|
|
- (bkz: ordu kışlaya)
- ordunun görevi yurt güvenliğiyle sınırlıdır..artık bunca yaşanan acıdan sonra anlaşılması gereken budur..daha 12 eylül ün hesabı sorulmamışken, işkence tezgahlarından geçen insanlarla gözaltlarında "kaybolan"ların yakınlarıyla konuşulması gerek belki darbenin ve ordunun bu ülkede ne gibi acıları bırakıp gittiğini anlamak için..20 li yaşlarda gencecik insanlar olmadık acılardan geçtiler, kimileri öldü, öldürüldü ve bu yalnızca 27 yıl öncesiydi..bu kadar unutkan olunmamalı..birşey söylenirken bir de gerisine bakılmalı..demokrasi ve hukuk devleti kavramı özde değil sözde yaşanırsa olacak olan budur..belki artık hukuğa güvenilmelidir belki artık ümmet bilincinden çıkılıp vatandaş olunmalıdır belki artık ters giden bişeyler görüldüğünde ses verilmelidir..sessiz çoğunluk sesli hale getirilmelidir. ama çözüm kesinlikle ordu olmamalıdır bu sadece acılara yenilerini ekler, çünkü son 27 yılda gördük ki darbe yalnızca sorunlara neden olur çözüm değil...
- kendi gösteremediği tepkiyi ordudan bekleyen yazık insanın çağrısı.
- (bkz: ordu greve)
- (bkz: darbeye karşı 70 milyon adım yürüyüşü)
- hazıryedicilerin lafıdır. biz bi bok yapamıyoruz iktidara gelemiyoruz hadi silah zoruyla şu iktidarı bana getiriverin mantığıdır.
- tsk'nın görevi kanunlarla açıkça belirtilmiştir. vatanı askeri tehlikelerden korumak ve bu yönde görev almak için çalışmalarda bulunabilirler. iç siyasete müdahele etme gibi bir olanakları olamaz. bunun yanında ordu bu ülkenin bir kurumu olduğuna göre bağımsız olmalıdır. yani herhangi bir siyasi parti emrine girmemelidir. [ikinci dünya savaşı öncesinde nsdap, wehrmacht'ı emrine soktuğu için ss tümenleri kuruldu ve savaşın insanlık için bu kadar büyük zararları oldu]
ordunun yapması ve yapmaması gerekenleri sade bir vatandaş olarak sıraladıktan sonra bu sloganın, bu söz ifadesinin yanlışlığına gelelim. ordu göreve anca dış bir düşman işgali veya jandarma ile iç güvenlik sorunlarında devreye girer, görevini yapar. daha ötesi olmamalı bu durumun.
cumhuriyet mitinglerinde bu pankartlar az da olsa vardı. bu pankartlar gereksizdir, ortalığı galeyana getirmekten başka bir işe yaramaz. ancak yüzlerce stk'nın organize ettiği, maalesef tuncay özkan gibi beceriksiz bir adamın ön plana çıkmasıyla bu mitinglere gölge düşürdü bu sloganlar. acaba bu mitingteki herkes bu sloganları destekliyor muydu? herkes bu pankartları açtı mı?
buna cevabımız koca bir hayır olur. yüzbinlerce kişinin katıldığı mitinglerde 3-5 çapulcunun ortalığı karıştırmak amacıyla bunu haykırması " mitinglerdeki herkes darbeyi destekliyor " gibi bir sav doğurmaz. eğer ortada böyle bir eleştiri var ise mesela mazlum der in diğer stklarla düzenlediği mitinglerde de benzerini buluruz. " 7.4 yetmedi mi " isimli o efsane pankartlar da o zaman sadece mazlum der'e değil onlarla hareket eden diğer stklar da" 7.4 yetmedi mi " sloganlarını destekliyor savını elde ederiz. dediğim gibi elmalar ile armutları karıştırmamak gerekiyor.
işte gündemdeki problemler buradan kaynaklanıyor. her ne sebeple olursa olsun muhalefet yapmaya çalışan [muhalafet partilerinin beceriksizliği bu durumu körüklüyor] diğer kişiler de bir anda darbeci oluyor, çeteci olarak itham ediliyor veya postal yalayıcısı şeklinde iftira ve hakaretlere maruz kalabiliyor.
bu hakaret ve iftiralar sözle kalsa iyi. bunun sonucunda özellikle çatlak ses çıkartan, muhalif söylemlerde bulunan kişilerin gözaltına alınması gibi istibdat dönemini aratmayan uygulamalar geliyor. kimsenin bilmediği konularda bazı belgeler bazı gazetecilere verilerek dezenformasyon çalışmaları başlıyor.
her zaman dediğim gibi, darbeciler cezalarını çekmeli, ülkenin başına bela olan derin devlet çökertilmelidir. ha bu derin devlet çökertileceğine siyasi intikam uğruna iktidar sahipleri de kendi derin devletlerini kurdukları takdirde bu ülkenin vatandaşlarının rahat yüzü göreceği yok gibi. vatandaş göreve!
|