belki ilginizi çeker
  1. · ad hominem
  2. · kamarilla
  3. · pkk ile kürt milletini karıştırmak
  4. · madde 98: hiç olmayacak birine dünyanın en inanılmaz konuşmasını yap (reklam)
gündem
  1. · sevgilinin 5 gün aramayıp naber diye mesaj çekmesi
  2. · 250 milyarlık cip kullanan türbanlı
  3. · kapının önünde bir yığın misafir ayakkabısı görmek
  4. · tunceli alevileri dinsizdir
  5. · 27 yaşında olduğu halde bir hayat kuramayan insan
  6. · ugg
  7. · tadı harika olan yiyecek kombinasyonları
  8. · bütün maçları ertem şener anlatsın kampanyası
  9. · serkan altuniğne

ordunun terörün bitmesini istememesi  

  1. yıllardır bazı araştırmacı-yazarlarca iddia edilen hadise.
    bazı tsk mensuplarının kara para aklama, uyuşturucu gibi yollardan terör örgütü üzerinden rant sağladığı iddiası.
    (aintitfunny, 03.11.2008 17:16 ~ 17:16)
  2. (karamürselli deli hamdi, 03.11.2008 17:46)
  3. daha sonra yazarım bu konuyla ilgili ayrıntılı bir şeyler (evet üşendim) ama şimdilik, şu aşağıdaki giriye bakmak iyi bir başlangıç olabilir.

    (bkz: osman pamukoğlu/@988831)
    (strateji, 03.11.2008 17:52 ~ 17:52)
  4. bu konuyu destekleyecek argümanlarımızdan ilki @988831'de yer alan olay:

    pkk 5. kongresini, 23 kasım 1994 ile 26 şubat 1995 tarihleri arasında şırnak'tan 18-20 kilometre uzaklıktaki kuzey ırak'taki haftanin kampında yapıp bitirmiş ve pkk'nın üst düzey yönetim kadrolarından 700 kişi burada toplanmıştır.

    bu istihbarat, 22 ayrı tarihte, 22 defa şu makamlara bildirilmiştir: cumhurbaşkanlığı, başbakanlık, genelkurmay başkanlığı, içişleri bakanlığı, dışişleri bakanlığı, hava kuvvetleri komutanlığı, milli güvenlik kurulu genel sekreterliği, jandarma genel komutanlığı, genelkurmay istihbarat başkanlığı, genelkurmay iç güvenlik harekat merkezi, diyarbakır’daki 2. taktik hava kuvvetleri.

    o dönemde sıklıkla kuzey ırak'a sınır ötesi harekat yapan (çelik-1 harekatı, ejder kış harekatı vb.) ve pkk'nın buradaki kamplarına giren türk silahlı kuvvetleri, kendisine bu olay önceden defalarca bildirilmesine rağmen, bu tarihler arasında söz konusu bölgeye yönelik herhangi bir harekatta bulunmamıştır.

    kaynak: "unutulunlar dışında yeni bir şey yok" osman pamukoğlu, inkılâp yayınevi, sf. 287-288, 340-341

    ikinci argümanımız ise yine aynı tip bir hadise.

    pkk, 21-30 ağustos 2008 tarihleri arasında 10. kongresini gerçekleştirmiştir. türk silahlı kuvvetleri, milli istihbarat teşkilatı ve akp hükümeti bu kongrenin ne zaman nerede yapılacağını, yine önceden haber almıştır. zira istihbarat raporlarının ötesinde, roj tv kongreden önce "21 ağustos 2008'de 10. kongremiz kandil'de toplanıyor" yayınları yapmış, kongre sırasında da kandil'den canlı görüntüler ve röportajlar yayınlamıştır.

    kongreye avrupa'dakiler de dahil olmak üzere pkk'nın bütün üst düzey yöneticilerden oluşan toplam 1200 kişi katılmıştır. buna cemil bayık, mustafa karayılan gibi örgütün en üst düzey isimleri de dahildir.

    peki türk silahlı kuvvetleri, 2007'nin sonlarından itibaren onlarca hava harekatı yaptığı kandil dağı'na bu tarihler arasında hava harekatı yapmış mıdır? hayır. pkk'nın 10. kongresinin ne zaman nerede yapılacağının önceden türk silahlı kuvvetleri tarafından bilinmesine rağmen, türk silahlı kuvvetleri kongrenin yapıldığı 21-30 ağustos tarihleri arasında kandil'e tek bir hava harekatı bile düzenlememiştir. (bu bilgiyi teyit etmek isteyenler http://www.tsk.mil.tr/... linkine bakabilir. zira genelkurmay başkanlığı, düzenlenen her harekatı internet sitesinde "bilgi notları" kısmında duyuruyor.)

    http://www.taraf.com.tr/...
    http://www.zaman.com.tr/...
    http://www.haberturk.com/...
    http://www.bugun.com.tr/...
    http://www.bugun.com.tr/...
    http://www.firatnews.com/...

    sonuç? pkk'ya büyük darbe vuracak, bütün yönetim kadrosunu ortadan kaldıracak, örgütü lidersiz bıracak, belki pkk terörünü tamamen bitirecek, böyle büyük bir hedefe karşı türk silahlı kuvvetleri en ufak bir operasyon dahi düzenlememiştir. bu durumun "ordunun (devletin) terörün bitmesini istememesi" nden başka türlü bir şekilde açıklanabileceğini düşünmüyorum. aksini düşünen varsa, dinlemek isterim.

    neyse, genelkurmay başkanlığı, internet sitesinde yaptığı basın açıklamalarının sonunda ne diyor:

    "terörle mücadele kapsamında icra edilen operasyonlar, askerî ihtiyacın gereklerine göre yurt içinde ve yurt dışında kararlılıkla devam edecektir.

    kamuoyuna saygı ile duyurulur."
    (strateji, 03.11.2008 22:09 ~ 16.11.2008 05:36)
  5. öte yandan şunu da söylemek lazım. sadece ordu değil, devletin diğer kademeleri de bu suça ortaktırlar. akp'nin, başbakanın, içişleri bakanı'nın, milli savunma bakanı'nın, ne bileyim milletvekillerinin bu olayla ilgili gidip tek bir basın açıklaması dahi yaptığını görmedim ben. sözüm ona muhalefet olacak chp'nin ve mhp'nin de bu olayla ilgili tek kelime ettiğini duymadım.

    medya da aynı tutuma sahip. küçük puntolarla verilmiş, gazetelerin arka köşelerinde zorla arayıp bulduğum bu olayla ilgili haberler, hiç yüksek perdeden seslendirilmedi. aktütün saldırısı ile ilgili türk silahlı kuvvetleri'ni topa tutan, "hataları yüzünüze vuracağız, bundan sonra sus pus medya yok" diyen taraf bile, bu olayla ilgili avni özgürel'le yapılan röportajda geçen iki cümle dışında bir yerde yayınlamadı bu bilgiyi. hatta manşetine çekmeyi bırakın, söz konusu röportajın başlığına bile koymadı.

    bir de "ordunun (devletin) terörün bitmesini istememesi" görüşüne dayanak olan yukarıdaki argümanlar somut, aksi iddia edilemeyecek sağlam kanıtlar. öte yandan uyuşturucu ticareti, silah kaçakçılığı vb. iddialar da pek çok kesim tarafından dile getirildi. ancak bütün iddialar tabii ki sadece bunlardan ibaret değil. bunlar dışında bazı farklı mecralarda duyduğum, başka iddialar da mevcut. ancak bu iddialarla ilgili somut herhangi bir kaynak olmadığından, hem de bunlar şahsımı ve sözlüğü hukuki anlamda derde sokabilecek olduğundan, şimdilik bunlardan bahsetmeyi uygun görmüyorum.
    (strateji, 03.11.2008 22:31 ~ 22:32)
  6. ümit fırat'ın argümanıdır. aşağıda uzun uzadıya açıklayacağım; ama kısa ve net olarak söyleyebilirim ki; yanlış ve “amaçlı”* bir argümandır. doğrusu; “abd’nin terörün bitmesini istememesidir.”

    +abd neden pkk terörünü desteklemektedir?

    önce bölgenin jeopolitik önemine bakmak gerekir;

    “ırak’ın kuzeyi bizim coğrafyamız için çok önemli. ırak’ın kuzeyinde 50 milyar varil petrol var. yani dünya petrol rezervlerinin % 4’ü orada bulunuyor.

    bunun hemen kuzeyinde yani bizim topraklarımız içinde önemli bir gap bölgesi var. fırat ve dicle nehirleri anadolu’nun doğusundan mezopotamya’ya akıyor. abd ve israil, büyük ortadoğu projesi kapsamında bölgeyi yeniden yapılandırıp sınırları değiştirirken ırak’ın kuzeyi ve anadolu’nun doğusu da önem kazanıyor. şimdi açık bir şekilde görmemiz gereken, ırak’ın kuzeyinde kürt devleti kurma çalışmalarıyla ırak’ın üçe bölünmek istenmesidir.

    abd, bu bölünmede ırak’ın kuzey bölgesini kendisine garanti edebileceği tek yer olarak görüyor. buradaki 50 milyar varil petrolü kürtler vasıtasıyla kontrol etmek istiyor. burada kurulan kürt devletini bizim topraklarımıza yayarak, ortadoğu’nun en önemli su kaynağı olan gap bölgesinde fırat ve dicle nehirleri’ni de kontrol etmek istiyor.”

    http://www.globalstrateji.org/...

    +peki abd’nin terörü desteklediğinin kanıtları nelerdir?

    elebaşlarının itiraflarından, pentagonun kabullenişine; pkk’nın kullandığı silahların, mayınların abd ve özellikle de italyan malı olduğunun belgelenmesine pek çok kanıt mevcut.

    http://ulusalkanal.com.tr/...
    http://www.nytimes.com/...

    +abd’nin bölgedeki etkinliği bölgedeki asıl karar alma mercilerinin inisiyatifini engellemekte midir?

    imf den dünya bankasına, ilk aklıma gelen petrol ve vakıflar yasalarını çıkaran mantaliteden türkiye’nin görünmeyen patronları “çok uluslu şirket” sahiplerine geniş bir yelpaze dolusu alternatif karar aldırma mekanizmalarının mevcudiyetini artık herkes biliyor.

    +başlıkla ilgili olarak alternatif karar aldırma mekanizmaları hangi alanlarda etkin?

    bunu @2757617 de belirtmiştim. bu alanlarda doğrudan doğruya orduyu suçlamadan önce bir durup düşünmek gerekir.

    +taraf gazetesi aktütün saldırısıyla ilgili iddialarına geniş ölçüde yer verdiği halde, başbuğ’un bakanlar kuruluna verdiği 4 saatlik brifingde belgelerle bunu yalanladığı haberini neden yapmadı?

    çünkü başbuğ’un ikinci koltukta oturduğunu ve bunun 28 şubat süreciyle özdeştiğini ifade ederek demagoji yapmakla meşguldü.

    http://www.taraf.com.tr/...

    +şimdi can alıcı noktaya geldik. neden doğrudan ordu suçlanmak isteniyor olabilir? abd istihbaratını elinde tuttuğu sınır ötesi operasyonlara izin verdiğinden beri neden “başarısızlık emareleri” yaratılmaya çalışılmakta? medya neden bu amaçlarla kullanılmakta?

    askeri müdahalelerin bir işe yaramadığı, yaramayacağı, ordunun bu açıdan aciz olduğu(!) dolayısıyla etnik kimlikler kışkırtılarak yaratılan suni soruna siyasi çözüm gerektiğini ileri sürebilmek için. o siyasi çözüm ki; dtp lilerin ve türevlerinin dillerinden düşürmediği eyalet sistemi’dir.

    http://www.ekoenerjidergi.com/...
    (onelongpause, 04.11.2008 01:53 ~ 07.11.2008 23:09)
  7. "abd'nin terörün bitmesini istememesi" burada karşı bir argüman olarak karşımıza çıkıyor, ama bunun pek mantıklı bir tarafı yok. doğrudur, abd terörün bitmesini istememektedir. bu konudaki görüşlere katılıyorum. ama bu türk silahlı kuvvetleri'nin de aynı görüşe sahip olduğu gerçeğini değiştirmez. ordunun terörünün bitmesinin istememesi sadece 1 doğruya işaret ederken, abd'nin de aynı düzlemdeki görüşünü dile getirmek, sadece 2 doğruya ve ortak çıkarlara işaret eder. bunun ötesinde ordunun terörün bitmesini istemesi görüşünün yanlışlığını ortaya koyan bir argüman değildir bu. keza ümit fırat'ın böyle bir argüman sunması da bu argümanın yanlışlığını kanıtlamaz. olsa olsa yaptığınız ad hominem olur, o kadar.

    "bu alanda doğrudan doğruya orduyu suçlamadan önce bir durup düşünmek gerekir" denmiş ve alternatif karar aldırma mekanizmalarından bahsedilmiş. buradaki yorumlara da kısmen katılıyorum. doğrudur; yabancı devletler, uluslararası şirketler, imf, dünya bankası, türkiye'deki büyük holding sahipleri, medya patronları vb. devlet yetkililerinin verdikleri kararlarda büyük rol oynarlar.

    ama bu durum, benim devlet yetkililerini suçlamamı engelleyemez. o yetkililerin görevi ve sorumluluğu, hiçbir dış unsurdan etkilenmeden bağımsız karar almaktır. baskıya göğüs germek, kendisine verilen yetki ve sorumluluk dahilinde kalmak, kamu yararını göz etmek, görevini yapmaktır. bunu yapmadığı takdirde de, meydana gelen sorunlarda sorumluluk sahibi olur ve suçlanır. bundan da daha doğal bir şey olamaz.

    bu durum aslında şuna benziyor. bir erkekle evlisiniz. kocanız bir gece gayet masumane, arkadaşlarıyla içmek için bir bara gidiyor. kocanızın hiç öyle bir niyeti olmamasına rağmen, barda bulunan bir kız, müthiş bir ilgi ve alaka ile kocanıza yaklaşıyor ve cinselliğini kullanarak kocanızın aklını çeliyor ve onu ayartarak yatağa atıyor.

    burada kimi suçlu addedersiniz? kocanızı boşverip, bütün suçu -bir nevi bir alternatif karar aldırma mekanizması olan- kıza mı atarsınız? "ya kocacım, aslında senin suçun yok. biliyorum, bütün suç o kızın. seni o ayarttı, aklını çeldi. bir anlık dalgınlığa düştün. seni seviyorum bebeğim." mi dersiniz? hiç sanmıyorum.

    @2757617'ye de atıf yapılmış. doğrudur, silahlı kuvvetlerin kullanılmasına karar verme yetkisi doğrudan doğruya tbmm'ye aittir. diğer alanlarda da yürütme erkine bu konuda yetkiler tanınmıştır. ama burada unutulan bir şey var.

    türk silahlı kuvvetleri, amerikan filmlerinde gördüğümüz, amerika birleşik devletleri başkanı'nın önünde dizleri titreyen, taleplerine "tabii efendim, emredersiniz efendim" şeklinde karşılık veren bir zihniyet ile yönetilmemektedir. hatırlatmak gerekir ki, türkiye'nin 85 yıllık kısacık tarihinde, türk silahlı kuvvetleri üç kez askeri darbe ile yönetime el koymuş, iki kez muhtıra yayınlamış, -yanılmıyorsam- iki kez de mensupları darbe girişimine yeltenmiş ama başarılı olamamıştır. yani türk silahlı kuvvetleri, hükümetin her dediğini yapan, türkiye büyük millet meclisi'nin güdümünde bir kurum değildir. bunun örnekleri de görüldüğü üzere tarihimizde mevcuttur.

    yine bir örnek verelim bununla ilgili. pkk'nın kuzey ırak'ta yaptığı kongrelerin yerinin ve zamanının bilinmesine rağmen, buna karşı herhangi bir eylemde bulunulmaması olayında, genelkurmay başkanı ve başbakan arasında şöyle bir konuşma geçtiğini düşünün:

    + merhabalar başbakanım. pkk'nın 10. kongresinin 21-30 ağustos 2008 arasında kandil dağı'nda düzenleneceği ve pkk'nın lider kadrolarından 1200 kişinin burada toplanacağı bilgisi ulaştı elimize. bu tarihlerde buraya hava harekâtı düzenleyip, pkk sorununa kökten çözüm bulmayı düşünüyoruz.
    - yok hayır, olmaz öyle şey. izin vermiyorum.
    + peki o zaman, teşekkürler. rahatsız ettim, iyi günler.
    - iyi günler.

    mümkün görünüyor mu? mümkün görünse bile; olur olmadık muhtıra yayınlayan, ortada bir tehlike olmamasına rağmen "laiklik elden gidiyor" diye bas bas bağıran, gazetedeki iki habere istinaden kameraların karşısına geçip kükreyen, tehditler savuran genelkurmay başkanı'nın, bu konuşmadan sonra sus pus olduğunu düşünebiliyor musunuz? ben düşünemiyorum.

    ihtimal vermesem de sizin düşündüğünüzü varsayalım. bilindiği üzere, 17 ekim 2007'de tbmm'de kabul edilen sınır ötesi operasyon tezkeresi ile silahlı kuvvetlerin kullanılması yetkisi 1 yıl süre ile hükümete verilmiştir.

    http://www.milliyet.com.tr/...

    28 kasım 2007'de alınan bakanlar kurulu kararı ve cumhurbaşkanı'nın onayı ile de hükümet bu yetkiyi türk silahlı kuvvetleri'ne devretmiştir.

    http://ntvmsnbc.com/...

    yani pkk'nın 10. kongresini yaptığı 21-30 ağustos 2008 tarihleri arasında, türk silahlı kuvvetleri herhangi bir merciden onay almadan, kongrenin yapıldığı kandil dağı'na operasyon düzenlemekle yetkilidir. daha önce onlarca kez -mesela kongreye en yakın tarihler olarak 16 ağustos 2008'de ve 25 eylül 2008'de- bu yetkisini kullanan türk silahlı kuvvetleri'nin, kongrenin yapıldığı tarihler arasında tek bir hava operasyonu bile düzenlemeyip, bu yetkisini kullanmaması nasıl açıklanabilir? hükümetten, başbakandan, meclisten falan onay almasına da gerek yok? niye kullanmıyor?

    bu soruyu "ordunun terörün bitmesini istememesi" nden farklı bir şekilde açıklayamıyorum ben.

    ek: tekrardan okudum, ad hominem'lik bir durum yokmuş. o konudaki eleştirilerimi geri çekiyorum. diğerleri hakkındaki görüşlerimde ise herhangi bir değişiklik yok.
    (strateji, 04.11.2008 03:24 ~ 05.11.2008 18:27)
  8. biraz daha dikkat edilseydi; ümit fırat’la ilgili olarak; ordunun terörün bitmesini istemediği argümanının ona ait olduğundan başka bir şey yazmadığım gayet açık bir biçimde anlaşılabilirdi. “argümanın yanlışlığını aşağıda uzun uzadıya açıklayacağım.” diye devam eden satırlardan; “bu argümanın yanlışlığı onu ümit fırat’ın sunmasından kaynaklanıyor.” anlamı çıkmayacağı aşikârdır. argümanın yanlışlığı, bir önceki giride soru cevap şeklinde sıraladığım sebeplerden kaynaklanmaktadır. kaldı ki bu yanlışlık onun ümit fırat tarafından ileri sürüldüğü gerçeğini de değiştirmiyor. buna rağmen ad hominem yaptığım iddia edilmiş. bu tepkiyle karşılaşmam ümit fırat’la aynı argümanı savunmanın sizde çağrıştırdığı veya yarattığı rahatsızlıktan kaynaklanıyor belki de.

    metafor olarak aldatmanın kullanıldığı bir örnek verilmiş. teşbihte hata olmaz derler; ama burada atlanılan bir unsur var. bu atlanılan unsur argümanlarımızın aynı düzlemde buluşamamasının da nedeni. buradaki alternatif karar aldırma mekanizması olan “baştan çıkarıcı kız” adamla hiçbir organik ya da sözleşmesel bağı olmayan öyle rastgele bir bar kadını değil. aralarında başta nato olmak üzere imzalanmış pek çok sözleşme ilişkisi var. zaten bu alanda yaptığım açıklamalara kısmen katılındığı belirtilerek ” bu durum, benim devlet yetkililerini suçlamamı engelleyemez. o yetkililerin görevi ve sorumluluğu, hiçbir dış unsurdan etkilenmeden bağımsız karar almaktır. baskıya göğüs germek, kendisine verilen yetki ve sorumluluk dahilinde kalmak, kamu yararını göz etmek, görevini yapmaktır.” satırlarıyla “olması gereken” bir durumdan bahsedilmiş. oysa “olan” farklıdır.

    adeta benim tezimi destekler nitelikte tsk’ nın yaptığı darbeler* ve muhtıralar hatırlatılmış. eminim arşivinizde bu müdahaleleri tsk’ nın tek başına yapmadığını ve kamarillanın abd olduğunu kanıtlayan belgeler, makaleler mevcuttur.

    sınır ötesi operasyon yapma yetkisi 8 ekimde alınan bir kararla bir yıl daha uzatıldı, doğru. peki yapacağınız her hamleyi önceden bilen ya da size hangi hamleyi yapmanız gerektiğini söyleyen bir rakiple satranç oynamak nasıl olurdu? buna rağmen sınır ötesi operasyonlarda pek çok hedefin vurulduğu ve başarılar elde edildiği gerçeği de yadsınamaz.

    yiyeceğine ulaşmak için her yanı kapalı bir çarkın içinde koşan hamster da benim metaforum olsun. yemeği çarkın hemen dışına koyan da hamsterı çarka yerleştiren* de aynı kişi. dışarıdan hamsterı gören birinin; “burada aslında hamster o yemeği yemek istemiyor tüm sorun bu”, demesi eksik bir değerlendirme olurdu haliyle. “bu benim hamsterı suçlamamı engellemez.” de diyemezsiniz. çünkü asıl karar mercileri (@2757617) imzaladıkları anlaşmalarla, altına girdikleri taahhütlerle hamsterın o çarka hapsolmasına zemin hazırlamışlardır. eleştiri oklarınızı salt hamster üzerine atmak doğru değil.

    son olarak şunu da altını çizerek belirtmek isterim; ordunun terörün bitmesini istemediğini söyleyen herkes ordu düşmanlığı zihniyetindedir, diye bir şey söz konusu olamaz. bu argümanı savunarak ordu düşmanlığı yapan var mı, derseniz, evet bunu yapanlar var. burada amacı sadece eleştirmek olanlarla karalamak olanlar arasında ayrım yapmak gerekir.

    amacı orduyu eleştirmek olanlar kullandıkları kavramlar, ifade ediş biçimi itibariyle belli bir mantalitedenmiş izlenimi yaratıyor olabilir. sebebinin hep aynı çizgideki gazeteleri ve aydınları takip etmelerinden, aldıkları eğitimden kaynaklanabileceğini düşünüyorum. ama bu; onların, ordu düşmanlığı yapanlarla aynı safta yer aldığı anlamına gelmez.
    (onelongpause, 04.11.2008 21:29 ~ 07.11.2008 23:09)
  9. istanbul'da narkotik polisinin düzenlediği operasyonda, yurt dışına uyuşturucu madde sevk etmek isteyen biri uzman çavuş, 1'i dtp yöneticisi toplam 4 kişi, 35 kilo eroinle birlikte yakalandı.

    operasyonda, uyuşturucu kuryeliği yapan hakkari il jandarma komutanlığı'nda görevli bir uzman çavuş ile şebekenin organizatörü olduğu belirlenen kişi gözaltına alındı.

    yurt dışına çıkarılması planlanan uyuşturucunun hakkari polisinden gelen istihbaratla ele geçirildiği öğrenilirken, uyuşturucunun sahibi ve organizatörü olarak gözaltına alınan bir kişinin dtp yöneticisi olduğu öğrenildi.

    http://www.milliyet.com.tr/...

    olaya bakın, uzman çavuş ve dtp yöneticisi... sırf bu habere dayanarak onlarca komplo teorisi üretebilirim.
    (strateji, 15.11.2008 21:14 ~ 21:15)
  10. götü boklu bir uzman çavuşun uyuşturucu kaçakçılığı işine bulaşmasını baz alarak türk ordusuna çamur atmaya yeltenenlerin iddiası.
    bu durumda rüşvet alan bir trafik polisini baz alarak emniyet teşkilatının da aslında rüşveti desteklediğini rahatlıkla iddia edebilirsiniz.

    (bkz: önce akıllı ol)

    (bkz: şimdi siktir git)
    (karamürselli deli hamdi, 15.11.2008 21:21)
  11. evet, sadece bir uzman çavuşun uyuşturucu işine bulaşmasını baz alarak "kesinlikle, hiçbir şüpheye yer bırakmayacak bir şekilde anlaşıldı ki, tsk uyuşturucu kaçırıyor, o yüzden terörün bitmesini istemiyor" çıkarımında bulunmak hatalı. zaten o yüzden üstüne basa basa komplo teorisi diye vurguladım. hatta komplo teorisi kelimesini gizli bakınız içine de aldım ki, daha anlaşılır olsun. ama anlamak istemeyince, anlaşılmıyor demek ki.

    keza haberde ilginç olan nokta, tek başına bir askerin uyuşturucu kaçakçılığı yapması değil. konu uyuşturucu kaçakçılığı ise, "götü boklu bir uzman çavuş" hakkındaki haber dışında, yıllarca bölgede görev yapan ve faili meçhul bir cinayet sonucu öldürülen ahmet cem ersever'in itiraflarını okumak yararlı olabilir. okuduğunuzu anlar mısınız, yoksa adama söver misiniz, bilemiyorum. orası beni ırgalamaz.

    o yüzden haberin ilginç olan kısmı, bir askerin uyuşturucu kaçakçılığı yapması değil. asıl mühim olan, bunu birbirine karşıt kesimden, biri türk silahlı kuvvetleri mensubu, biri dtp yöneticisi iki kişinin birlikte gerçekleştirmesi. üzerine onlarca komplo teorisi yazılabilecek şey de aslında bu. (yeniden komplo teorisi diye vurgulamama, gizli bakınız içine almama gerek yok değil mi?)

    bunları bir kenara bıraktım, @2805767'de yazanlara karşı mantıklı bir karşı argüman geliştirileceğine (onelongpause tarafından gayet güzel yapılmışı var mesela) küfür etme kolaylığına kaçmak, insanoğlunun beyninin kaçta kaçını kullandığı ile ilgili eşi bulunmaz ipuçları veriyor bize.
    (strateji, 15.11.2008 22:15 ~ 22:16)
  12. tıpta da vardır bu hadise hastalığı yenmek için yapılan aşılar o mikrobu barındırır bir miktar amaç mekanizmayı uyarmaktır. benim bu söylediğime de polyanacılık denir ancak. ne kadarı doğrudur bilinmez ama "ortam sizin" denmişse yazılmalıdır.
    (idiot, 15.11.2008 22:53)
  13. damadımız joost lagendijk'in zamanında dile getirdiği görüş.
    (mosquito hunter, 15.11.2008 23:38)
  14. sebebi yüz yıllar öncesinden filozoflarca ortaya konmuştur. hegel ve marx. biri soyutu biri somutu ele alsa da ne güzel tespit yapmışlar.

    (bkz: diyalektik)
    (onurene, 17.11.2008 15:57 ~ 16:04)
  15. @2805798'de sadece ordunun değil, bir bütün olarak tüm devlet kademesinin bu suça ortak olduğunu söylemiştim. mesela vecdi gönül geçtiğimiz gün milli savunma bakanlığı'nın 2009 bütçe görüşmelerinde bakanlık müsteşarı korgeneral ahmet turmuş'a “her ne kadar savunma sanayiine biraz fazla pay ayırdıysak da, sizinkiler daha çok gizlidir. güneydoğu’da bir operasyon göstersek çoktan kurtarırız.” demiş:

    msb bütçesi pazartesi günü komisyonda görüşülürken, bütçeyi daha iyi anlatabilmek için sinevizyon gösterisi de yapıldı. görüşmeleri izleyen kameralar salondan ayrılmaya hazırlanırken gönül, bakanlık müsteşarı korgeneral ahmet turmuş’un kulağına eğilerek bir şeyler söyledi. ayrılan payın yüksekliğine gelebilecek eleştirilere karşı güneydoğu’daki operasyonları göstermeyi planladığı gözlenen gönül’ün sözlerini habertürk kameramanı kaydetti. kamera kayıtlarına göre gönül, turmuş’a şöyle diyor: “her ne kadar savunma sanayine biraz fazla pay ayırdıysak da, sizinkiler daha çok gizlidir. güneydoğu’da bir operasyon göstersek bütçeyi çoktan kurtarırız.”

    milli savunma bakanı vecdi gönül’ün, bakanlığının bütçesini savunmak için söylediği “güneydoğu’da bir operasyon göstersek çoktan kurtarırız” sözleri, hayali operasyonların itirafı olarak değerlendirildi.

    chp muğla milletvekili ali arslan, milli savunma bakanı vecdi gönül’ün bakanlığın bütçesini savunmak için söylediği ve kameralara takılan sözlerini meclis gündemine taşıdı.

    arslan bakan gönül’e, “hükümetiniz tarafından bütçeyi şişirmek amacıyla kaç hayali operasyon yapılmıştır” diye sordu. chp’li arslan, milli savunma bakanı gönül’ün yanıtlaması istemiyle tbmm başkanlığı’na verdiği soru önergesinde, plan bütçe komisyonu’nda, bakanlığın bütçesi görüşülürken gönül’ün kameralara takılan sözlerini gündeme getirdi.

    arslan, önergesinde şu sorulara yer verdi: “güneydoğu operasyonları hangi amaçla yapılmaktadır? hükümetiniz tarafından terörle mücadeleye yeterince bütçe ayrılmamış mıdır? sözlerinizden yola çıkarak operasyonların amacı, savunma bakanlığı bütçesini arttırmak mıdır? hükümetiniz tarafından bütçeyi şişirmek amacıyla kaç hayali operasyon yapılmıştır? sözleriniz, bölücü terör örgütünün neden bir türlü bitirilemediğinin ve iktidarınız döneminde artan terör olaylarının sebebi ve kanıtı mıdır?”

    habertürk’e konuşan mhp milletvekili oktay vural ve chp milletvekili onur öymen de bakan gönül’ün sözlerine tepki gösterdi. vural, sözlerin bütçenin şeffaf olmadığını ortaya koyduğunu söyledi. güneydoğu operasyonlarının bir kılıf olarak gösterildiğini söyleyen vural, hükümetin terörle mücadele konusunda samimi olmadığını ifade etti. bakan gönül’ü meclis’i hafife almakla eleştiren öymen ise konuyu tbmm gündemine taşıyacaklarını söyledi.

    http://www.milliyet.com.tr/...
    http://haber.gazetevatan.com/...
    http://cumhuriyet.com.tr/...
    http://www.skyturk.tv/...
    http://www.taraf.com.tr/...
    http://www.birgun.net/...
    http://www.evrensel.net/...

    pkk'nın üst düzey yönetim kadrosunun ne zaman nerede toplanacağını bildiğin halde operasyon yapmıyorsun, pkk'yı tamamen bitirme şansını, ortadan kaldırma şansını bilerek tepiyorsun, ama konu bakanlık bütçesini arttırmaya yönelik hayali operasyonlara gelince, müsteşarının kulağına eğilip şaka yapmakta sakınca görmüyorsun. ondan sonra da şehit düşen askerler için "vatan sağolsun" denmesini bekliyorsun. ulan daha dün üç asker şehit oldu.

    http://www.radikal.com.tr/...

    türkiye ne güzel memleket?
    (strateji, 20.11.2008 17:52 ~ 02.12.2008 14:04)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil