|
|
- sosyal bilimlerle ilgilenenlerin yakınen bildiği bir eylemdir bu. bir sürü makale, kitap, vs yi önünüze alır, o minicik yazıları fosforlu kalemle çize çize okursunuz. tek bir makale veya araştırma yazısı yazmak için onlarca şey okumanız gerekir. soru çözmeye de benzemez. sıkıcıdır genellikle. çünkü benzer konuda milyon tane şey okursunuz, fenalık gelir. özellikle "literature review"* denen kısım için pek bir önemlidir. kendi yazacağınız yazının temellerini, bugüne dek yapılmış şeylere dayandırmaktır aslında amaç. hani "işkembeden sallamadım, bakın benzer şeyler yapmış adamlar" demeye getirmektir akademik bir dille. "okumak" başka, "okuma yapmak" başkadır. daha bir heybetli geliyor kulağa değil mi: "okuma yapmak", allah allah! yorucudur, ameleliktir, kafa beyin bırakmaz adamda. okuma yapmaya yeni başlayanlara verecek tavsiyelerim yok. ama gençler okusun tabi yine de.
(closer, 26.05.2008 18:23 ~ 18:24)
- not alma ile birlikte akademinin bizlere bahşettiği en büyük alışkanlıklardan birisidir. a4 kâğıda sıkıştırılmış arkalı önlü iki sayfalık makalelerde, anlamadığın her sözcük için sözlüğe bakmadan ve nasıl olsa anlamlarını bağlamdan çıkararak, harcanan melun saatler.
okuma yapmayı okumaktan ayıran en önemli özellik, okumanın isteyerek öğrenme, okuma yapmanın da zorlayarak öğrenme olmasındadır. bir iştir, bir görevdir, bir ödevdir. sadece sınava ya da yetiştirilmesi gereken makaleye kadar geçen süre içinde akılda kalan ve ondan sonra sittinsene hatırlanmayan cache bilgi hazinesidir.
okuyacaksınız, bir kitaptan okursunuz; okuma yapacaksınız, yok illâ ki bu bir fotokopi kâğıdından olur. ayrılmaz ikilisi için:
önce (bkz: not almak)
sonra (bkz: yazmak)
- ana dilinizden farklı bir dilde birşeyler okuyorsanız ve o okumayı zevkiniz için değil zorunluluktan dolayı yapıyorsanız, yaptığınız işin ciddiyetini anlatmak için başvurduğunuz sözdür okuma yapmak. genellikle not almak da bu eyleme eşlik eder.
|