|
|
- çıktık açık alınla on yılda her savaştan,
on yılda on beş milyon genç yarattık her yaştan;
başta bütün dünyanın saydığı başkumandan;
demir ağlarla ördük anayurdu dört baştan
türk'üz, cumhuriyet'in göğsümüz tunç siperi,
türk'e durmak yaraşmaz, türk önde, türk ileri!
bir hızla kötülüğü, geriliği boğarız;
karanlığın üstüne güneş gibi doğarız,
türk'üz, bütün başlardan üstün olan başlarız;
tarihten önce vardık, tarihten sonra varız,
türk'üz, cumhuriyet'in göğsümüz tunç siperi,
türk'e durmak yaraşmaz, türk önde, türk ileri!...
çizerek kanımızla öz yurdun haritasını,
dindirdik memleketin yıllar süren yasını.
bütünledik her yönden istiklâl kavgasını;
bütün dünya öğrendi türklüğü saymasını.
türk'üz, cumhuriyet'in göğsümüz tunç siperi,
türk'e durmak yaraşmaz, türk önde, türk ileri!...
örnektir milletlere açtığımız yeni iz;
imtiyazsız, sınıfsız kaynaşmış bir kitleyiz.
uyduk görüşte bilgiye, gidişte ülküye biz;
tersine dönse dünya yolumuzdan dönmeyiz.
türk'üz, cumhuriyet'in göğsümüz tunç siperi,
türk'e durmak yaraşmaz, türk önde, türk ileri!
beste: cemal reşit rey
- 71 yıldır söylenen marş. nedeni üzerine düşünmek gerekir. ilk on yılda yapılan sıçramayı ve coşkuyu bir daha mı yakalayamadık yoksa diğer marşları*** besteleyenler mi yeteneksizdi?
- en son kenan doğulunun yorumladığı, her milli bayramda müzik kanallarında defalarca çalınan marşımız
- dinlemek için (bkz: http://www.kultur.gov.tr/...)
(dlord, 22.01.2006 12:05)
- 30 ağustos zafer bayramı kutlamaları vesilesiyle büyük ada 'da gün ve gece boyu 150 kere çalmıştır.kah çocuklar zıplasın diye kenan doğulu* yorumu,kah büyüklere klasik yorumu çalınmış,bir de her türlü bar,klüp,otel ve meydan tarzı yerde değişik piyanist şantör,popçu ve saz heyetlerinden dinlenmiş,bir yıllık kota adeta doldurulmuştur.
ekstra olarak,marşa adadaki yahudilerin de büyük bir coşkuyla eşlik ettiği görülüp helal be denmiştir.
- traji-gururlandırıcı marşımızdır. her ne kadar yurdun dört bir tarafını demir ağlarla saramasak da, önemli mesajlar içerir. trajik yanı ise cumhuriyetimizin 100. yılına doğru giderken 90 yıl geriden gelen duygudur. yoksa o zaman için de zoraki mi yazılan bir marştı da bizim mi haberimiz yok bilemiyoruz. her yerde çalınması ile artık suyunun çıktığı da acı bir gerçek.
(julien, 31.08.2006 19:27 ~ 19:30)
- ilk başlarda çok beğenip başarılı bulduğum, fakat daha sonrasında barlarda elde içki şişeleri, kucaklarında oturan kızlarla birlikte onuncu yıl marşı söyleyen gençleri görünce nedense biraz içim sızladı. elbette her yerde her şekilde söylenebilir ama sanki biraz uygunsuz gibi geldi, biraz rahatsız oldum. sanki anlamını bilmeden,hissetmeden sırf eğlence olsun diye söylüyorlar gibi, biraz futbol takımı marşlarına benzedi.
- hayata bakış açısı 1930ların türkiye'sinde kalanlar için biçilmiş kaftan olan marş.
bazı kişiler tarafından bir süredir istiklal marşımızın yerine okunmaya başlanması da ayrı bir anlam taşımaktadır.
85. yılda hala 10. yıl marşıyla avunma konusundan ise hiç bahsetmemek lazımdır. yoksa bu durumu kimseye anlatamayız. 1933'ten beri hiç mi birşey yapmadınız diye sorarlar adama.
- türkiye cumhuriyeti devleti'nin temelinde yeşerdiği bir takım düşünceleri ve değerleri baz almasıyla eskimemiş olduğu su götürmez bir gerçektir.
"demir ağlarla ördük anayurdu dört baştan"
tabii dışarıdan yardım almak, her yeri pahalı karayolu taşımacılığına mahkum etmek çok ilerici bir fikir. petrol konusuna girmiyorum bile
"bir hızla kötülüğü, geriliği boğarız;
karanlığın üstüne güneş gibi doğarız"
şu an bile ülkeyi asırlar gerisindeki düşünce ve yaşayış yapısına götürmeye çalışan zihniyetle başetmeye çalıştığımız düşünülürse ne kadar geride kaldığımızı, 1933'ten beri hiç bir şey yapamadığımızı gösterir
"çizerek kanımızla öz yurdun haritasını,
dindirdik memleketin yıllar süren yasını.
bütünledik her yönden istiklâl kavgasını;
bütün dünya öğrendi türklüğü saymasını."
özgürlük, bağımsızlık, tabii önemsiz canım bunlar, ne yani ümmetçilik varken bi millet olma sevdası niye di mi ama?hatta bu milliyetçilik de 1789'da çıkmış o kadar eski düşün yani, zaten milliyetçilerin hepsi de faşisttir...yaa yaa, ne gericilik ama
"örnektir milletlere açtığımız yeni iz;
imtiyazsız, sınıfsız kaynaşmış bir kitleyiz.
uyduk görüşte bilgiye, gidişte ülküye biz;
tersine dönse dünya yolumuzdan dönmeyiz."
ekonomik ve sosyal olarak çalkantıların en az seviyede yaşanacağı bir devlet olma ülküsü ne gericiliktir, bunu savunmak ne tembelliktir be arkadaş! 20. yüzyılın ikinci çeyreğinde takılıp kalmışız.
yaa yaa, işte böyle şaduman ağabey...
- görüş açısı 1930'ları yansıtanların marşıymış, böyle demagoji görmedim. o zaman mehter falan dinlediğimiz zaman bir 700 sene geriye gidiyoruz. ne bileyim, mozart falan dinlediğimizde 200- 300 sene geriye gidiyoruz. pentagram bir albümündeki parçasında the message filminin müziğini kullandı 1400 sene geriye gitti yavrucuklar. konu dağılmasın, kenan doğulu yorumunu nedense sevmem, orjinali güzeldir, özellikle şu sözleri adamı derinden etkiler.
" tarihten önce vardık, tarihten sonra varız "
http://www.youtube.com/...
- bir video paylaşım sitesinde milli takımımızın euro 2008 de oynadığı maçlardaki görüntülerinden oluşan bir klibi izlerken durduk yere klibin ortasında çalmaya başlayınca yeter artık deyip bilgisayarı bile kapattıran marş.ne yazıkki başkalarının yapmak istediklerini biz kendi kendimize yapıyoruz.hatırlarsınız bundan yıllar önce uluslar arası bir internet sitesinde yapılan oylamada her dalda dünyanın gelmiş geçmiş en iyileri seçiliyordu ve seçeneklerden birisi de mustafa kemal atatürktü.hernedense atatürk doğal olmayan bir biçimde kendisiyle alakası olmayan dallarda da liderliğe oynuyordu(müzik resim vs gibi dallar)daha sonradan anlaşıldıki bu oylar yıllardır aramızın düzelmediği ermenistan yunanistan gibi devletlerin vatandaşları tarafından veriliyordu.amaç belli her planda atatürkü öne çıkartıp bir süre sonra tepki almasını sağlamak ki başarmışlardı çoğu yabancı kanallarda makara konusu olmuştu bu durum.bizde onlardan geri kalmıyoruz tabiki.eğer birileri çıkıp başıma bişey gelmeyecekse atatürkü sevmiyorum diyorsa ben bunu söyleyende suç bulmam ki zaten atatürkü sevip sevmemek tek seçenekli bir soru olmamalı.ama yanlışın başladığı yer burası zaten yıllardır insanlara atatürkü dayatırsanız 15 metre arayla atatürk büstleri kurarsanız her bayramda sokaklara pankartlar asıp altına m.k atatürk yazarsanız doğal olarak ters teper.onuncu yıl marşı da bu paralelde bir vakadır ve böyle vakalar ülkemizde sürüyle vardır ne yazıkki.kendi değerlerimizi baltalıyoruz kendimizi kendimizden nefret ettiriyoruz.
- marş adından da anlaşılacağı üzere 1933 yılında cumhuriyet’in 10. yıldönümü kutlamaları için hazırlanmış. güftesi faruk nafiz (çamlıbel) ve behçet kemal’e (çağlar), bestesi cemal reşit’e (rey) ait olan marş, tüm dünyaya bir zamanların ‘hasta adamı’nın nasıl dirildiğini ve 10 yılda ne büyük işler başardığını anlatmayı amaçlıyor. marşı ilk kez 14 ekim’de dinleyen mustafa kemal’in marşı beğenmesi üzerine önce istanbul’da beyazıt ve taksim meydanlarında, şehir bandosu’nun eşliğinde marş talimleri yapılmış, ardından bütün yurtta bir marş seferberliği başlatılmıştı. ancak 1940’larda çocukların ağzında ‘hamama da gittik nalınla/ annem bizi yıkadı/mis kokulu sabunlaşekline dönüşen marş, uzun süren bir kış uykusuna yattı. aradan yıllar geçti, doğru dürüst bir ikinci marş bestelenemediği için olsa gerek 1990’larda güneydoğu’da kan gövdeyi götürünce cumhuriyet’in bekasına ilişkin kuşkulara kapılan kesimler tarafından tozlu raflardan indirildi ve yeniden dolaşıma sokuldu. bunda cumhuriyet’in 75. yılı için bestelenen marşın tutmamasının da rolü büyüktü. 28 şubat 1997’de tsk tarafından rp-dyp koalisyonu’na verilen muhtıra sonrasında ise adeta kemalist bir meydan okumaya dönüştü. o tarihten bu yana türkiye’yi iç ve dış düşmanların saldırı altında hisseden kesimler, 10. yıl marşı’nı topluca okuyarak kendilerini güçlü hissetmeye çalışıyorlar. aynen mezarlıktan geçerken ıslık çalanlar gibi…
demir ağlar . “çıktık açık alınla on yılda her savaştan/on yılda on beş milyon genç yarattık her yaştan/başta bütün dünyanın saydığı başkumandan/demir ağlarla ördük anayurdu dört baştan” şeklindeki ilk kıtada, mustafa kemal’in asker kimliği öne çıkarılarak milli mücadele dönemindeki askeri ve sivil mücadeleler vurgulanıyor ve aslında 14 milyon civarında olan ülke nüfusu kafiye uğruna 15 milyona çıkarıldıktan sonra, osmanlı imparatorluğu döneminden beri yönünü batıya çevirmiş bir toplum olarak, o dönemde medeniyetin sembolü olarak görülen ve eksikliği ciddi bir eziklik yaratmış olan demiryolu meselesine atıfta bulunuluyor. marşın “türk'üz, cumhuriyet'in göğsümüz tunç siperi/türk'e durmak yaraşmaz, türk önde, türk ileri!” şeklindeki nakarat bölümünde ise o yıllarda pek beğenilen nazi almanyası ile mussolini italyası’nın esintileri var.
türk’üz . “bir hızla kötülüğü, geriliği boğarız/karanlığın üstüne güneş gibi doğarız/türk'üz, bütün başlardan üstün olan başlarız/tarihten önce vardık, tarihten sonra varız” şeklindeki ikinci kıtasının ilk dizesinde cumhuriyet’in yerini aldığı osmanlı devleti ve onu oluşturan tüm unsurların nasıl algılandığına dair ipuçları var. ikinci dizede, malum ırkçı tema tekrar karşımıza çıkıyor. son dizeler ise dünyadaki bütün dillerin türkçe’den türediğini ileri süren güneş dil teorisi ile, dünyadaki tüm kültürlerin kökeninde türklerin olduğunu ileri süren türk tarih tezi’ne bir gönderme.
“çizerek kanımızla öz yurdun haritasını/dindirdik memleketin yıllar süren yasını/bütünledik her yönden istiklâl kavgasını/bütün dünya öğrendi türklüğü saymasını” dizeleri ‘öz yurt’ tanımı ile anadolu’nun türklere ait olduğunu bir kez daha vurgularken, her ne kadar birinci dünya savaşı sonunda imparatorluk topraklarının çoğu kaybedilmişse de, son osmanlı meclisi’nde alınan misak-ı milli kararı ile tarif edilen sınırların korunduğu tesellisiyle bitiyor.
sınıfsız kitle . “örnektir milletlere açtığımız yeni iz/imtiyazsız, sınıfsız kaynaşmış bir kitleyiz/uyduk görüşte bilgiye, gidişte ülküye biz/tersine dönse dünya yolumuzdan dönmeyiz” dizelerinde önce toplumsal ayrışmayı ve sınıf oluşumunu rejime yönelik en büyük tehlike gören zihniyetin icadı olan ‘halkçılık’ ilkesinin ifadesi olarak cumhuriyet rejiminin en kof hedefi vurgulanıyor, ardından bir islam toplumundan batılı bir toplum yaratmanın çelişkilerini çözmek için ziya gökalp’in icat ettiği ‘batı medeniyeti-türk/islam kültürü’ sentezine atıfta bulunuluyor. marşın noktasını rejimi tehdit eden iç ve dış düşmanlara verilen gözdağı oluşturuyor.
beste gayri milli mi? . istiklal marşı ile ilgili çarpıcı iddialarda bulunan osman şevki bey’e göre, cemal reşit rey’in bestesi de özgün değildir. cemal reşit eseri bestelerken, librettosu (güftesi) ve bestesi ünlü yazar jean-jacques rousseau’ya ait olan ve ilk kez 1752 yılında kral xv. louis’in huzurunda sergilenen tek perdelik ‘le devin du village’ (köy kâhini) adlı operanın “j’ai perdu tout mon bonheur/j’ai perdu mon serviteur” (bütün saadetimi kaybettim/hizmetçimi kaybettim) diye başlayan bölümden esinlenmiştir. osman ?evki bey, bestedeki ‘prozodi’ hatalarını bu kopyacılığa bağlar. bu iddialara karşı uzun süre sessiz kalan cemal reşit rey, sonunda böyle bir operanın tek bir notasından bile haberi olmadığını söylemekle yetinir. ancak, cemal reşit rey’in 1913’de, yani jean-jacques rousseau’nun 200. doğum yılı etkinliklerinin düzenlendiği yıldan sadece bir yıl sonra, ailecek paris’e yerleştiği; müzik eğitimini de bu ülkede aldığı düşünülünce ‘hiç duymadım’ savunması inandırıcı görünmez.
bu konuda kendi karar vermek isteyen okuyucularımız
http://www.rousseauassociation.org/...
adresinden rousseau’nun operasını dinleyebilirler.
ayşe hür
- bazen bir linç kampanyasının fon müziği olabilen marş...
(bkz: ahmet kaya)
(bkz: ercan saatçi)
(bkz: reha muhtar)
(bkz: serdar ortaç)
|