• isle of dreams
    itü sözlük yazarlarına özel %20 indirimli biletler için son tarih 19 temmuzkayıt ol
  • +5 görseller

    • oktavlar kanunu
    • oktavlar kanunu
    • oktavlar kanunu
    • oktavlar kanunu
    • oktavlar kanunu
    • oktavlar kanunu
  1. herhangi bir olaylar dizisinin sonunda, gücünü ya da yönünü kaybettiği bir yolun tanımı. yedi kanunu olarak da bilinir.

    gurdjieff'in enneagram'ında ve majör müzik ölçüsünde somutlaşmıştır. müzik ölçülerinde, her nota dizisindeki bir olaya karşılık gelir; mi-fa ve si-do arasında yarım-adımlar aralıkları temsil eder.

    bu aralıklarda, oktavın dışından bir şok alınmadığı takdirde, bir olaydan bir sonraki olaya ilerleme süreci yavaşlar, ve sapma ya da kesinti olur.

    (bkz: mi diyez)
    (bkz: si diyez)
  2. "evrenin bundan sonraki temel kanunu, yedi kanunu veya oktavlar kanunudur.”

    “ bu kanunun anlamını kavramak için, evreni titreşimlerden meydana gelmiş olarak kabul etmek gerekir. bu titreşimler, evreni oluşturan maddenin, en incesinden en kabasına kadar, bütün çeşit, safha ve yoğunluklarında, faaliyet göstermektedirler; çeşitli kaynaklardan çıkmakta ve birbirleriyle kesişerek, çarpışarak, birbirlerini güçlendirerek, zayıflatarak, durdurarak vs. çeşitli yönlerde ilerlemektedirler.”
  3. “ batıda kabul edilen görüşlere göre bu bağıntı içerisinde titreşimler, süreklidir. bu, titreşimlerin doğmasına neden olan ve titreşimlerin yer aldığı ortamın direncini yenen orijinal dürtünün kuvveti, faaliyet göstermeye devam ettiği sürece, titreşimlerin, çıkarak ya da inerek genellikle kesiksiz olarak ilerlediğinin kabul edildiği anlamına gelir. dürtünün tükendiğinde ve ortamın direnci arttığında, titreşimler, doğal olarak, zayıflar ve dururlar. fakat bu ana gelinceye kadar titreşimler, muntazam bir biçimde ve tedricen gelişirler ve direncin yokluğu söz konusu ise sonsuza kadar da devam edebilirler. bundan böyle, hiç karşı çıkılmamış olması nedeniyle açık bir biçimde formüle edilmemekle beraber fiziğin temel görüşlerinden birisi, titreşimlerin sürekliliğidir. en yeni teorilerin bazılarında bu görüş, sallanmaya başlamıştır. bununla beraber, fizik, titreşimlerin tabiatı hakkında doğru bir görüşten veya gerçek dünyadaki titreşimler kavramımıza uyan bir görüşten halen çok uzaktadır.”
  4. “ bu konuda, kadim bilginin görüşü, şimdiki bilimin görüşü ile çelişki halindedir; zira kadim bilgi, titreşimler anlayışının temeline titreşimlerin süreksizliği ilkesini yerleştirmiştir.”

    “ titreşimlerin süreksizliği prensibi, yükselen ya da alçalan bütün titreşimlerin, belirli ve gerekli özellikleri gereği, muntazam olarak değil ( yani düzenli olmayan şekilde, tek şekilde değil), fakat periyodik hızlanma ve gecikmelerle geliştiklerini ifade etmektedir. titreşimlerdeki orijinal dürtü kuvvetinin muntazam bir biçimde hareket etmediğini, fakat sırasıyla, kuvvetlendiğini ve de zayıfladığını söylersek bu prensip daha da açık bir biçimde ortaya konmuş olur. dürtünün kuvveti, tabiatını değiştirmeden faaliyet gösterir ve titreşimler, dürtünün, ortamın ve koşulların vs. tabiatı tarafından tayin edilen sadece belli bir zaman için muntazam bir biçimde gelişirler. fakat belli bir anda, dürtüde bir çeşit değişiklik ortaya çıkar ve titreşimler, tabir caizse, ona itaat etmekten vazgeçerler, kısa bir süre için yavaşlarlar, belli bir ölçü dahilinde tabiatlarını ve istikametlerini değiştirirler; örneğin yükselen titreşimler, belli bir anda daha yavaş yükselmeye ve alçalan titreşimler, daha yavaş alçalmaya başlarlar. bu geçici gecikmeden sonra, gerek yükselmede gerekse alçalmada titreşimler, tekrar eski kanala girerler ve belli bir süre için, gelişmelerine yeniden bir engelin çıkacağı belli bir ana kadar muntazam bir biçimde yükselir ve alçalırlar. bu bağlantı içerisinde, momentin muntazam hareket devrelerinin eşit olmamaları büyük anlam taşır. bir devre daha kısa, diğeri ise daha uzundur.”
  5. “ bu gecikme periyotlarını, ya da daha ziyade titreşimlerin yükseliş ve alçalışındaki engelleri tayin etmek için, titreşimlerin gelişim çizgileri, belli bir zaman süresi içerisindeki titreşimler sayısının iki kere büyük olmasına ya da yarılanmasına uyan devrelere bölünmüştür.”

    “ bir yükselen titreşimler çizgisi düşünelim. bu titreşimleri, saniyede bin defa titreştikleri bir anda ele alalım. belli bir süre sonra, titreşimlerin sayısı iki misli olur, yani iki bine varır.”

    (görsel: oktavlar kanunu/445896)
  6. “ titreşimlerin bu zaman aralığı içerisinde, ilk verilen titreşimler sayısı ile iki defa daha büyük olan titreşimler sayısı arasında, titreşimlerin artmasında gecikmenin yer aldığı iki yer vardır. biri, başlangıca yakındır ama başlangıçta değildir. diğeri, hemen hemen sonda meydana gelir.”

    “ yaklaşık olarak durum şudur:

    (görsel: oktavlar kanunu/445897)
  7. “ titreşimlerin gecikmesini ya da ilk yönlerinden sapmasını yöneten kanunlar, kadim bilimce biliniyordu. bu kanunlar, zamanımıza kadar korunmuş özel bir formüle ya da diyagrama uygun biçimde yerleştirilmişlerdir. bu formülde, titreşimlerin iki defa daha arttığı devre, titreşimlerdeki artış oranına uygun sekiz eşit olmayan basamağa bölünmüştür. sekizinci basamak iki defa daha fazla sayıda titreşimle ilk basamağın yinelenmesidir. belli bir sayıdaki titreşimler ile, bu sayının iki misline ulaşması arasındaki titreşimlerin iki misli olduğu bu devre ya da titreşimlerin gelişme çizgisine oktav yani sekizden oluşmuş denir.”

    “ titreşimlerin iki misli olduğu devreyi, birbirine eşit olmayan sekiz kısma bölme ilkesi, bütün oktavda titreşimlerin gayri muntazam bir biçimde artışının ve oktavın ayrı ayrı ‘basamaklarının’, oktavın gelişmesinin farklı anlarında hızlanma ve gecikme göstermelerinin müşahedesine dayanmaktadır.”

    “ bu formül içerisindeki oktavla ilgili fikir, öğretmenden öğrenciye, bir okuldan diğerine geçmiştir. çok eski zamanlarda, okullardan birisi, bu formülü müziğe uygulamanın mümkün olduğunu keşfetmiştir. bu şekilde, yedi tonlu müzik skalası elde edilmiştir ki, en uzak geçmişte bu bilinmekle beraber sonradan unutulmuş ve daha sonra yeniden ‘bulunmuş’ ya da keşfedilmiştir.”
  8. “ yedi tonlu skala, kadim okullar tarafından ortaya konmuş ve müziğe uygulanmış kozmik bir kanunun formülüdür. aynı zamanda, oktavlar kanununun tezahürlerini, başka çeşit titreşimlerde incelersek kanunların, her yerde aynı olduklarını; ışıksal, ısısal, kimyasal ve manyetik ve diğer titreşimlerin, ses titreşimleri ile aynı kanunlara bağlı bulunduklarını görürüz. örneğin, ışık skalası fizik tarafından bilinmektedir; kimyada, elementlerin periyodik sistemi, kuşkusuz, oktavlar ilkesi ile yakından ilişkilidir; ancak bu ilişki, bilim açısından tam bir açıklığa kavuşmuş değildir.”

    “ yedi tonlu müzik skalasının yapısının incelenmesi, oktavlar kozmik kanununun anlaşılmasında çok iyi bir kaynak oluşturur.”

    “ yine yükselen oktavı, yani titreşimlerin frekansının yükseldiği oktavı ele alalım. bu oktavın, saniyede bin titreşim ile başladığını düşünelim. bu titreşimi do noktası ile gösterelim. titreşimler, büyümektedir; yani frekansları yükselmektedir. saniyede iki bin titreşime vardıkları noktada, ikinci bir do, yani müteakip oktavın do’su bulunacaktır.”

    (görsel: oktavlar kanunu/445898)