saygı duyduğum, kaderimin oyunu şarkısını sevdiğim ve hakkındaki zerrin özer ile ilgili iddiayı duyduğumda çok şaşırdığım hala da merak ettiğim arabeskin efendi kralı.
orhan gencebay müziğinin arabesk değil de başka bir form olduğunun bir elli yıl sonra anlaşılacağı kanaatindeyim. tabi çok kötü şarkıları da yok değildir ama bağlamada geldiği noktaya ulaşılamamıştır, sadece -eğer yapılabilirse- taklit edilmektedir.
ürettiği müzik türünü (arabesk) kesinlikle oturup dinlemem, bilakis iğrenirim. ancak şanatçının kendi karakteri, müzik yeteneği ve sazı müthiş kullanışıyla kendisinin saz üstadı, hatta en büyük saz sanatçısı olduğunu ve çok iyi bir insan olduğunu kesinlikle söyleyebilirim.
yolda dilime dolanan şarkıları sayesinde arşivini oluştrmamı sağlayan pat diye bi şarkısını mırıldanmaya başladığım yıllandıkça daha bi güzelleşen şarkılara sahip insan...
müslüm gürses, ferdi tayfur gibi isimlerle beraber telafuz edilen fakat aslında bu beraberliğin haksızlık olduğunu müziklerinin kalitesi ile kanıtlamış ve bağlama konusundaki üstünlüklerini parçalarına yansıtarak farklılığının anlaşılabilmesi umudunu hiç yitirmeyen kaliteli müzikle arabesk yapan sanatçı diyebileceğimiz insan.
sanatçının sadece iyi müzik yapan kişi değil de, aynı zamanda beyefendilik, tevazu gibi büyük erdemleri de taşımasının gerektiğine inandığımdan daha da bir saygı duyduğum biridir kendisi. yaptığı müziğin arabesk adı altında kategorilendirilmesi de yetersiz bir yaftacı çabanın ürünüdür. kulvarında tek başına olan, yepyeni bir tarzın kurucusu, senelerce doğu-batı müziklerinin sentezini yapmaya çalışıp "ikisi birbirinden ayrıdır" diyebilecek kadar da özeleştiriden çekinmeyen, gittiği her yerde konuşmalarıyla olsun, hal ve hareketleriyle olsun, "sanatçıyım" diye gezenlere örnek teşkil edecek büyük bir insandır kendisi. bestelerinde ve düzenlemelerinde hiçbir yerde rastlayamayacağınız motiflere yer veren gencebay, aynı zamanda kimi konservatuvarlarda eserleriyle tez konusudur.
bir de hikâye anlatalım:
zamanında orhan gencebay ve arif sağ (yanılmıyorsam o zaman henüz tanışmamaktalar) trt radyosu'nun sınavına başvururlar. o zaman tek bir bağlamacı alınacaktır. sınavdan sonra "birini alsak diğerine yazık olacak" diyen yetkililer, kontenjanı ikiye çıkarıp hem arif sağ'ı, hem de orhan gencebay'ı kadroya alırlar. bir dönem arif sağ ve orhan gencebay, türkiye'de arabesk tarz çalışmaların altına imza atan iki kişi olacaklardır. sonra yollar ayrılır. arif sağ, 1982'de arabeski tamamen bırakır ve halk müziği'nin en önemli isimlerinden biri olur; orhan gencebay ise arabeski aşar, bugünlere gelir. ne diyelim; adam olacak gençler zamanında belli etmişler kendilerini.
bağlama çalanlar bilir; bağlamada "orhan gencebay etütleri" denen egzersizler ve etütler vardır. herkes çalamaz. çok zordur orhan baba'nın tarzında çalmak. her yiğidin harcı değildir.
nağmeleri yaparken şarkı sözleri arasına 'ğ' sıkıştırmak suretiyle acıklı şarkılarına daha da bir acı katan, "arabesk dinlemem ben" diyenlere dahi şarkılarını dinletebilen gönül adamı, müzisyen. hayat arkadaşı (bkz: kapatma) sevim emre ile genç aşıklar misali sağda solda el ele gezmeleri insanı kıskandıracak cinsten.
doğuştan sanatçı bir insandır.babasının yanlış anlaması sonucu ilk olarak bağlama değil tanbur çalarak çok küçük yaşta müziğe başlamıştır ilk bestesini aşık olduğu komşu kızına yapmıştır.ilk müziğe başladığı andan itibaren yeni bir müzik felsefesi yaratma hevesine düşmüş ve başarmış bir ansandır.işin komik tarafı kendi icad ettiği müziğe bir türlü kendi verdiği ismi kabul ettirememiştir.o herkesin arabesk dediği müziğine serbest halk müziği demiştir bu güne kadar ne yazık ki milletimiz ondan sonra çıkan ve onun gibi büyük bir sanatçı olduğu sanılan sarkıcıların sayesinde orhan gencebaya arabeskçi kelimesini yapıştırmıştır.şarkılarındaki fark , sevinç ve hüzünü yüzyılları aşan şair lere mahsus bir incelikle en iyi şekilde anlatabilmesidir diğerleri gibi kafiyeyi uydurdum tamam şeklinde şarkıları yoktur.onu üç büyükten biri olarak düşünen insanlara tavsiyem gencebayın ve diğer büyük denen şarkıcıların albümlerini yada sevdikleri şarkılarını dinlemeleri ve aradaki büyüklük farkını görmeye çalışmalarıdır
en üretken olduğu gençlik yıllarında, her şarkıcı gibi o da şarkılarına film çekmiştir. ancak bir sahnede müjde ar orhan gencebay'a " amma da bereketli paran varmış " gibi bir söz ederek karizmasını yerlebir etmeye çalışmış fakat başaramamıştır. rakıyla beraber dinlendiğinde, peynirin yanında kavun olan, çiğköftenin yanında marul olan cinstendir. ayrıca bir rivayete göre, orhan gencebayın babası öldüğünde mezarı başına giden ayyaşlar, " ulan çok büyük adam doğurttun helal olsun sana " diyerekten rakılarını yudumlamışlar..göyya..