ayıracağım”
    ve sonra fırtına bulutları kocaman ateş toplarına dönüşmüşler.

    sonra gökyüzünden ateş püskürmüş, yıldırımlar halinde,
    bıçağın keskin tarafı gibi parlıyorlarmış,
    yırtmış etlerini ortadan ikiye,
    güneş’in, ay’ın ve dünya’nın çocuklarının…
    ve kızılderili tanrılar, yaralarımızı dikmişler, delik yapmışlar,
    çevirip karnımıza yerleştirmişler, ödediğimiz bedeli hatırlayalım diye.
    sonra osiris ve nil’in diğer tanrıları büyük bir fırtına koparmışlar,
    bir kasırgaya dönüşsün ve bizleri etrafa saçsın diye.
    rüzgarlarla, yağmurla ve gelgitlerle dolu bir denizle,
    insanları dört bir yana savurmuşlar.
    ve uslu olmazsak, yine keseceklermiş bizi.
    ve o zaman da tek ayak üstünde zıplamak, tek gözle bakmak zorunda kalırmışız.

    seni en son gördüğümde, daha yeni ikiye ayrılmıştık,
    sen bana bakıyordun, ben de sana.
    çok tanıdık bir halin vardı, ama farkına varamadım,
    çünkü yüzünde kan vardı, benim de gözlerimde…
    ama ifadenden anlaşılıyordu ki, ruhunun derinliklerindeki acı,
    benimkinin aynısıydı.
    bu acı, kalbi ortadan dümdüz bir çizgiyle kesen,
    buna “aşk” adını verdik.
    ve kollarımızı birbirimize doladık,
    yeniden birleşmeye çalıştık,*
    sevişiyorduk, sevişiyorduk biz..
    soğuk ve karanlık bir akşamdı, uzun zaman önce,
    jüpiter’in de kudretli eliyle,
    iki bacaklı yalnız yaratıklar haline gelişimizin
    üzücü hikayesiydi bu.
    bu “aşkın doğuşu”nun hikayesi,
    “aşkın başlangıcı”nın..
    *
    (akaydo, 06.12.2005 02:03 ~ 28.05.2006 16:22)
  2. sense dna sarmalının antisense sarmalı görmesiyle başladı her şey... prebiyotik bir çorbanın içinde, sayısız organik molekülün arasında kolay olmamıştı birbirlerini bulmaları... önce sense süzdü karşısında mazlum duran antisense'i, sonra antisense kaçamak bir bakış attı... aralarındaki nonkovalent etkileşime karşı koyamıyorlardı... daha önce hiç böyle hissetmemişlerdi... neydi bu etkileşim ansızın geliveren ve gitmek bilmeyen?.. evet evet! adeninle timin, sitozinle guanin arasındaki hidrojen bağlarıydı sebep! sanki birbirleri için yaratılmışlardı... bu komplementerlik, bu baz eşleşmesi!.. aman yarabbim! ve sarıldılar... birbirleri etrafında döndüler, tıpkı bir helezon gibi... bir daha ayrılmamacasına...
    (ubiquitous, 06.12.2005 02:22)
  3. (pulp, 03.06.2007 19:32)
  4. eşcinselliğin kökeni hakkında gördüğüm en fantastik ve en başarılı hüsn-i talil denemesi bu şarkı. aynı derecede fantastik klibi için şuraya tıklayın:

    (bkz: http://vodpod.com/...)
    (recai pengül, 15.11.2009 19:42)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil