hayatım boyunca en nefret ettiğim ve sürekli lanet okuyacağım ders. ezberden başka bişey yoktur,sayfalar dolusu korkunç formülleri, reaksiyonları ezberleyip kafanızı bu boş şeylerle doldurursunuz..kitabı alıp satır satır herşeyi ezberlemek gerekiyo,inekler için idealdir ama pratik zekalıları baya bi kasar.
aslında serbest elektronların ve nükleofillerin filan karakterlerini iyi bilince ezber dersi olmaktan çıkıp saatlerce bıkmadan uğraşılası bir ders oluveren ders, organik 1'i tek elle, organik 2'yi gözü kapalı geçen insanlar tanıyorum *
edit: organik 3'ü de yarım saatte yapıp çıkan insanlar var...
edit: eksi veren arkadaş, nooldu kaldın mı bu dersten yavrum.
çevre mühendisi'nin öküz gibi hakim olması gereken konuları içinde barındıran derstir aynı zamanda. ancak itü çevre mühendisliği öğrencilerine seçmeli olarak sunulmakta, çok büyük bir hata yapılmaktadır. bu hatayı bölümdeki birçok öğretim görevlisi de kabul etmekte ancak dersi zorunlu yapmak için harekete geçmek yerine mal mal yüzümüze bakmaktadırlar.
bir fen lisesi öğrencisi olarak vakt-i zamanında hayvanlar gibi gördüğümüz, bir hafta boyunca durmadan çalışmamıza rağmen maksimum 60 alabildiğimiz sınavları olan fakat üniversiteye geldiğimde onca çalışmadan bi b.k hatırlamayıp dd ile zorla geçtiğim ve kendime, hafızama lanet okumama sebep olan ders...
eskiden kimyacıların yaptığı en temel deney ellerine geçen maddeyi ısıtıp nasıl davrandığına bakmakmış. zamanla farketmişler ki bazı maddeler ışıtılınca kaynıyor soğutulunca eski haline dönüyor, bazıları ise ısıtılınca yanıyor soğütünca eski haline dönmüyor. işte bu ikinci gruptakilere organik madde demişler ve bi gayret bunları incelemeye başlamışlar. yaptıkları şeye de organik kimya demişler.
hala da petrol, gıda, tekstil ve ilaç endüstrileri için vazgeçilmez bir bilimdir.
eskiden organik maddelerin canlıdan geldiğine ve içinde canlılık gücü (bkz: vis vitalis)barındırdığına inanırlarmış. wöhler'in amonyumsiyanattan üreyi elde etmesi ile bu kuram yıkılmış. organik kimya ondan sonra almış başını gitmiş. hatta organik kimya hocama göre polimer çağındayız( uzay fln hikaye yani ne varsa bu polimerlerde var) zevkli bir derstir. çok fazla not tutulur ama olsun
hem ezber hem mantıklı yönleri olan ,binbir çeşit reaksiyonu kafaya sokmaya çalışırken ruh sağlını bozarak insanın ,nükleofil gibi atak,mezomer ile kararlı,indüktif gibi çekici olmasını engelleyen, yaşama sevincini yok ederek elektrofil gibi pasif çekingen olmasına neden olan kimya dalıdır.
kimya terimleri ile kişilik özellikleirini betimlicek kadar kafayı sıyırmaya sebep olan derstir ayrıca.
polimer emülsiyonları ve tekstil kimyasalları üzerine çalışan son dönemlerde rotterdamda açacağı fabrika ile uğraşan kimya şirketi. istanbuldaki merkezi ise ayazağada, cendere yolu üzerindedir. her ne kadar dünyanın önde gelen firmaları ile çalışsa da, işin içine girmeyen insanlar tarafından varlığı bile bilinmez.
lisedeki kısmında bayıldığım kimya konusu. alkan/alken/alkin üçlüsü, parafinler, olefinler, alkol, eter, falan filan... eğlenceli günlerdi. yazılıları hariç tabi.
çoğu öğrencinin korkulu rüyasi hatta direk kabusu denilebilir.zor olmasınin yanında kredisi de yüksektir ve kalma durumunda ortalamayı çökertir.adlandırmalar,reaksiyon mekanizmaları,türlü türlü sentezler bir süre sonra çileden çıkarır insani.ve kendisi yaz okuluna taşınma sebeplerimden biridir şu güzel tatil havasında.
okuduğum bölümle esasen çok alakası olmasına rağmen , atılmama sebebiyet vermesi bayğı mümkün olan derstir..zira bizim universitede 3 kere kalınca temel derslerden atıyolar adamı..ayrıca da 2 gün sonra sınavım olandır..
biri böyle bişi yazsa derdim lan bak hırta hem okulunun farklı olduğunu ima ediyo , hem böyle bi ühühü ayakları..valla , işte büyük knouşmamak lazım..sıkıntıdan her sözlüğe üye olup , sınavım var ühühüh kalırsam atılcam yazıyorum..allah kimseleri böyle atılmanın eşiğine getirmesin amin..
bir sene sonunda organik adının geçtiği herşeyden * nefret ettiren, dersi alttan alanlar yüzünden dersliklere sığılmayan * , nasıl geçtiğimi anlamadığım derstir.