kitapları birçok dile çevrilen yazarlarımızdan biri. bir diğeri için (bkz. yaşar kemal). kitaplarının ingilizce versiyonlarını londra'da wh smith, books etc., waterstone gibi kitapçılarda ve undergroundlarda, otobüslerde ingilizlerin elinde görmek insana nasıl haz veriyor bilemezsiniz..tşk etmek lazım...
cümleleri uzundur ama anlaşılmaz değildir en azından anlamak isteyene...ayrıca ondan iyi yer tasviri yapanda tanımıyorum ben...
sessiz ev, beyaz kale, cevdet bey ve oğulları ve istanbul da akla gelen ilk romanları arasında yer alır...
2003 yılında 'benim adım kırmızı' adlı romanıyla, dünyanın en büyük edebiyat ödüllerinden impac dublin edebiyat ödülü'nü kazandı. 'benim adım kırmızı' tam 20 dile çevrilmişti. orhan pamuk'un yariştiği grupda abd'li yazar jonathan frazer ('the corrections' adlı eseriyle) ve irlandalı yazar john mcgahern'ın ('that they may face the rising sun' isimli eseriyle), don de lillo, mario vargas llosa, doris lessing, v.s.naipaul ve nadine gordimer yer alıyordu...biz hala onu yerden yere vurmaya devam edelim....
yaşar kemal ile aynı kefeye koyulmaması gerektiğini düşündüğüm popülerist yazar. dikat edilecek husus yazdıklarını değil kişiliğini eleştiriyor olmamdır.
türkiye'de gerçekten roman yazan azınlıktadır kendileri.bazen cümleleri çok uzatır,iç bayar ama gene de okunası kitapları vardır
(bkz: benim adım kırmızı)(bkz: cevdet bey ve oğulları)
isviçre'de yaptığı açıklamada "türkiye'de 30 bin kürt 1 milyon ermeni öldürüldü" diyen, diyebilen, zat.
kendisi, şirin ebadi ve salman rushdie'nin izinden giderek ülkesine, milletine, varsa dinine ve cibiliyetine hakaret ederek uluslararası ödül almak için domalmaktadır.
bu demeç ince memed sonrası "birilerinin" zamanında avrupada yaptığı kulisler ve verdiği demeçlere de kısmen benzemektedir.formül aynıdır.
bu insan ve bunun gibiler "maç anlatsa" dışarıdan maalesef ödül yağmuruna tutulur, tarih bunun örnekleriyle doludur.
(bkz: salman rushdie)
ülkemizin aleyhine olduğundan sakladığı, yoksaydığı gerçekler olduğu ve kendisinin bunları ortaya koyduğu iddiasındadır. bu tavrıyla objektif ve şeffaf olmak yolunda görmektedir kendini. ancak halihazırda orhan pamuk'un saklanan gerçekler diye ortaya koyduğu bu konularda ülkemizi suçlayan bunca insan varken kendisinin de bu işe girişmesi pek anlaşılabilir bir durum değildir. çünkü ülkemiz hakkında saklanan olumlu gerçekler de vardır. değil midir ki kendisi bu ülkenin yetiştirdiği bir yazardır ve pek bir övündüğü satış rakamlarını kendisine bu ülkenin halkı sağlamaktadır, kendisinden öncelikle beklenen saklı kalmış bu olumlu gerçekleri ortaya çıkarmasıdır. ancak müşarünileyh bunun aksine hareket etmekte, adeta ülkesine b.k atmakta muasır medeniyetler seviyesine çıkmaya çalışmaktadır. bu yolda gösterdiği gayreti istikrarlı bir şekilde sürdürürse bir nobel edebiyat ödülü alması mümkündür, yaşı da beklemeye müsaittir. bu ödülü alınca da ülkemize ilk nobel ödülünü getiren insan diye pohpohlanacağı gerçeği üzüntü vericidir.
türkiye'de 30 bin kürt, 1 milyon ermeni öldürüldü gibi asalakça bir yaklaşıma sahip insan. " 1990'ların başında çoğu sovyetler birliği ve kafkaslarda yaşamak üzere dünya üzerinde 4.5 milyon ermeni vardır" (bkz: ana brittanica) ha şimdi 4.5 milyon, sözde soykırım zamanı kaç tane olabilir? olursa hepsi türkiye'de mi olur? hepsi türkiye'de olsa hepsini öldürür müyüz? neden öldürmek isteyelim? gibi sorularla beni başbaşa bırakmıştır.
bilmek isteyenlere, türkiye'de şu anki ermeni sayısı çoğu istanbul'da olmak üzere 55 bindir.
postmodernist yazar. edebiyat bilgisi eksik ve okumuşluğu az insanlar tarafından yazdığı romanların büyük ölçüde fransız edebiyatının taklidi olduğu kavranamamaktadır. bu kadar yüceltilmesinde postmodernizmin kurallarıyla oynamasının ve bunun bir getirisi olarak medyayı iyi kullanmasının payı büyüktür. kendisi doğuyu bir batılının gözünden yazıp bunu yine batılılara satmaktasır. bir nevi doğulu oryantalist yani.
faşist-şovenist saldırılara hedef olan kaliteli yazardır.sütçüler ilçesi kaymakamı olan kişi "kasabada bu adamın kitaplarını toplayıp yakın" emri vermiştir.sonra da özür dilemiştir,hem de özrü kabahatinden büyük bir şekilde "ben bilmiyordum,burda hiç kitapçı yokmuş" demiştir..hmm..hakikaten de cahil adam.
kitapları zamanında okunmak için mi yoksa sadece " ha o kitabı bende de var" demek için mi alındığı bence son zamanlarda söylediklerinden daha fazla tartışılması gereken tc vatandaşı şahıs
yalçın küçük'ün ben bu gibi yazar bozuntuları yazmasın diye uğraşıyorum ve yazıyorum ayrıca edebiyattan zerre kadar anlamayan bu şahısla ilgili batıda çıkan övgülerden çok yergiler vardır deyip bunları seyirciye gösterip okumuştur ceviz kabuğu programınında.yalçın küçük'ün bu açıklamasına tamamen katılmakla beraber bu şahısın kitaplarının çok satmasının bir anlam ifade etmediğini düşünmekteyim.
benimde bu kadar promosyonum yapılsa bende o kadar kitap satarım dedirten yazar. ayrıca yurt dışında türkler hakkında verdiği olumsuz demeçten sonra büyük bir okuyucu kitlesini ve anlamını kaybeden yazar.kendi etti kendi buldu.şöhreti herkes taşıyamıyor tabi.
yeni hayat ve kara kitap adlı iki romanını okumaya çalışıp her defasında sıkıntıdan karnıma ağrılar girerek bıraktığım ve bir daha okumaya çalışmayacağıma söz verdiğim 2.cumhuriyetçi denilen şahsiyet.
ayrıca ahmet taner kışlalı 1999'da yazdığı bir yazısında orhan pamuk'un kara kitap adlı romanında atatürk'e nası hakaret ettiğini yazmıştır. yazları kız kardeşiyle tarlada karga kovalayan sapık bir padişahtan bahsediliyor kitapta işte bazi alıntılar;
>>meğer benim artık okumayı denemediğim kitaplarında daha neler varmış!
>işte birkaç örnek:
>"sonra kasaba alanına dolanır. atatürk heykellerine sıçan güvercinleri
>ayıplar..."
>"atatürk kendini içkiye vermiş meyhane kalabalığına, cumhuriyeti
emanet
>etmiş olmanın güveniyle gülümsüyordu..."
>"atatürk'ün leblebi zevkinin ülkemiz için ne büyük felaket
olduğunu..."
>"sonra bir cumhuriyet, atatürk, damga pulu havasına girdiğimizi
>hatırlıyoruz..."
nobel edebiyat ödülünü alabilmesi için önünde bir yığın engel bulunan yazar.
1-orhan pamuk, aleyhine açılan dava sayesinde bu aralar çok popüler. nobel jürisi popüler eserlere ödül vermeyi genellikle tercih etmez.
2-yaşının nobel alabilmek için küçük olduğu söyleniyor.*
3-eğer ödül ona verilirse ödülün siyasi söylemlerin gölgesinde kalabileceği ihtimali jüriyi düşündürüyor.