görseller
one flew over the cuckoo s nestone flew over the cuckoo s nest
one flew over the cuckoo s nestone flew over the cuckoo s nest
belki ilginizi çeker
  1. · oscar grand slam
  2. · girl interrupted
  3. · guguk kuşu
  4. · en azından denedim
  5. · sinemaya uyarlanmış romanlar
  6. · tatar ramazan
  7. · film isimlerinin yanlış çevrilmesi
  8. · 1970lerde amerikan sinemasının çağ atlaması
  9. · acı sonla biten filmler
  10. · hayatımızı değiştiren filmler
gündem
  1. · ugg düşmanı ezik kızlar
  2. · izmirli altıncı nesiller buluşuyor sevişiyor
  3. · disko kralı
  4. · bakire kız ile evlenmenin verdiği huzur
  5. · aklidengegorecelibikavramdir
  6. · alex hagi den daha iyidir
  7. · banu güven
  8. · mühendis genellemeleri
  9. · eris

one flew over the cuckoo s nest  

 sayfa  / 2
  1. jack nicholson'ın başrolde oynadığı hoş film
    (sicilium, 28.04.2004 19:07 ~ 22:21)
  2. (bkz: guguk kuşu)
    (çarut, 27.11.2004 17:47)
  3. izlemesi son derece keyifli film. kaçış sahneleri ve kurulan ilişkiler çok hoş ve etkileyci gerçekten.
    jack nicholson'ın oyunculuğu da muhteşem.
    (the weakest link, 27.11.2004 17:58 ~ 17:59)
  4. bu akşam 22.50de trt1 de yayınlanacak olan keyifli film.
    kaçırmamak lazım cumartesi programı yoksa..
    (the weakest link, 25.12.2004 11:10)
  5. final sahnesiyle beni benden alan, düşük bütçeli, güzel senaryolu, mükemmel oyunculu bir film
    (mavio, 18.03.2005 09:40)
  6. jack nicholson'ın sosyal zeka seviyesi normalden çok üstün olan yarı deli bir adamı canlandırdığı film...başroldeki kadın oyuncunun oscarlık performansı takdire şayandır ayrıca.
    (tutkuyakar, 18.03.2005 13:46)
  7. milos forman ın en önemli filmi.
    (lapsus, 18.03.2005 13:47)
  8. ---***aşağıdaki yazı spoiler içermektedir.***---

    aslında deli olmayan fakat hapishaneden kaçamadığı için deli taklidi yaparak kendini akıl hastanesine nakil ettiren mcmurphynin* hastanede nasıl delirtildiğini(!) anlatırken aslında mevcut sistemin -ki romanında "makine" olarak adlandırılmıştır- insanları ne denli koyuna dönüştürdüğünü anlatan, bazen güldüren, bazen iç ezen sahnelere sahip olan filmdir/romandır. hikaye o kadar güzel kopuş sahnelerine sahiptir ki, örnek verecek olursak ilk cinsel ilişkisini yaşayan billy -hikayedeki kekeme karakter- sabahleyin hemşireyle olan diyaloğuna kekelemeden devam ederken, hemşirenin onu annesine şikayet edeceğini söylemesiyle yeniden kekelemeye başlaması aslında eserin vermek istediği mesajın direk özeti sayılabilir. hikayeyi anlatan ve hikayenin finaline damga koyan şef bromdeni de unutmamak gerekir tabi ki. çünkü o bir guguk kuşudur ve her guguk kuşunun yaptığı gibi yuvadan ayrılmadan önce kardeşlerini öldürmelidir.

    çok enfes, çok şahane bir film. bir çok oyuncuya hollywood kapılarını aralamış, bir çok kişiye de cesaret vermiştir. kesinlikle her arşivde bulunması gereken, tek başına izlenilmesi tavsiye edilmeyen filmlerden. analar ne oyuncular ne yönetmenler doğurmuş demeden duramayacağım. *

    ---***yukarıdaki yazı spoiler içermektedir.***---

    romanı tam manasıyla okuduktan sonra gelen düzeltme: film ve roman kesinlikle ayrı düşünülmeli. çünkü film ağırlıklı olarak sadece birkaç karakteri ve anafikri romandan almış gibi bir görüntü çiziyor. ek olarak da bir kaç repliği kitaptakinin aynısı olarak almış. hatta öyle ki canımız abimiz mcmurphy kitapta kızıl olarak tanıtılmakta idi. ha jack abimizi kızıla boyamak o kadar zor muydu? hiç sanmıyorum...o nedenle filmden aldığınız hazzın yüzlerce kat fazlasını almak istiyorsanız mutlaka romanı okuyun efenim. öyle ki okumaya kıyamacak, her sayfasını beş kez okuyacaksınız, bitmesin diye yalvaracaksınız belki de...muazzam bir eser...
    (petrucciante, 03.12.2005 01:06 ~ 24.12.2007 00:38)
  9. one flew over the cockoo's nest "kafesten bir kuş uçtu" yazar ken kesey'in ilk romanıdır. kitap 1962 yılında amerika'da ilk baskısını yaptığında eleştirmenlerden son derece olumlu tepkiler aldı ve altmışlı yıllarda amerika'da çıkan en iyi yapıt ünvanına sahip oldu.

    daha sonra dale wasseman tarafından oyunlaştırıldı.

    ülkemizde "guguk kuşu" adı ile bilinen sinema filmi, ilk defa bir dans-drama şeklinde ankara'da sahneye konan devlet opera ve balesi genel müdürlüğü'nün özgün bir prodüksüyonu.....

    2005-2006 sezonunda istanbul devlet opera ve balesi tarafından repertuara alınan guguk kuşu 'nun müziklerini ilteriş sun, librettosunu ilham yazar, dekorunu behçet malikler yaptı. kostümleri gizem betil, ışık tasarımı ahmet defne gerçekleştiriyor.

    guguk kuşu'ndan... otoritelerin sağır ve dilsiz olduğunu düşündükleri yarı amerikalı yarı kızılderili reis bromden, makina adına büyük hemşire tarafından yönetilen bir akıl hastanesinin hikayesini anlatıyor. reis'e göre makina özgür iradenizi elinizden almaya çaluşan, sizi bir koyun gibi çalışmak zorunda bırakan sistemi temsil etmektedir. daha çocukken makina tarafından ele geçirildiği için yapabildiği tek şey, korkuyla emirleri yerine getirmek ve kurallara uymaktır. bu korkunç gri dünyaya mc. murpy gelir ve bir sürü gibi güdülen bu adamlar adına makinaya savaş açar. bunu takip edenlerse eğlenceli, kahramanca ama aynı zamanda trajik ve özgürleştiricidir.

    www.idobale.com

    ps: eğer bu filmi gerçekten beğendiyseniz ve vazgeçilmezleriniz arasındaysa farklı bir yorumla izlemek ayrı bir zevk veriyor, ayrı bir anlam katıyor. tavsiye edilir.
    (whisper, 02.03.2006 17:28)
  10. harika senaryosu ve dünya üzerindeki en iyi oyunculuk performanslarından birkaçı ile beni benden almış bir film. sonuyla da ayrıca dumur etmiştir. kanımca sinema tarihinin kilometre taşlarındandır.
    (pushitonmeshitonme, 19.04.2006 19:24)
  11. *** spoiler ***

    randle p. mcmurphy*, devasa büyüklükte ki musluk zımbırtısını kaldıracağına dair koğus elemanlarıyla iddiaya girer, birkaç başarısız denemeden sonra vazgeçer, yüzünde başarısızlığın ve aynı zamanda da zafere ulaşamamış hırsının yansıması vardır... ve ağzından sadece bir cümle çıkar; "en azından denedim..."

    *** spoiler ***
    (van den budenmayer, 20.07.2006 20:35)
  12. her yönüyle çok başarılı bir film. ayrıca izlemesi de acayip keyifli. ama eğer gerçekten kendinizi kaptırırsanız filme, sonunda üzülebilirsiniz cidden. nasıl yaa diye tepkiler vermek muhtemeldir.
    (scully, 23.03.2007 23:01)
  13. sonunda hemşireye çok öfkelendiğiniz film.
    (ahmak ı hayal, 02.04.2007 13:48)
  14. aslında, tiyatro oyununu izlerseniz daha iyi anlayacağınız filmdir. gerçi ben unutmuşum ama siz daha iyi anlarsınız, güveniyorum size.
    (ornitrin, 04.04.2007 03:15)
  15. ken kesey'in 1962'de yazdığı, 1975'te çek yönetmen milos forman tarafından filme alınan klasikleşmiş romanı...filmdeki oyunculuklardan bahsetmeme gerek yok zaten... danny de vito ve christopher lloyd gibi oyuncuları keşfetmemizi sağlayan film izlenmeli, gülmekle ağlamak arasında gidip gelinmeli,hayran olunmalı...
    (portakallı lazarus, 12.04.2007 07:15)
  16. tarihte oscar grand slam 'i tamamlayabilmiş 2. filmdir. jack nicholson bundaki en büyük pay sahibidir.
    (fakespeare, 21.04.2007 19:45 ~ 22.04.2007 01:22)
  17. izlerken tezer özlü'nün çocukluğun soğuk geceleri kitabını anımsatan, oyuncu kadrosunda tek eksik bulunmayan, jack nicholson'ın oyunculuğuna tekrar tekrar hayran olmanızı sağlayan film.
    (ludmilla, 22.05.2007 19:57 ~ 29.05.2007 20:23)
  18. psikolojik bir çok yönden her sahnesi önem ve anlam taşıyan, bütün oyuncularının mükemmel oynadığı (yuh artık), inanılmaz gıcık olduğunuz (hemşire) ve inanılmaz sevdiğiniz (hastalar) karakterleri birarada barındıran, sonu ile dumur eden, izlerken keyif veren (özellikle mcmurphy'nin diğer hastaları en sonunda etkileyip, onlara parti verdirdiği sahne), sıkmayan, eski olsa da her zaman izlenebilecek güzel bir film.
    (anti nick, 28.06.2007 00:40 ~ 00:44)
  19. -en azından ben denedim- repliği ve o repliğin olduğu sahne kafama kazınmış film. tek kelime ile muhteşem oyunculuk, inceden inceye sisteme giydirilen bir senaryo ve dünyada tüm nefret ettiğiniz insanların ve şeyleri yerine koyabileceğiniz hemşire karakteri. hiç bir filmde kötü adamdan bu kadar nefret etmemiştim..

    (bkz: milos forman)
    (bkz: jack nicholson)
    (yakoul, 28.06.2007 00:47)
  20. filmin başında jack nicholson yine o pis ,kötü adam rolünde olduğunu sanmıştım ancak aldanmışım,melekmiş bu be!neyse o ne oyunculuktur arkadaş,o ne bakıştır,o ne felsefedir..saygılar demekten öteye gidemedim yine,hadi selametle..
    (farazi, 01.07.2007 13:51)
  21. jack nicholsonun hastanedeki hastaları toplayıp tekneyle açıldıkları sahne nedense los lunes al solfilmindeki aylak aylak takılan ve işsiz adamların yolcu vapurunu kaçırıp denize açılması arasında büyük benzerlik görüyorum ve iki sahnede de aynı tadı ve herşeye rağmen özgürlük hissini alıyorum
    (los lunes al sol, 29.07.2007 18:03 ~ 18:03)
  22. şu ana kadar izlediğim en kötü klasik filmlerin başını çekmekte olan filmdir kendisi.jack nicholsonın oyunculuğuna diyecek laf bulamadığım ne var ki izlerken sıkıldığım filmdir.
    (genius kusagami, 29.07.2007 18:08)
  23. ------spoiler-------

    filmde, mcmurphy'ye (jack nicholson) yapılan ameliyat "frontal lobektomi", yani beynin ön lobunun cerrahi müdahale ile alınması ameliyatıdır. yüz yıl kadar önce, bir kaza sonucu yapılan bir ameliyat sonucunda frontal lobu alınan bir hastanın davranış bozukluğu göstermesi neticesinde, beynin ön loblarının kişilik ve davranış üzerinde etkili olduğu düşünülmüştü. otuzlu yılların ortalarında, psiko cerrahinin kurucusu portekizli egas moniz (antónio caetano de abreu freire egas moniz)* frontal lobektomi'nin anksiyeteyi azalttığını ve bu müdahalenin psikiyatrik bozuklukların tedavisinde bir yöntem olarak kullanılabileceğini öne sürmüştü. moniz, bu çalışması neticesinde, walter rudolph hess ile beraber 1949 yılında nobel tıp ve fizyoloji ödülünü almıştır*. yöntem uzun süre kullanıldı, fakat daha sonra etik kurallara aykırı ve saldırgan bir tutum olarak görülerek uygulamadan vazgeçildi. genelde şizofren veya epilepsi hastalarında, uzun süren tedavilerin sonuç vermemesi veya hastanın çok saldırgan/hiperaktif olması durumunda bu ameliyata başvurulurdu; öyle ki, bazen hastanın kafatası açılmadan alnın iki yanından birer delik açılıp, o delikten geçirilen bir tel ile ön lobun beyinle bağlantısı kısa yoldan kesilirdi; böylelikle hasta pasifize edilirdi. 1998 yapımı, darren aronofsky'nin yazıp yönettiği pi filminde, baş karakter maximillian cohen (sean gullette) de benzer bir müdahaleyi matkap vasıtası ile kendi kendine yapmış, huzuru bulmuştur.*

    ------spoiler-------
    (blaberus, 10.08.2007 01:38 ~ 01:59)
  24. bir beatnik olan ken kesey’nin romanı. yanılmıyorsam gerçek bir hikayeden esinlenilmiştir. kesey kitabında, dönemin sonuç vermeyen işkencevari psikolojik tedavi yöntemlerini sert bir şekilde eleştirir. sinemaya uyarlanmış olması çok iyi. böylece öykü daha çok kişiye ulaştırılabilir hale gelmiştir. açıkçası ben de kitabını okumadan filmini izledim. hem de bir ağlayıp bir gülerek izledim fakat sonunda yalnızca ağlayabildim.
    (comtesse de lautreamont, 29.09.2007 13:46)
  25. (bkz: körle yatan şaşı kalkar)
    (chat noir chat blanc, 30.01.2008 13:37)
 sayfa  / 2

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil