|
|
- gerek direkt gerekse imalarla mesaj kutumu sık sık işgal eden cümle. bana yanaşıp himayem altına girmek istetenler o kadar çok ki, inanın elimden gelen fazla bir şey yok. keşke birkaç tane kayser olsa da hepinize yetişebilse, ama rabbimin takdir ettiği gibi tek, eşsiz, dolayısıyla anlayışlı olmanız, onun verdiklerine şükretmeniz gerekiyor.
bakın, sözlüğü hayranlık duyduğunuz yazara kendinizi teslim etme aracı olarak görmeniz hiç hoş değil. illa da benim ayarımı yemek, o muazzam ters kademeli katarsis anını yaşamak adına bu kadar küçülmeye, araya arkadaşlarınızı dostlarınızı sokup duygu sömürüsü yapmaya ne gerek var ya? “oturmak istediğiniz başka kucak yokmuş” peh. tamam, üzüldüm, ama bu mudur yani? istediğinizi elde etmek için insanların hassas yerlerine dokunmak, benim gibi aşırı duygusal birinin zaaflarından faydalanmak mıdır? lütfen biraz duyarlı olun.
“ dediler ki mutlu olmak için mutlu etmek yeter, dediler ki bir göz düş görürse eğer, öbürü gerçeği yaşar, dediler ki kurtların ulumasında çakalların gözyaşları saklıdır, dediler ki o gün gelince, yumru yumru vücutlarıyla kirpikleri kesilmiş çocuklar göreceksiniz, güneşi ardınıza alıp devam edin. yollar dursa da siz durmayın. bir ölüm iki can eder.” yumanna “ cilt.45-pafta.13.ada.23 “
bana böyle sırnaşanlara ve arkadaşlarına, “ benim de sana diyeceğim şeyle vaa. ben konuşmayı bilemem; sen benim kadınım kısrağım gizli eşcinselim müridim canımdan öte cansın. bu gader diycem, gerisini sen anlayıve gaari..." deyip susuyorum.
- ey delilere övgüsüyle bilinen bilge erasmus.. alıntılarımı işittir uğultulu tepelerde, haz yarat körpe beyinciklerde..
2 çift değdirmeden sonra gelelim ayar verirken kucağa oturulmasının acısını kasıklarında hissedicek olan kişilerdeki yansımasına;
bir piyon olarak mı ele alıp başlasam bilemedim. neyse, bir aktör rolünü oynarken biri gelip onların maskelerini söküp atarak seyircilere doğal çehrelerini gösterirse sahnenin bozulmasındaki, bir uçarı gibi kapı dışarı atılmayı hak etmesindeki manzaraya bakalım. lakin böyle olunca herşeyin o anda yüzü değişiverir, namuslu paçavra olur delikanlı godoş, asillik, kahramanlık bir anda gözden kaybolur ve yerlerinde birtakım şapşallar, maskaralar görülür. hayalin mahvolmasıyla piyesin uyandırdığı bütün ilgi aniden mahvoluverir. işte bu tip kılık değiştirmeler, yani bir nevi gizlenmeler, seyircinin gözlerini sahneye kilitler. fakat asıl görünmek istediğinin tam tersi bir hayat bağşedilen kişinin vahşi tutkularına kendi arzusıyla boyun eğmesi nedir? böyle şekillere girmiş insanlar, sahneye çıkarlar, rolleri oynarlar, olayın icra edildiği sahnenin sahibi, oyuncunun kılığını değiştirdikten sonra onları kah menekşe kokulu hatunun poposuna 2 şaplak atmasını, kah krallığındaki soytarıları oynatmasını önerdiğinin bitişinde esaret ve sefalet içinde sahneyi terk etmesini zorlar. bilgelikleri eziklik olur bir anda. eziklik ise sen olursun. sen ise artık herkese ezik demekte sakınca görmeyensindir.
erasmus'un yardımıyla, şöyle bir açıklıkla ayarı tavana vurdurabiliriz de.. ''tanrınız ve efendiniz gözüyle bakmakta olan kimse insan adına bile layık değildir o, madem ki hayvanlar gibi iradesini vahşi tutukularına bırakmışsa o halde hayvanlar sınıfından da üstün değildir.. madem ki bu kadar aşağılık efendilere kendi arzusuyla boyun eğmektedir, o halde tutsakların en alçağıdır, kucağa oturmaya her zaman layıktır..''
- - ona bir ayar ver baba oturacak hiçbir kucağı yok
-önce hak etmeli.
|