galatasaray için: hagi
fenerbahçe için: ortega
beşiktaş için:(bkz:
böyle bir şey tüm aramalarınıza rağmen bulunamadı)
(bkz:
gab)
(idiot, 21.08.2008 17:20)
bir çok insan tanımış bu benlik onunki gibi bir esiş görmemişti.
söyledikleri birer büyüydü adeta, acımadan beni benden alıyor ve dahasını, daha fazlasını istettiriyordu.
onla hayat bulutların üzerinde yaşanıyordu sanki. ne zaman yerküreye ayak bassam bir daha çıkmak için zıplıyor ve tarafından yakalanmayı umuyordum.
öylesi bir omzu vardı ki beni rahatlatan, uyutan, sevgiye boğan...
bir anda çaktı o şimşek işte. bu güzellikleri nasıl çötedenek yerle bir ettiği de hiç anlaşılmadı.
ama her şey değişmişti işte. çırpınmalar, beraber aynı adımları atamamalar süremizin dolduğunu gösteriyordu.
bu işaretlere hiç inanmak istemedim ben. olamazdı, böyle olmamalıydı.
sadece sarılsak, ardından kendimizi soyutlasak ve ikimiz kalsak şu koca dünyada anlar mıydık birbirimizi
sevdiğimizi mi unuttuk, sevildiğimizi mi?
hayatlarımız artık başka yönlere saptı, engel olamadım, olamadın, olamadık.
biliyorum yaşattıkların hepsi sana has ve verdiğin uyuşturucuyu çok özlüyorum. çok...
ve ne yazık ki görüşmememiz ikimiz için en hayırlısı.
hep bir kenarda olacak bana öğrettiklerin. içim sızlıyor aklıma geldiklerinde dayanacağım, monotonlaştıracağım böylece sen olmayan ama hayatımda esecek diğer insanları selamlayacağım.
ilk aşık olunandır o. kimse onun gibi yakın hissettirmez bir daha kendisini. kimseyle bir daha öylesine alacalar içindeyken tanışılmaz ve öylesine derin hatıralar biriktirilmez. diğerleri geçmişinizi bilmez, o korkunç yılda yanınızda değillerdi, bu yüzden de bir daha onun gibisi gelmeyecek.
alınganlıklar düşecek şimdi çenenden aşağı, yavaşça süzülüp kalbinin içine akacak bir iki damla koyu pastel renk. oturup aynalara bakamayacaksın daha fazla, düşünmek istemeyeceksin ve az sonra yağacak yağmurun altında aklını kaybedecek gibi hissederken müziğin sesini biraz daha açmak yorgun asırların içini azıcık da olsa rahat ettirecek belki.
birazdan yağmur yağacak diyorum, inan bana, aldanma ne dediklerine ve alnından düşen sıcak küfürler savuran terlere, birazdan yağmur yağacak bak! hazırlanmazsan göremeyeceksin, pencerenin önünden geçip gidecek bir yaşlı koku.
az sonra yağmur yağacak, hazırla göçlerini. kimse neden konuştuğunu anlamayacak, "o yok" diye bağırırken. 4 dakika kaldı yağmura, hazırlandın mı?!
not: işte yağdı yağmur.. şimdi ıslağız, sen de orda mıydın?! yağmurun altında oturan o soldaki kişi sen miydin?!
üzgün ama bir şekilde de geleceğe umutla bakmaya çalışan insanın, kendisine söylemekten korktuğudur bu. eski sevgiliye adanan asıl parmak ucu dokunuşlarının bir daha gerçekleşeceğini ve gerçekleşecekse de aslının yerini tutmaması durumu yok mu işte odur adamı asıl öldüren.
herkese kendisini böyle düşündürten en az birisinin var olduğu durumdur. o birisi, seslerin en tatlısına, kokuların en güzeline, sıcaklığın en ılığına sahip, sevgilerin en büyüğüne layık annelerimizdir.
bu defa çok başka anne
ilk defa karanlıktan korkuyorum
ilk defa yanı başım da değilsin anne
ilk defa ayrılığa düşmedim belki
bu defa çok başka bambaşka anne
ben pek ağlamazdım, sen ağlatmazdın
ama senden ayrılalı çok oldu anne
bu defa ellerim neden kırmızı
gözyaşı böylemiydi, böyle mi anne
ağlayarak uyandığım günleri hatırla
hatırla benimle ağlardın anne
bu gece çok başka uyandın yine
bu gece benimle gel ağla anne
büyümedim ki ben büyüyemedim
sevdikçe küçüldüm küçüldüm anne
ben senin küçüğün değil mi idim
bari sen ellerimi bırakma anne
anne ayrılıktan bahseder miydin
unuttum birazcık gel söyle anne
meğer hep boynuna sarıldığımda
ayrılığa ağladın ağladın anne
bu kaçıncı günü unuttum ayrılığının
unutmadım aklımda aklımda anne
neden konuşmuyor ki artık benimle
onunla sen konuş sen konuş anne
anne ben şimdi çok yalnız kaldım
sana da yük oldum değil mi anne
içinde sen beni saklamadın mı?
bıraktın kayboldum tükendim anne
ayrılırken sen den öğrendim bunu
büyümedim ben hala küçüğüm anne
senin gibi bir köşede büktüm boynumu
senin gibi karanlıkta ağladım anne
yine kulağıma ninni fısılda
yine beni avut yoruldum anne
bu gece uykuya sen daldır beni
bu gece seninle öleyim anne
ne olur bırakma tut beni anne
tut beni yoruldum yoruldum anne
elimi bırakma tut beni anne
bari sen yanımda kal kal gitme anne
elest berr
sanrıdır sadece. bulamayacağını sanmaktır, o kadar. 'o' nun gibisi de bulunur daha iyisi de. ancak bu, aşkın gözünüzü kör ettiği devreyi atlattıktan sonra farkedilir ya da farkedilebilir. biraz burnunuz sürtecek, biraz sürüneceksiniz, kaçış yok, sonra anlayacaksınız nasıl bir yalana, yanlışa inandığınızı. olsun elbet onu da yaşamak lazım.
başkaları var sırada, dert değil.
sakin olun önce bir, geçer her şey. kalp ağrısı da azalır zamanla, insan nelere alışmıyor ki ayrılığa alışmasın.
dünyada bilmem kaç milyar insan var, biri değilse ötekinde yaşanır o duygular zaten.
mühim olan aşk, kişiler araç sadece. sakin .
(eleanor, 21.08.2008 19:09 ~ 19:17)
süregelen bir ilişki sırasında hissedilmiş ise; kaybetme korkusunu beraberinde getiren, "ben o'nsuz ne yaparım?" tarzındaki düşünceler ile insanın aklını meşgul eden olgu. kişinin kendine güvenmesi, burada en büyük gereklilik.
bitmiş bir ilişki ardından dile gelmiş ise; pişmanlığın kanıtı. en fazla tekrar aşık olana kadar süre gelecek olan duygu. geçmiş olsun.
(elera, 21.08.2008 23:36)
12 numaralı mega tasom için hisettiğim durum.
bir sanı değil de, gerçeği anlamaksa, acıdır. tüm mantığınızla düşünüp, objektif değerlendirdiğiniz halde, o bir başkaysa, ayrı da olunsa, o bir başka olana dönülür. bakarsın, herkes aynıdır ama o, farklıdır. gerçekten farklıdır ve bu fark, aşkını hep yaşatmış ve koparamamıştır ondan. hele yıllar geçtiği halde onun gibisini bulamadıysan, bu gerçeği defalara anladıysan, onun gibisini bulacağını sandığın için bin pişman olursun. güzel şarkıdır, "benzemez kimse sana, tavrına hayran olayım". o bir başka olanın lütfuna ermek için perişan olunur mu? olunur. feda olsun, hakkımız da helal olsun.
mutluluk verici olması gereken durumdur. ondan bı tane daha olsa yıne aynı sorunlar sıkıntılar kavgalar vs.... tanrıya sukretmeliyizki her ınsan dan sadece bıtane var
ondan en nefret ettiğiniz zamanlarda bile aklınıza gelen, her defasında canınızı acıtandır. bazen, ondan en nefret ettiğim anda da ona bu derece aşık mıyım diye sorgularsınız kendinizi. daha iyisinin elbette ki olacağına inandırmaya çalışırsınız kendinizi. ama belli bir geçmişiniz, tecrübeleriniz vardır ve bu tecrübeler cevapları hep aynı kılar. hayır daha iyisini bulamayacağım... işte tam burda tüm olayı çözmek için sorulması gerek bir soru daha vardır; daha iyisini istiyor muyum?...
kimi insanlar vardır, bişeyler bitse bile kopmak istemezsiniz. kimi insanlar vardır, giden gitsin önemli değil dersiniz.. işte kopmak istemeyeceğiniz o insan var ya, bulamayacağınızı anladığınız kişi olduğundan kaybetmek istemezsiniz...evet, bir sürü insan vardır hatta ona bile benzeyebilirler ama asla o olamazlar! asla onun yerine geçemezler. o sizin için özel kişidir, hayatınızda seçtiğiniz önemli kişidir. yaptıklarıyla sizi etkileyen, yanınızda olduğu süre boyunca sizi o sıcaklığıyla ısıtan, gözleriyle güven veren, omzuyla sizi rahata kavuşturan, sevgisiyle birlikte şefkatiyle kalbinizin en ince yerlerine dokunan insandır..
sizi korumaya çalışarak herşeyi kendine yükleyendir çoğu zaman belki de. o yanınızda uyurken izlediğinizde dokunmaya bile kıyamadığınız, dokunsam uyanıcak diye korktuğunuzdur gecelerce. çocuklaşıp trip attığınızda hadi gel buraya diyerek gülümseyen kollarıyla sizi sarmalayandır o. o ki yüreğiyle sizi aydınlatan, sözleriyle sizi savuran, her an yanınızda olan ve yol gösterendir. neden kaybetmek isteyesiniz ki onu, tabiki de bulamayacağınızdır bir daha o kişi..kim kimi bulmuş bıraktıktan sonra o yolları bozuk insanı saptıran karanlık günlerde.. sığınabileceğin, güvenebileceğin en güzel limandır o, seni anlayandır..gözünün içine baktı mı herşeyi anlayabilen, gözüyle sevendir o kişi.. geceler boyunca sizi ruhuyla koruyan, bir an yanınızdan ayırmak istemediğinizdir..
vardır herkesin hayatına seçtiği bir kahramanı, özel kişisi yada farklı adlandırdığı..bir de farklı bir insan vardır ki o 'melek' tir..melekler ölmez, ne yaparsanız yapın öldüremezsiniz, yok edemezsiniz.. herşeyinizle meleğinizdir o, hayatınızdan gitsede size verdikleriyle, geride bıraktığı sevgisi, aşkıyla, yüreğiyle, herşeyiyle bir bütün olmuştur artık bünyenizde. kimi zaman sevginin gerisinde kalan, kimi zamanda sevginin ötesine geçen mantığınız ne yapacağını şaşırır onsuz zamanlarda..her yerde onu aramaya başlar gözleriniz, ne yapıyor acaba diye sorar beyniniz, iyi midir acaba diye merak edersiniz. susarsınız günler geçsin diye, ne çeksenizde içinizdedir artık, geceler kabus gündüzler ise karabasan gibidir. olan biten herşey tıpkı onun da olduğu gibi bir melek gibi bitmeyecektir, melekler ölmez ya olduğu yerde hep yaşayacak gerçeğiyle karşılaşmak istemezler kalkıp gittikleri yerde..
verilen sözler genelde tutulmaz karşılıklı ilişkilerden geriye kalan kırıntılar için, özlediğiniz kişi yoktur aslında artık hayatınızda ama bulunmazdır arasanızda bir başkasında..kendine iyi bak, mutlu ol desenizde yapmayacaktır asla; üzücekler, kırıcaklar koruyamayacaksınız, yanında olamıcaksınız bir daha asla..sen meleğim gittin ya başka diyarlara, yanımda olucağını bilsemde inanamıyorum sana, ruhun çok uzaklarda..alışamayacağım yokluğuna, bulamayacağım bir sen daha...
(ink, 22.08.2008 03:45 ~ 17.09.2008 02:14)
"onun gibisini" aramaktan vazgeçerek kolayca giderilebilecek sorun. insanlarımız çeşitli olup fiyat/performans oranları değişkenlik göstermektedir, o da dahil her modelin iyi yanları ve zayıflıkları vardır. arayışın "gibi" değil de "yeni" üzerine olması daima tercih sebebi olmalıdır. onun gibisini aramak, habis bir alışkanlığın peşinde koşmaktır.
ağlak mode on
marketing modellerinden de fazlası; eski dizilerin birinde, bir ihtiyar "bazıları için sevmek ibadet gibidir" diyordu. aramak/bulmaktan çok, bununla ilgili olabilir bazen.
ağlak mode off
başta hayatın sonu gibi duran zamanla alışılan kabullenilen gerçek. zira hagi futbolu bıraktığında bir daha öyle bir futbolcu izleyemeyeceğimizi biliyorduk sarı kırmızı forma altında nitekim öyle de oldu bi daha onun gibisi gelmedi gelenler onu aratmaktan öteye gidemedi ve şimdi zeynep. gitti ve ben yine biliyorum onun gibisi de gelmez gelenler ise onu aratmaktan öteye gidemez.
öyle sanmak ya da sahiden bulamamak, ama bunu aradan epey zaman geçince anlamak.
ha bir de her bitişten sonra bunu düşünmek, sonra yalama yapıyor sallamamaya başlıyor insan.
kabullenmekten sonraki aşama aldırmamazlık burada da.
bir nevi şuursuzluk hali diyelim biz ona.
ama enteresan bir şey olmuştu; kadıncağızın birisi bana "ben onun gibisini bulamam. ama hayatta herkesin yerine başkası gelir sen bak bulacaksın onun gibisini, hatta daha iyisini." demişti. kendi çaresizliğinden dem vuruyordu sanırım ya da bir fikrim yok niçin biri başkasının daha iyisini bulacağına emin olduğunu söylerken kendisiyle çelişip "ama ben bulamam." desin. bilmediğim gibi merak da etmiyorum.
daha iyisi karşınıza çıkınca fazla umursamayacağınız durumdur. gülünüp geçilir.
üretimi durdurulmuş, piyasadan toplanmıştır.
aa hadi ama...
(bkz:
aramaya inanmak)
somut olarak isimlendirilen özellikler halinde olmasa da, ondaki özellikler başkalarında aranır. tabi başkalarına bu söylenemez, herkes ayrı herkes kendine göre değerli falan tabi bunlar da bilinir ama kimseye zarar vermeden aranır işte. onun düşündürdükleri, hissettirdiklerine biraz yaklaşılırsa (bazen hatta çoğunlukla illüzyon da olabilir bu) mutlu hissedilir o kişiyle. sonra bi sebepten yine başa dönülür, o olmadığı farkedilir. ordan 'hiç kimse o değil işte ühüüü'ye bağlanır. arada güçlü tavır takınılır, aman ne varsa bende var, dışarda aramamak lazım, ben tamsam kendimden kaynaklanır zaten bu falan falan triplerine girer insan kendine karşı, demet akalın şarkısı moduna geçilir, sonra yine başa dönülür, ne tamı yaa, insanlar ne kadar da boş, gereksiz, hiç kimse o değil ühüüü modu, sonra işte aynı döngü devam.
(bkz:
hayatın ne kadar ibne olduğunun anlaşıldığı anlar)