ordu halkın parçasıdır   

adana çık aradan

  1. bugün genelkurmay başkanının açıklamasına ordu halkın seçimine karışıyor egemenlik kayıtsız şartsız milletindir diyerek karşı çıkanlara verilebilecek yanıttır.ne yani ordudakiler başka bir halktan mı geliyorlar.orduda halkın bir parçası olduğuna göre görüşlerini bildirmek ve kendilerine anayasa ile verilen görevi yapabileceklerini söylemek en demokratik haklarıdır.
    (thyme, 28.04.2007 21:16)


  2. doğrudur. halk için olmalıdır. halkın üstünde olmamalıdır. halk için asla demokrasiyi rafa kaldırmamalıdır. aksine rafa kaldırmaya çalışanların karşısında olmalıdır. grevleri yasaklayan değil işçileri grev yapmak zorunda bırakanlardan hesap sormalıdır. ezenin yanında değil ezilenin yanında olmalıdır.

    ama asla demokrasiyi rafa kaldırmamalıdır.

    ama asla demokrasiyi rafa kaldırmamalıdır.

    demokrasinin karşısında olanlara karşı olmalıdır.

    çünkü ordu halkın parçasıdır.
    (compasino, 28.04.2007 21:25)
  3. (bkz: asker)
    (bkz: sivil)
    (albiceleste, 28.04.2007 21:45)
  4. (bkz: ybsg)
    (a perfect tool, 28.04.2007 22:07)
  5. "... ve öyle kalacaktır" diye eklemek gereği hissettiren cümle
    (medium, 28.04.2007 22:13)
  6. türk halkının feodalleşmesiyle yıkılmıştır bu olgu.

    feodalleşmenin neden ters tepki yarattığını araştırmak istersek, selçuklulardan önceki türk toplumuna bir göz atmamız gerekir. henüz devletleşmemiş, kabile biçiminde olan bu toplumlar, göç ettikleri topraklara yerleşebilmek, o toprağın devletinin kaynaklarından faydalanabilmek için yağmaci birlikler-hatta bunlara ülkücü alpler (kabile savaşçıları) de denir- kurmuşlardır. bu birlikler, o bölgenin devletini ya da kabile toplumunu yağma etmekte, elde ettiği ganimetleri de halk arasında eşit pay etmekteydiler.

    dikkat edilirse, ortada bir askeri kesim bulunmasına rağmen heniz sınıflaşma görülmemiş, elde edilen ganimet sınıf, rütbe gibi oranlara göre pay edilerek dağıtılmamıştır. amatörce de olsa buna askeri demokrasi diyebiliriz.

    fakat, selçuklular ve osmanlılar da durum böyle değildir. çünkü, feodal toplumun ekonomi anlayışına bu durum ters düşmekte, ekonomik sistem araştırıldığında göçebe toplulukların feodal sisteme dahil edilmesinin gerekliliği anlaşılmaktadır. özellikle, nizam-ül mülk ün teorisyeni olduğu miri toprak sistemi bu duruma kanıttır. toprağın sahibi padişah ve toprağı işletme hakkına sahip olan dirlikçi(osmanlı da sipahi de denirdi) ile toprağı işleyen halk eşit haklara sahip değildir ve eşit haklara sahip olmamasının güvencesini veren de zamanın askeri birlikleridir.

    özellikle, osmanlı imparatorluğu nda bu duruma isyan eden türkmenler(batini mezhebi mensupları olarak da geçer) fena şekilde cezalandırılmıştır. en bilinen örnekleri, börklüce, torlak kemal, şeyh bedrettin dir. hatta, göçebe türklerden faydalanmak isteyen çelebilerinde sonu türkmenler ile aynı olmuştır. (çelebi mehmetin kardeşi musa çelebi)

    şimdi bu durumun kopma noktası ise şudur. göçebe toplumu himaye altına almak isteyen osmanlı otokrasisinin vurucu gücü, devşirmelerden kurulu olan yeniçeri ordusudur. devşirmelerinde esir alınan düşman askerleri ve oğulları oldukları göz önüne alınırsa pek halk ile iç içe oldukları söylenemez.

    ve bu durumlar baz alınırak, türk ordusunun devrimlerin vurucu gücü olduğunu söylemek için ordunun halk ile iç içe olduğu hipotezini üretmek bariz yanlıştır. 800 yıllık miras ve yakın tarihimize sığdırdığımız 3 darbe göz önüne alındığında öne sürülen tezin gerçekçi bir tabanının olduğunu savunmak yersizdir.
    (banker bilo, 28.10.2007 23:33 ~ 29.10.2007 12:13)