#2 numaralı evimiz olması öğütlenen
itü için ise çile hane olarak tanımlanabilecek bina, öğretim yuvası.
mektep olarak da başka bir mekana
argo gönderme yapılabilir.
ne idüğü belirsiz türk filmi, herhalde korku türüne giriyor ve en berbat örneklerinden birini oluşturuyor, bu kadar bayağı bir senaryo, bayağı oyunculuklar, saklı kalmış iyi türk sinemacılarını akla getirmesi ve bulunması gereğini hatırlatmakta
oyuncular reytingli son dönem dizilerinden toplama, başroldeki kaç yaşında bilmem ama 30larında gibi
bir de spoilerlı bir kısım geçecem, (hani çok özellikli ya film, bozmayalım havasını)
genç bir gruptan bir kız sürekli aynaya bakar, güzelliğine düşkündür, hayalet onun suratını çirkin gösterir kendisine, hep cep telefonuyla uğraşan, hızlı mesaj çakmaya kasanın kulağına yapışır telefon ve benzeri basitlik örnekleri, zeka kırıntısı barındırmayan olaylar, bir de süper anlamsızca "
hugo'nun ammına koyuyum" repliği geçer, bu hayalet zamanında bu lafı eden çocukmuş, höh yani, türk filmlerinin ülkede kapalı kalma sorununun bir uzantısı işte
varlığı insanı sıkan yokulğu insanı üzen,gelmiş geçmiş en başarılı buluş.
belirli yaş aralığındaki bireyleri denetim altında bulundurmak için modern devletin ürettiği bir tür hapishane.
çoğunluk olarak sanıldığının aksine
oku- kökünden değil,
fransızca'daki l'
école kelimesinin
türkçe'ye aksetmesinden müteşekkil sözcüktür.
7 yaşında gitmeye başladıktan sonra bir daha hiç kurtulamadığınız kurtulanların allah kurtarmasın dedikleri kurum
çoğu insanın korkma amacı güderek gidip kahkahalar atarak çıktığı film.
(absynth, 24.11.2005 21:52 ~ 22:35)
romantik korku filmi. oyuncuları da korksaymış tam olucakmış dedirten film. gri okul dolaplarının ardarda kendiliğinden açıldığı sahne hakikaten çok orjinaldi,çook.
(böcek, 02.01.2006 00:02)
köle yetiştirme merkezi..rüyaların yönetildiği,özgürlüğün ilk ele geçirildiği sistemin çekirdek parçası..
insanlara en fazla getirisinin arkadaşlık ortamı olduğunu düşündüğüm, özellikle sınıf yapısının homojen kabul edilmesi gibi kabulenilemez bir durum yüzünden insanları köretlen ve zor durumda bırakan, böylece insaları dar kalıplara sokarak tek tip insan modeline zorlayan kurum. en azından yurdumda genelin böyle olduğunu tahmin etmekteyim.
ayrıca hoca ya da öğretmen adını verdikleri zebaniler sayesinde çizilen çizginin dışına çıkmamanız, özgün ve farklı şeyler denememeniz yani kendiniz olamamanız başarılı bir şekilde sağlanmaktadır
yaratıcılığın önünü
hayvan gibi kesen müessese.
eğitim yuvası denilerek kandırıldığımız aslında en büyük işkence yuvası
türkiye'deki eğitim sistemi tartışılabilir, hatta yetersiz olabilir. ancak okulun olmaması asla savunulamaz. eğer okul olmasaydı, şuanda kaç kişi bazı gerçekleri görebilirdi. ilkokulda başlayan serüven sıfır, başarısız, iyi orta, pekiyiyle devam eder. anne elinden ayrılır, bu oldukça koyar. sınıfa girilir. birçok yaşıt çocuk karşıda. bazıları ailesinden kopmuş gibi ağlıyor. aslında ağlamak nedir ki? akşam nasıl osla gelip beni alacak annem veya babam. çizgilerle başlanır, sonra harfler derken bir bakmışım kurdela takılmış. artık okuyorum, yazıyorum ne mutlu bana. çarpım tablosu ve sayıların dili hayatıma girer. bahçeye çıkarım lastik atlayan çocuklar, bunlar ilerde bana sübyan gelecek, ancak o akılla düşünülmez. kutu koladan yapılan maçlar, beslenme çantasıyla okula gelme, bir kola seçildiğinde hayatının ilk sorumluluğunu alma. sınavlara girme, yazılı veya sözlüyle ilk tanışma. ikinci, üçüncü sınıf, beşinci derken ilkokul biter.
ortaokul daha oturaklıdır. küfür dağcığı geliştirilir, karşı cinsle temaslar asıl bu sırada başlar. kopya çekiminin tekniği burada başlar. beden eğitimi dersi, atölye dersleri, resim vs... daha geniş ve güzel derslerle karşılaşılır. artık hayatta ingilizce de vardır. yes, no gitmiş onun yerine daha ilersi gelmiş. lastik atlayan kızlar gider, onların yerine bahçede dolanan tipler gelir. kavgalar işte bu sırada iyice yaşanmaya başlar. artık ilkokuldaki gibi çocukluk ve rahatlık burada yoktur. lise sınavlarına girilir, artık ilk ciddi sınav yaşanır.
lise çıkar arkasından, mesleki, düz, süper arasında tercih yapılır. çünkü diğer sonraki adım üniversite için gereklidir. artık ergenlik ve çocukluk üstten daha çok atılır. göğüsü açık yağız delikanlı tavırları girer ortaya. kopyada ustalaşılır. sevgili yapılır, hocalar daha serttir. iyi arkadaşlar liseden çıkar, uzun seneler görüşülür. derler ya lise arkadaşlığı veya askerlik arkadaşları asla unutulmaz diye. yapmak gerken aileden harçlık alıp sınavdan sınava çalışmak sadece. lise 1, lise 2 ve lise 3. artık lise üçteyiz, öss var ve hazırlanmak lazım. sınıftakilerle son bir kere daha görüşülür. artık rapor alınacaktır, okul yerine dershaneye gidilip üniversiteye çalışılacaktır. lise biter, kocaman sınıftan bir iki kişiyle görüşülür. aradan seneler geçer, telefonlarla görüşülenler bile artık unutulur gider.
üniversite zamanı, hepsinden farklı. anlatılmaz aslında yaşanır. ancak tüm okul hayatı boyunca bile ders çalışmayan insanların, üniversitede ders çalıştıklarına şahit oldum. benim zamanımda ilköğretim yoktu. ortaokulve ilkokul ayrıydı. ne olursa olsun, her okul bir insan için tecrübedir. iyi veya kötü. ancak şunu daha çok gördüm. ilkokul, orta okul arkadaşları aranmaz. özlenen üniversite ve lise arkadaşlarıdır. bunu her zaman hisseder, arada hüzünlenirim.
lisede bir arkadaşımın göstermesiyle,ilginç bir şifreye sahip olduğunu öğrendiğim kelime.
zira okul kelimesindeki harfleri bir sonraki harflerle değiştirdiğinizde çok ilginç birşey karşınıza çıkacaktır.(örneğin a yerine b, m yerine n gibi)
(bkz:
anladın sen onu)
"we don't need no education, hey teacher! leave those kids alone!" denilesi yer.
kelime bazında kendisini oluşturan her harfi bir harf ileri aldığımızda karşımıza enteresan başka bir kelime çıkmasını sağlayan sözcük.
(options, 06.02.2007 03:02 ~ 03:03)
kanımca şöyle açıklanması mümkündür:
o harfinden sonra gelen harf ö
k harfinden sonra gelen harf l
u harfinden sonra gelen harf ü
l harfinden sonra gelen harf m
film müziklerini
kevin moore yapmıştır.
(bkz:
ghost book) (2004)
(venom, 01.04.2007 13:21)
ayrıca bir aziz nesin şiiridir
mapus damı bana çok şey öğretti
ama en çok sabretmeyi
yalnızken kalabalık olmayı
kalabalıktayken de kendimle kalmayı
ve sürekli kavga edip
durmadan kendimle barışmayı
hiç göçünüp yüksünmeden
ihanetlere katlanmayı
beş metrede beşbin metreyi yürümeyi
ve duvarların darlığında
dünyaları dolaşmayı
ve hepsinden de çok
bütün yuvarlakları yüreğimde bileyip sivriltmeyi
insan olmayı insan olmayı..
yıllar boyu hayatımızın bir parçası olmak zorunda olan,bu zorunluluk yüzünden de çoğu kişinin verim almadığı eğitim yuvası. mecburi saç tipleri,mecburi formalar,mecburi ayakkabılar,ödevler,dersler derken sıkıcı bir görünüme bürünür okul.halbuki zevkli ve gidilebilir hale getirmek için çalışmalar yapılsa çok da güzel bir eğitim ve sosyalleşme mekanına dönüşecek yerlerdir.
biraz önce
atv tarafından türk sinemasının gelmiş geçmiş en iyi korku filmi olarak nitelendirilmiş dandik film. sadece oyuncuları için izlenilebilr sadece, aslında o kadar da dandik değil fakat korku filim olarak nitelendirildiğinde otomatik olarak dandik sınıfına giriyor, bunda yapabilecek bir şey yok.
(bkz:
nehir erdoğan)
(bkz:
sinem kobal)
en fazla 'korkunç bir film' kadar korkunç ve en az 'korkunç bir film' kadar komik olan.
belli bi yaş grubundaki vatandaşlarının her gün gitmek zorunda olduğu öğretim yuvası. aslında bilgisayar oyunlarına benziyor. daha zor olan bölüme geçebilmek için uğraşıp duruyosun...