dünyanın en gelişmiş kara ordusuna sahip olduğu söylenen ülkedir.
ayrıca geri dönüşümlü ürünlerin kullanımının yaygınlaştığı bir dönemde geri dönüşüm sağlayamayan bir orduya sahip, bu yüzden de greenpeace'e şikayet edeceğim ülkedir.
ordu dediğin nedir ki gülüm? mayın koyar sadece. ya temizlemesi? o da ayrı bir ihale.
sorun şuradan kaynaklanıyor ki adamların işi sadece yıkmak, vuracak, artistliğini yapacak falan. sonra orayı kim düzenler, nasıl düzenler orası pek sikinde değil. ego tatmini yapsın yeterli.
temizleyemeyen değil temizlemesi uygun görülmeyen ülkedir bence.
bu tarz riskli işler genelde outsource edilir. riski para karşılığı 3. partilere yüklersin, böylece kendi öz kaynaklarındaki kaybı bedelini ödeyerek minimuma indirgersin. tabi 3. parti kim olur bilemem....
p.s. outsource kelimesi artislik olsun diye değil, tam karşılık bulamadığımdan kullanılmıştır.
öyle bir ülkedir ki o ülkenin başbakanı ülkenin topraklarını babasının malı sanar , bu ülkenin her cm toprağında şehitlerimizin kanının olduğunu bilmez bilir de umursamaz , ülkesinin toprağını ona buna dağıtmaya kalkar , karşı çıkanları tehtid eder, öyle bir ülke ki aslında ülkeyi yönetenler bildiğiniz vatan hainidir ama kahraman ilan edilir , ve o ülkede kendine bilime adamış , orduya hizmete adamış askerler , bilim adamları , cezaevlerinde çürür, öyle bir ülkedir işte .
çok büyük görünmeye çalışır silahlı kuvvetler. büyük ihalelere girer, tank ve helikopter gibi. ama çok basit teknoloji gerektiren bir alan olan mayın temizlemede yer almak istemez, cesaret edemez. niye? çünkü sorumluluk almak istemez. ama bir yandan da "düşmana korku" sloganıyla herkesin karşısına çıkar.
ordusu darbe yapmaktan, solcu kovalamaktan, köy boşaltmaktan, gençleri zorla toplayıp korkutarak "vatan hizmeti" yaptırmaktan mayın temizlemeye fırsat bulamayan ülkedir.
mayın temizleyemeyen ordunun neler yapabildiğini bu ordunun karşısına çıkmış her şerefli düşmanına sorabilirsiniz.
sormanıza gerek yok aslında, bu konuda yazılmış onlarca kitap ve bir o kadar belgesel zaten mevcut. en güncelden başlayalım , ingiliz danışmanlarınca ilk siperleri doksan günden önce ele geçirilemez denilen kıbrıs rum birlikleri 1.5 günde adanın yarısından söküldü , o tarihlerdeki askeri uzmanlar türk silahlı kuvvetlerinin denizden çıkarma, havadan indirme yapamayacağını iddia ediyorlardı. ne oldu biliyormusunuz? türk silahlı kuvvetleri ikisini aynı anda gerçekleştirdi. türk silahlı kuvvetlerinin yapamadıklarını alt alta yazıp zevk çığlıkları atacağınıza, sınır topraklarını yap-işlet-devret ihaleye çıkaran hükümetler hakkında malumat verinde aydınlanalım. kendi bakış açılarıyla haklı olarak türk silahlı kuvvetlerini nihai ve en önemli hedef haline getirmiş tarikatcı, federasyoncu-ayrılıkcı ve cumhuriyet numeratörü liboşlar kendileri çalıyor kendileri oynuyor.
yönetimi, halkın iradesinden kopmuş para babalarına teslim edilmiş, çokuluslu şirketlere arazi pazarlamaya dönüşmüş uluslararası ilişkilere sahip olan bir ülkedir.
devletin malını, cumhuriyetin ve halklarının kazanımlarını bir çırpıda silip satabilen bir anlayışın varolduğu ülkedir. kimin malını kime kiralayanların bulunduğu ülkedir. kurtuluş savaşıyla, açlıkla, sefaletle boğuşan milyonlarca insanın alınterinin bulunduğu limanlarını, fabrikalarını, iletişim ağlarını ve bilumum zenginliklerini şirketlere pazarlayabilenlerin yönetimde olduğu ülkedir.
din istismarcılığı, mezhep ayrılığı, laik-antilaik tartışmalarıyla birlikte halkı kutuplaştırıp, boş yere ayrılıklar oluşturmaya endeksleyerek cebini doldurmaya bakan, gemiciklerden gemicik beğenenlerin yönetiminde olduğu bir ülkedir.
dünyanın en güçlü 5. ordusuna sahip ülkedir. peh peh peh. bu ülkenin ordusu hoşuna gitmeyen -ama gerçekleri yazan- haberleri yapan dergileri kapattırır. baskın düzenletir. ordunun aczini belgeleyen bir gazeteyi hedef gösterip "ya ordunun yanındasınızdır ya da terörist" der. herkesi azarlar. böyle bir ülkedir. yalnız ve ordusu mayın temizleyemeyen ülkeme.
istihkam birliklerinin niye kurulduğunu sorgulaması gereken ordudur. bize bu iş onların asli görevi olarak öğretilmişti çünkü. ama benim merak ettiğim başka bi şey var. madem bu mayınlar üstüne basınca patlıyor, öyle olması lazım di mi mantıken. o zaman bu işin kolay bi yolu yok mu? yani mesela dev bi künk boruyu ya da çelik silindiri salın gitsin patlata patlata. 50 cm çapında çelik ve içi dolu misketler yapın 500 tane 1000 tane yüksek bi yerde verin aşşağı, çatapat gibi patlatıp gitsinler? nedir yani bu kadar zor mu mayın temizlemek anlamıyorum.
şehirlerinde köylerinde eşiktekine beşiktekine fakire ortadireğe döşeme konusunda ne kadar uzman üçkağıtçı hırsız insanları barındırsa da mayın temizleme konusunda yetersiz bir orduya sahip olan ülkedir. bir ülkenin döşeyeni ne kadar çoksa temizleyeni de o kadar azdır diye de yorum yapılabilir.
not: özellikle hükümete getirilmiş bir eleştiri olmayıp, genelinde halkı eleştiren bir giridir.
anayasa'nın 117.maddesinde ' genelkurmay'ın başbakan'a karşı sorumludur ' ifadesinde belirtildiği gibi mayın temizle ihalesi sorumluluğu türk silahlı kuvvetlerinin değil, sorumluluk başbakanlığa ( başbakan'a değil başbakanlığa ) aittir. bu konuda ilk muhattap alınacak kurum türk silahlı kuvvetleri değil, başbakalıktır. eğer öyle olmasaydı mayın ihalesi t.b.m.m görüşülmeyip, başbakan ile genelkurmay başkanı arasında görüsülüp ortak bir karar alınırdı. dünyada türk silahlı kuvvetleri gibi çok gelişmiş ordular mayın temizleme konusunda eğitimli personel yetiştirmek, çok gelişmiş teknolojiye sahip araçlara sahip olmak yerine bu işleri daha ucuz bir maliyete özel şirketlere yaptırıyor. başbakan'ın mayın temizleme konusunda yaptığı açıklama bu işi daha ucuz maliyete getirmek istiyoruz. yani türk silahlı kuvvetlerini bu açıdan yapılandırmak çok maliyetli.
sonuç: türk silahlı kuvvetleri mayın temizlemekten bile aciz gibi gösterilmesi acizliktir. gerçek acizlik mayın temizleme ihalesini türkiye cumhuriyeti çıkarları doğrultusunda yapacak yerli şirketler varken yabancı şirketlere peşkeş çekmek.