how i needed you
how i grieve now you're gone
in my dreams i see you
i awake so alone
i know you didn't want to leave
your heart yearned to stay
but the strength i always loved in you
finally gave way
somehow i knew you would leave me this way
somehow i knew you could never.. never stay
and in the early morning light
after a silent peaceful night
you took my heart away
and i grieve
in my dreams i can see you
i can tell you how i feel
in my dreams i can hold you
and it feels so real
i still feel the pain
i still feel your love
i still feel the pain
i still feel your love
and somehow i knew you could never, never stay
and somehow i knew you would leave me
and in the early morning light
after a peaceful night
you took my heart away
i wished, i wished you could have stayed
albumde şarkıyı takiben parisienne moonlightve judgementgelmektedir ki hepsi birbirlerine gam uyumuyla bağlıdır, insanı tarif edilemez bir ruh haline sokar..
dinlerken insanın kolunu kanadını kıran şarkı. hareketsiz kalır tüm vücut, sadece gözden yaşlar akmaya başlar. belki de en kötüsü hiç elveda demeden çekip gidilmesi, geride kullanılmış bi paçavra gibi kalmasıdır kişinin.
were you there dvdsinde liverpooldaki akustik biçimde yorumlanışının görüntüleri olan parça.zaten insanda yıkım yaratan bu parçanın gücü sanki akustik biçiminde daha da bir katlanmış.
anathema kardeşlerin ölen annelerine yazdığı şarkı.sanırsamki bu şarkıyı seyirciye söyletmeme gibi bir huyları varmış.ancak gel görki rockistanbul 2004'te şarkının büyük bir kısmını seyirci söylemiştir.o gün bu gündür anathema türkiyede turnelere çıkma hatta barlarda felan takılmaya başlamıştır.yakındır yine gelmeleri.
dinlerken kalbinizin yandığını hissedersiniz nefessiz kalırsınız çoğu zaman şarkı ilerledikçe gözlerden yaşlarda süzülmeye başlar anathemanın insan ruhuna en derinden dokunan şarkılarından biri...
anathema - one last goodbye
nasıl ihtiyacım olmuştu sana
nasıl kanamıştım şimdi sen yoksun
rüyalarımda seni görebiliyorum
ama yapayalnız uyanıyorum
ayrılmak istemediğini biliyorum
kalbin kalmayı arzulamıştı
ama her zaman sevdiğim içindeki güç
sonunda yol verdi
her nasılsa beni bu şekilde terkedeceğini biliyordum
her nasılsa burada hiç kalamayacağını biliyordum
ve erken sabah aydınlığında
sessiz ve huzurlu bir gecenin sonunda
kalbimi aldın götürdün
rüyalarımda seni görebiliyorum
nasıl hissettiğimi anlatabiliyorum sana
rüyalarımda seni tutabiliyorum
sanki gerçekmiş gibi
ve hala acıyı hissedebiliyorum
aşkını hala hissedebiliyorum
acıyı hala hissedebiliyorum
aşkını hala hissedebiliyorum
her nasılsa beni bu şekilde terkedeceğini biliyordum
her nasılsa burada hiç kalamayacağını biliyordum
ve erken sabah aydınlığında
sessiz ve huzurlu bir gecenin sonunda
kalbimi aldın götürdün
hep kalabilmeni dilerdim...
dinlediğim zamanlar gözlerimi yaşlarla doldurabilen,artık bu dünyada olmayan ama feci derecede ihtiyacınız olan birine duyulan özlemi en iyi şekilde anlatabilen ,keşke burda olsaydı beni eskiden olduğu gibi sevebilseydi dedirten şarkıdır.gözlerden yaşlar dökülürken beraber bağırırsınız ı still feel the pain!!!
hani çocukken, hatta eşşek kadar adam olunduğunda bile zihinde yer edinen anne görüntüsü vardır ya... anne hiç yıkılmaz, hep dimdik ayaktadır, her zaman iyidir ve doğruyu bilir, hasta olunca uyumaz sana bakar, o hep güçlüdür, güven verir ya... tüm bu duyguların çöküşünün getirdiği çaresizlik hissini iliklere kadar hissettiren şarkı..
"but the strength i always loved in you finally gave way"
bir şekilde bilirsin asla kalamayacağını..ama bu, her saniye ona biraz daha bağlanmanı, onu ruhunun bir parçası yapmanı engellemez.. tenine her dokunduğunda kanına karışırsın onun.. git gide bir parçan oluverir..
sonra asla veda etmeyecekmiş gibi sarılırsın ona içten içe bir gün gideceğini ve o günün de çok yakın olduğunu bilerek..
o gecenin sabahında sorumluluklarınla uyanırsın, sanki dün gece hayatının en güzel gecesi değilmiş gibi.. ve sen farkına bile varmadan tekrar gece oluverir.. yalnızlığının iliklerine kadar seni üşüttüğünü farkedersin.. o otobüste, kendisiyle birlikte senin kalbini de götürmüştür uzaklara.. belki bir daha asla göremeyeceksindir onu.. bu düşünce, kafanın bir köşesinde belirdiği anda tutamazsın gözünden akan hayat parçalarını.. sorarsın 'bu gece neredesin?' diye.. acaba o da şu anda beni mi düşünüyor diye beynini kemirirsin kendi kendine.. zamanla soğuk yalnızlığın seni yakmaya başladığını hissedersin..
bir gecede bütün hayatını bir kenara bırakabileceğine sen bile şaşırırsın belki.. ve merak edersin o da beni merak ediyor mu diye..
ondan kalan iki parça eşyayla geçirirsin gecelerini.. bir kalemlik ve içinden çıkan bir kalem.. ondan sana kalan aşk dışındaki tek şeydir bu..
ve bir elinde o kalemliği sımsıkı tutarken diğer elinle de ondan kalan kalemle bu satırları yazarsın..
anathema'nın mükemmel bir şarkısı olmakla birlikte, her tarz dinleyen insanın bir anda anathema fanı olduğu şarkı. nedense her dinleyen şarkıyla hissettiği yıkımı, o duygu yoğunluğunu başka şarkılarda da keşfetmek yerine şarkıyı sanki kendi yapmış gibi kendine adar. insanların kendini özel gösterme çabasıyla soğutulduğum, duygumun yok edildiği şarkıdır.tam anlatamadığım şey; insanların bunu tuvalet kapılarının arkasında yazan aşk sözcükleri gibi görmesinden duyduğum rahatsızlık. evet popüler olmasından rahatsızım. dinlendiğinde gözünden bir damla yaş gelir bu şarkıda, 'chhoock gssll yhaa' denmez, denmemeli kanımca.
bu şarkıyı bunalımda dinlememek lazım.evet ağlatır ama hıçkıra hıçkıra değil yavaş ve de sakin..gözlerinden akan her gözyaşı damlasının bir anlamı var.şarkıyı dinledikçe üşür insan ürperme gelir üzerine.yalnız hisseder çevresinde ne kadar fazla insan olsa da.çünkü yanında olması gereken insan son vedanın edildiği kişi yoktur etrafta.ben bu şarkıyı ararda 4 buçuk saat boyunca dinlediğimi hatırlarım.yavaş yavaş öldüğümü hissediyordum nasılsa.ama müziği kapatıp yatağıma uzanınca farkettim ki değişen bir şey yok hala..
ilk dinlendiğinde bu neydi dedirten ve tekrar dinleme hissi uyandıran, ikinci dinlemeden itibaren canınız sıkkınken ve tek başınızayken dinlememeniz gereken anathema şarkısı.