merhaba! itü sözlük, içeriği dünyanın değişik noktalarında bulunan yazarlarca oluşturulan bir interaktif sözlüktür. daha fazla bilgi alabilir, üye olarak içeriğin genişlemesine katkıda bulunabilirsiniz.

olağan içi

  1. bu başlıkta
  2. bakın dur
  3. sırala
  1. georges perec'in günlük hayatın envanterini ortaya koymayı denediği kitabı.

    her gün iç içe yaşadığımız, büyüleyiciliğini, şaşırtıcılığını, ilginçliğini ve yararlılığını hiç yoklamadan rutine devrettiklerimizi tekrar yüzeye çıkartıp dökümünü yapıyor. oldukça kolay bir deneme gibi görünebilir günlük yaşamın dökümünü ortaya çıkarmak.
    ancak sıradanlaştırarak bütünleştiklerimizi, mesafe koyup bakamadıklarımızı, yüzeyle bütünleşmiş arka fonu pek de onların kendini bize göstermeyi tercihe etmeyeceği şekilde hazırlıksız yakalıyor.

    bizi sarmayalanı, artık tekrardan güçten düşüp üzerimize yapışana özgürlüğünü, kendiliğini bahşediyor.

    bir çok yapıtında yaşadığımız dünyanın karmaşasından, anlaşılmazlığından dem vuran yazarın hoş bir çelişkisini de ortaya koyuyor bu 'basitleştirme' girişimi.
  2. 'bize hitap eden daima olay kendisiymiş gibi geliyor bana,alışılmamış, olandışı: büyük başlıklarla beş sütuna manşet. trenler ancak raydan çıktıklarında var oluyor, dahası ölü yolcu ne kadar çoksa trenler de o denli tren oluyor; uçaklar yalnız kaçırıldıklarında değer kazanıyor; arabaların kaderi çınar ağaçlarına çarpmalarıdır: yılda elli iki hafta sonu, elli iki bilanço: bunca ölü ve eğer rakamlar artmaya devam ederse, en ala haber!
    sanki hayat sadece şaşalı olanın içinden ortaya çıkabilirmiş gibi , olayın arkasından bir skandal, bir kırılma, bir tehlike olması gerek. her şeyi ortaya dökenler, anlamlı olanlar her zaman anormaldi sanki: doğal felaketler veya tarihsel bunalımlar, sosyal çatışmalar, politik skandallar...'

    neyin yaklaşımı?
  3. 'gazeteler gündeliğin dışında her şeyden bahsediyor. gazeteler beni sıkıyor, bana hiç bir şey öğretmiyor, anlattıkları beni ilgilendirmiyor, ne beni sorguluyor ne de sorduğum sorulara ya da sormak istediklerime cevap vermiyor.

    gerçekten olup bitenler, yaşadıklarımız, ötesi bütün geri kalan nerede? her gün olup biteni ve her gün yineleneni, basmakalıbı, gündeliği, besbelliyi, ortaklaşa olanı, sıradanı, olağan-içini arka plandaki uğultuyu nasıl açıklayacağız, onu nasıl sorgulayacak, nasıl tarif edeceğiz?

    bu 'alelade şeylerden' nasıl söz edelim, daha doğrusu izlerini nasıl sürelim, onları saklandıkları yerden nasıl dışarı çekelim, yapışıp kaldıkları cüruftan koparalım; onlara nasıl bir anlam, bir dil yükleyelim ki sonunda, var olandan, bizim kim olduğumuzdan söz açsınlar?'