"kime göre neye göre?" diye düşündürür. zira bana laetitia castagibi gelen biri, okulun geneli tarafından seda sayan ayarında düşünülebilir, onların heidi klum'u benim nazmiye demirel'im olur; buna kesin karar vermek zordur.
boktan durumdur, yürürken sırtınızda ağır yük hissettirir, ki bu yediğiniz küfürlerin üstüste gelmiş halidir, adamın belini büker. en büyük avantajı ayrıldıktan sonra diğer kızların demek ki bunda bişi var diyerek etrafınızda pervane olmasıdır. birlikteyken yaşadığınız problemleri hiçbir şey değilse bu unutturur.
çıkmadım değil. çok güzeldi, peşimde dolanırdı, çıktım. hem de bir iki değil. baya çıkmış olmalıyım. çok sevdim sonra çıkmayı. bunun arkadaşları vardı. 6-7 kişi gezerlerdi. onlar da güzeldi ama en güzeli oydu. neyse işte çıktım ben. sonra arkadaşları sardı bana. o günleri hatırlarım da. götüm tavan yapmıştı. her neyse.
sevişmedim değil. çok seviştim. ama ben iyi seviştim. kötü sevişen oydu. sonra markete gitmiştik. neyse işte öyle oldu. çıktım, seviştim.
bu tür bir erekeye sahip kişinin yanında hıncal uluçgibi bir otoriteyide her daim hazır bulundurması gerekir, zira en güzel kızın kim olduğu konusunda ikilemler, üçlemler, dörtlemler hatta hatun oranı yüksek okularda onbeşlemler, yirmibeşlemler yaşanabilir. birde söz konusu amaca yönelik girişimde bulunacak kişiler için, her yıl güncellenecek hatunlar arasında eldeki hatundan daha güzel bir hatunun bulunup bulunmadığını gözlemleyecek, vefakar bir arkadaş kitlesine sahip olunulması gerektiğinide hatırlatmakta fayda var sanırım.
eğer kız güzel sen çirkinsen dadından yenmez. ama kız okulun en güzeli sen de en yakışıklısıysan olmaz. çünkü toplum içinde iki güzel insan asla farkedilmez, adeta görünemez olurlar. insanlar çok düz, çok düzenli, çok güzel ve muhteşem şeylere değer vermezler. mükemmelin kusurunun olması en çekici şeydir. artılar eksileri götürmelidir. bu hep böyle olur. o yüzden şaşırdığımız birliktelikler gerçekleşir. hayatın kuralı böyle.
söz konusu kızın; en güzel olduğunun bilincinde olduğu durumlarda şu üç nedenden biri söz konusudur:
1- erkeğin parası ya da okulda bir şekilde ünlü oluşu.
2- ölçütü kişiden kişiye değişse de yakışıklı ve karizmatik oluşu.
3- kızın (türk filmlerinde olduğu gibi) kendini/arkadaşlarını eğlendirme isteği.
okulun en güzel kızı, okul sınırları içinde kendini prensesler ayarında zannettiği için aslında bir çeşit tapınma da istemektedir; bu itibarla erkeğin "çıkma" eyleminin basitliği nedeni de eklenerek bu kızla uzun süre çıkamayacağı da bilinmelidir.
ama şu da söylenebilir ayrıca: okulun en güzel kızı olduğunu bilmeyen, bu yönü gizli kalmış ve gerçekten okulun en güzel kızı olan öyle kızlar vardır ki, erkeklerin çoğunlukla ıskaladığı şey budur. hep görüntüde olanı yakalamak isterler.
göreceli bir durumdur. şöyle ki okulda aşık olduğunuz kız zaten sizin için okuldaki en güzel kızdır. okulun en güzel kızıdır. olaya biraz daha altan erkekli'nin vizontele'deki repliği gibi bakarsak:
"okulda bir kızı seviyorsak o, okulun en güzel kızıdır. ama okulun en güzel kızını sevmiyorsak o kız okulun en güzel kızı değildir." (duygulandım lan.)
amerikan gençlik filmlerinden etkilenen gencin kafasında kurduğu hayaldir.
çirkin adam filmlerin etkisiyle okulun en güzel kızıyla çıkabileceğini düşünür.
gider konuşur.
olaylar gelişir.
amerikada iseniz güreş, futbol vb spor dallarından birinin takım kaptanı olmanız, türkiyede iseniz altınızda spor arabanızın olması gerekir.
not: genelleme yaptım, kendi okullarında en güzel mertebesine ulaşmış bayan yazarlar eksiye abanmasın lütfen.
bundan daha güzeli okulun en güzel kızına yüz vermemek'tir.bu şekilde adınız dilden dile dolaşacak hatta günün birinde "bu çok istedi de ben vermedim zamanında sonra gitti kainat güzeli mi galaksi güzeli mi ne oldu!" gibi laflarla çok büyük adam olduğunuzu cümle aleme duyurabilecek,anektodlar yardımıyla da şanlı tarihinizden bahsedebileceksiniz.(bu havayı bastığınız arkadaş grubu dağıldıktan sonra hay kafamı s... diyerekten yaptığınız şeyin ne kadar malca bir hareket olduğunu bir kez daha hatırlayacaksınız.)
(bkz: cool takılayım derken kaybedilenler)
(bkz: erişilemez olmak istemiyorum bana erişin)
okulun en yakışıklı erkeğiyle çıkmaktan farksız bir durumdur. bu durumda ister istemez dosttan düşmana herkes için karizmanız ikiyle çarpılıp hanenize eklenir, sümsük dahi olsanız bile.
tabi şu durum da var; en güzel kızıyla en yakışıklı erkeği çıkarsa durum alışılageldik olur. kimseye şaşırtıcı gelmez, dedikodu oluşmaz. ama çirkinseniz ve 10 üzerinden 10 olan birisiyle çıkarken siz en fazla 5 lerde 6 larda gezinirseniz okulda yer yerinden oynar. okulun diğer güzel kızlarının radar alanına girersiniz. reklamdır nihayetinde, ve bunun iyisi kötüsü olmaz.
ben itü okulunda toplam 5 yıl okudum. bırakın okulun en güzel kızıyla çıkmayı, kim olduğunu öğrenemedim. hadi onu da geçtim, okulun en çirkin kızıyla da çıkamadım. (onu kesin gördüm. ing 102' deki kız). hadi onu da geçtim, okulun her hangi bir güzellik sıralamasındaki kızıyla da çıkamadım.
ben hep okulun 1578., 4561. ve 6512. yakışıklı erkekleriyle kağıt oynadım 75' te.
sonuç olarak okulun en güzel kızını bulmak, merve' yi tavlamak* kadar zordur. güzellik de göreceli aslında, gönül kimi severse en güzel o değil midir?
kendi hayatını değil başkalarının hayatlarını yaşamaktır.. çünkü bu eylemin "genellikle" amacı insanlara göstermelik ve sahte güzellikler sunarak insanların isteklerini ve beklentilerini karşılamaya çalışmaktır.. kısacası başkalarının hayatlarını yaşamaya çalışmaktır.. ama tabi ender de olsa farklı (ve muhtemelen güzel ve haklı) sebeplerden okulun en güzel kızı ile çıkan insanlar da mevcuttur..
aslında okulun en yakışıklısı olmayı gerektirmez bu eylem. biraz girişken, hafif eli yüzü düzgün, biraz da göt lazımdır sadece.örneğin arkadaşa dönüp ''uf hatuna bak be abi'' ''allah çarpsın okulun en güzel kızı'' gibi abuk subuk cümleler kurup hem hatuna olan ilgiyi arttırmamak hem de ulan böyle güzel kızların yanında böyle gudubet herifler nereden düşüyor cümlesini kurmamak için arı gibi çalışmalısınızdır, sessiz.
muhteşem bir olaydır. ancak benim anlamadığım şey ise, kim karar veriyor en güzel kıza lan? sanki hocalar ve öğrenciler arasından seçilen, güzellik anlayışına saygı duyulabilecek insanlar bir yarışma düzenliyorlar da en güzeli seçiyorlar. o bile bir kriter değil benim gözümde ya, neyse... zaten çıktığın kız okulun en güzel kızı olarak görünmez mi sana? nasıl adamsın lan sen. kızdım bak sabah sabah. hıyar!
başlık birkaç çeşit entry ile dolmuş. bir kısım böyle bi eyleme imza atamadığını yazmış, bir kısım bu hatunlardan biri ile çıktığını lakin hiç de hoş bi duygu olmadığını yazmış(yalanlarınızı yiyim ben sizin), geriye kalanlar da "güzele çirkine kim karar veriyor kardeşim" herkesin sevdiği kendine göre güzeldir klişesini yol haritası olarak bellemiş.
şimdi efenim, konu derin, konu ergenlik dönemlerinin yegane mevzusu, konu erkekler arasında bi güç gösterisi, konu logaritmik düzlemde oluşturulan eşitsizlikleri çözüme kavuşturmak adına hayatını verenlerin dahi ilgisini çekebilecek bi konu, o derece..
bi kere erkek adam kendisini her zaman emniyete alır. bu da demektir ki; okulda bir değil, her zaman iki adet en güzel kız vardır. bizde bu durumun kategorizasyonu biraz daha farklıydı. bi adet inanılmaz vücuda sahip bi hatun, bi adet de yüzünün güzelliği ile adını ortadoğu ve balkanlar'a yazdırmış bi hatun, hangisinin daha güzel olduğunu çözümlemeye çalışan da bi sınıf dolusu abazan.
ve genel abazanlık doğrultusunda tüm sınıfın hemen hemen ilk adresi, güzel yüzlü olan değil, her zaman göğüs dekolteli gömleği, kısacık eteği ile salınan vücudu güzel hatun oldu. ve yine hemen hemen herkes avucunu yaladı lakin yılmadı. ben de denedim, umut fakirin ekmeğidir dedim, şu cevabı aldım;
"iyi çocuksun, hoş çocuksun ama yaşıtlarımla çıkmıyorum."
"vay amua goyyin" demiştik o yıllarda, "hatundaki havaya bak" şimdi düşünüyorum da ne malmışız lan. zira facebook'ta rasladım geçen gün kendisine, sadece yüzünün gözüktüğü bi resim koymuş profiline, tiskindim kendimden yeminle. "bu muydu lan hepimizin fantazilerini süsleyen hatun" diye bi de sövdüm kendime. yaptım bunu..