gayet neşeli, espri geyik şaka bir insan. ayrıca andaç için çekilen yunan büstüvari fotoğrafıyla da genç kızların kalbindeki yerini sağlamlaştırdı. değerli arkadaşıma dogmasız günler diliyorum.
@2651046 ile at gözlüklü gözlere anlatmak istedikleri açıktır, ayakta alkışladığımız yazardır.
(-annem benden çok takip ediyor sanırım-) akıllı yazar vesselam.
(-yandık dostlar, annem bu akşam börek yapacakmış, gerisini tahmin eden var mı; anne dur, ama böreği nasıl vereceksin, nereden bulacaksın bu yazarı, anne o bir yazar sadece yapma allah aşkına; hay allah beni de kapıya kor mu acep bu onurene yüzünden? anne!
oklava var ben yollanayım iyisi mi-)
kendisini güldürdüğüme sevindiğim yazardır. ayrıca kendisi beni saçmalamakla itham etmiş. buna gerçekten memnun oldum. eğer kendisi benim yazdıklarımı beğense ve takdir etseydi kendimde bir hata olduğunu düşünüp resmi söyleme kendimi nasıl alet etmişim diye hayıflanacaktım. buarada köy enstitüleri ile alakalı söylediklerimin de sonuna kadar arkasındayım biline.
yazar. daha doğrusu evvelden yazıyormuş. ben bilmiyordum. dedim, bak bu sözlük. içine giriyorsun, yazıyorsun. yazar mısın, dedim. olur, dedi. ki zaten şimdiye kadar neye itiraz etti ki! ne desem, olur abi! çok efendi bi' arkadaş bu ama bildiğimiz efendilerden değil. kişiliksizleşmeden, silikleşmeden efendi olabilenlerden. ciddi ciddi hamurunda var. misal en sinirli anını hatırlarım; bi' çocuk var, bunun arkasından konuşmuş yalan yanlış. bu da kendisine sebebini soruyor, neden böyle yapıyorsun diye. sonra küfürleşiyorlar ve vuruşmak üzere buluşuyorlar. çocuğu resmen cümleleriyle dövüyor, efendiliğiyle hesap soruyor. kaba kuvvetsiz çocuğun ağzına sıçıyor. diyorum: kavga ederken bile efendi! hiç alışık olmadığım haller bunlar. sinirden, stresten erken yaşta darmadağın psikoloji sahibi olan bana, çok yabancı geliyor bu hareketler. alışamıyorum başlarda! en ufak vakada "ne alası var mınakodumm" tepkilerimi gülerek savuşturuyor, ama abi çok komik sinirleniyosun diye de ekliyor! haydaa! onun sayesinde adam gibi sinirlenemiyorum bile, gülüyorum artık. şimdi mutlu musun mınakodumunn? (gülme!)
insanlığına dair söylenecek çok şey var elbet ama ben en çok erken yaşta edindiği hür fikir yapısını, korkusuzca dillendirmesini, olaylara geniş açılardan, pencerelerden bakabilmesine, her zaman ortaya açılım koyabilmesindan bahsetmek istiyorum.
ailesiyle tanıştım. hem de her biriyle. (korkma lan, detaya girmicem!) ve işte o zaman hak verdim. bu yaşta kendini bu derece özgür kılabilmesinin sebebi evde yatıyormuş, hiç şaşırmadım. fevkalade engin bilgili bir baba, pedogoji uzmanı bir anne ile sonuçlar hiç şaşırtıcı değil. sen bize, babanın asabiyetini, düşünce yapısını, hayat görüşünü eleştir dur. ulan kaç tane baba çocuğuyla nazım ile necip fazıl'ın farklılıklarından, asimile halklardan, din öğretilerinden ya da hurafelerden, tanrı dağı'ndan* konuşabiliyor ki? densizlik etme! babanın değerini bil ama sonra gene babanla aranızda geçen tartışmaları, eleştirilerini, yaşanan kovalamacaları, hiddet anları anlat. çok komik oluyo!
neler neler var, hangilerinden bahsetmeli, hangilerinden bahsederken dikkat etmeli? kestiremiyorum. dernek günlerimiz, altılı ganyan hayallerimiz, altılı dayısından edindiklerimiz, havuz maceramız, parasız günler, çitizen için yaptığımız pazarlıklar, cırmalay, sütsar paylaşımlarımız, yaptığımız sayısız "boş"lar... tey tey de tey tey!
tanım yapmadan olay mahallini terk etmeyelim: bilgiye, eleştiriye, sosyalleşmeye, geyiğe, edebiyata, tiyatroya, siyasete, kadınlara, aşka yani hayata dair ne varsa her şeye açık bir dostumdur kendileri. erken yaşta kapasite fazlası yapmış durumda. yerel siyasette basamakları da çok hızlı çıkmakta. saçlarını kestirmediği sürece kızlarla da arası çok iyi. e daha ne olsun lan, aynı ben!*
1100 giriye ulaşmış bile! şu sıralar tematik kaygılı edebiyat aşığı yazar kıvamında. asortik bi' havası var artık. sanki ila nihaye böyle kalacak gibi.
saçlarına hastayım. gerçi uzarken gördüm binbir zorluk, babaya karşı olağanüstü savaş. adeta kendi içinde devrim yaşadı. hea saçlar diyorduk. geçen halısahadayız, topla beraber koşarken sanki headandshoulder reklamında oynuyor herif. rüzgarla saçın o müthiş dansı. insan bütün konsantrasyonunu kaybediyor bakarken. sonra kendime geldim de attım 2-3 gol.
tekrar girdi bu sene öseseye. resmen mına koydu. aldı bütün intikamını. istanbul'un yeni playboylarından olabilir kendisi. şeytan tüylü olması, napsa kızların ihihihi onurene çok komiksin demesi, saçları vs direk çeker yani kızları. dikkat etmek lazım. istanbul sen mi büyüksün ben mi büyüğüm mına koyiiim demesin, sakat.
tanıdığım en kendini bilen insanlardandır, nadirdir. kitaplardan kafasını kaldırıp sağına soluna baksa sonra bir daha sağına baksa tavlamayacağı kız yoktur. kendisini sosyalist sahalara heyecanla bekliyoruz.
"acılarımız bizden önce de vardı,biz onları bedenimiz de taşımak için doğmuşuz" diye başlıyım sözlerimede sen anla. anla da acılarımızın tekrardan ibaret olduğunu bil, bil ki cehennemlerden rahat kurtulalasın...ha bir de o naifliğinden , naifliğinin yanında duran bir insana bu kadar yakışır dediğim ukalalığından bir şey kaybetme...
ve ek olarakta; bu eylem güzelinin istanbul sesisin,seslerimiz aynı gögün içinde aynı düşün aynı dirençin....
saçların gözlerin sözlerin ne güzel,saçların gözlerin sözlerin ne güzel saçların..neydi lan bu açılır gonca gül mü?*
çok uzun zaman olmadı tanışalı amma şunu söyleyebilirim ki kendisi pek neşeli efendime söyliyeyim pek bilgili ,kültürlü pek konuşkan,eğlenceli, harbi şahsiyettir.