ahh ahh diye iç geçirmeme sebep olan cümle. evet efendim once upon a time in edirne diye başlayan yüzlerce cümle kurabilirim esasında.
edirne her şeyden önce üniversitesi olan her küçük şehir gibi öğrenci şehridir belki ama diğerlerinin aksine öğrenciye bakışı sıcak olan bir kenttir. evet belki üniversite öğrencileri esnaf için birazcık yolunacak kaz olarak görünse de avrupayiiii havası olan bir kent olduğundan el ele gezen iki sevgiliye gülümseyerek bakan yaşlıları barındıran bir kenttir. istanbul boğazına karşı şöyle bir çay içtikten hemen sonra giderseniz pekte bir şey göremezsiniz edirne'de. evet belki çok fazla bir doğal güzelliği yoktur edirne'nin kızlarından başka. ama yine de bir meriç'i vardır, tunca'sı vardır karaağaç'ı kışın buz gibi olsa da görülmeye değer eşsiz bir manzaradır.
ilk gittiğinizde aa insanlar minibüste niçin parayı uzatmıyorlarda kalkıp kendileri veriyorlar diye düşündürten, yardım istediğim bir kaç insanın tepkisinden sonra da ne kadar kaba saba insanlar diye düşündüğüm ama ardından çok alıştığım, anladıkça sevdiğim, sevdikçe bağlandığım memleket. dedikoduyu severler belki ve birazda cimridir insanları evet ama açık görüşlüdürler, yobaz değildirler ama dinlerine bağlıdırlar, parayı severler, mütevazi yaşamlara sahiptirler ama edirne sınırları içinde eğlencenin dibine de vurulabilir, üniversite açık olduğu dönemde özellikle iki günün biri partiler, eğlenceler düzenlenebilir. ayrıca gezip görülmesi gereken yerleri;
selimiye camiisi
beyazıd külliyesi ve darülşifa
meriç (baharda)
tunca(baharda)
karaağaç(kar altındayken)
merkez'deki saraçlar ise alışveriş yapılacak yegane yerdir zira başka yer yoktur.