ok ile savaşan savaşçı.. günümüzün keskin nişancısı. taarruz esnasında ileri çıkanları korumakla ve gerekli olduğu durumlarda savaşa girmekle görevlidir.
tarihteki çeşitli okçu milletlere şu şekilde örnekler verebiliriz:
ingilizler ve galliler: galli* ve ingiliz longbowmanleri çok uzun mesafelerden, bodkin uçlu oklarıyla zırhlı şövalyelere karşı başarılı olmuşlardır. zırhsız takılırlar savaşta. genelde birebir çarpışmaya girmezle çünkü geniş yay kullanımı ciddi eğitim ve disiplin ister dolayısıyla da birebir savaş konusunda gerekli eğitimi alma fırsatları olmamıştır. yine de bazı savaşlarda sıcak savaşa katıldıkları görülür. galler memleketi ingiltere ordusu için okçu fabrikası gibi çalışmıştır. (bkz: longbowman)
cenevizliler: top tüfek icat edilmeden önce düşman gemileri ok yağmuruna tutarak başarılı olmuşlardır. yeni çağda cenevizlilerin yok olurken venediklilerin ayakta kaldıklarına dikkat çekmek isterim. ayrıca cenevizliler avrupanın bir çok ordusunda paralı asker olarak da görev yapmışlardır.
tatarlar: (bkz: tatar yayı) var mı başka söze hacet?
moğollar ve türkler: aynı coğrafyada yaşayıp aynı sistemleri kullanmışlardır. üzengileri sayesinde atlı okçuları düşmandan uzaklaşırken bile geri dönüp ok atabilirdi. bu sistem vur kaçları mümkün kılmış ve ölümcül bir hale getirmiştir. bu atlı okçuların kullandıkları atlar küçük, hızlı ve zırhsız atlardır. binicileri de oka karşı dayanıklı olan örgü zırh kullanırlar. yay dışında bir mızrak, bir topuz veya bir kılıç ile de silahlı olabilirler çünkü oklardan sonra birebir sıcak savaşa girişeceklerdir.
türkler: türklerde moğolların aksine, aynı formatta fakat yaya okçular da mevcuttur.
araplar: sıcak çöl iklimi şartlarında zırh giymek büyük eziyet olduğundan araplar ok kullanarak bu durumdan faydalanmaya çalışmışlardır. araplar birebir dövüşmeyi pek sevmezler zaten. hatta bu konuda atasözleri bile mevcuttur: külli cesurin ahmak.
haçlılar: haçlılar ilk önce crosbow kullanmıştırlar. bu crosbowlar ağır zırhları delme konusunda çok başarılıdır. fakat atış peryodu çok ağır olduğundan diğer okçu çeşitlerine karşı ok savaşında savunmasız kalmaktadırlar. bunu engellemek için pavise adı verilen koocaman ve yere sabitlenen kalkanlar taşırlar. yaylarını doldururken bu kalkanların arkasına saklanırlar ve sadece atış yapmak için dışarı çıkarlar. parası çok olanları zırh dahi giyerler. crosbow kullanımı eğitim gerektirmediğinden basit piyade olarak bile kullanıldıkları olur. çünkü basit bir silah eğitimi almışlardır. ancak... sıcak kutsal topraklara geldiklerinde ne zırh giyebilme imkanları vardı, ne de crosbowları gerektirecek düşman zırhları. avrupadan gelen haçlılar kısa sürede crosbowlarını bırakmışlardır. bir zaman sonra yerel savaş taktiklerine uyup atlı okçular bile yetişmeye başlamıştır haçlı saflarında.
kızılderililer: özellikle mayalarda gelişmiş bir okçuluk olduğu bilinmekte. tabi ki bu oklar avrupalıların zırhlarına, top ve tüfeklerine karşı bir işe yaramamıştır.
kafkasyalılar: başta lazlar ve gürcüler olmak üzere kafkas halkları yüzyıllarca bizans ordularında, ardından selçuklu ve en son da osmanlı ordularında kısa yaylarıyla meşhur olmuşlardır.
hintliler: filleri savaş için eğitip üzerlerine kurulup bu filleri mobil kuleler olarak kullanmışlardır. fillerine zırha ihtiyaç yoktu zaten derileri yeterince zırh vazifesi görmekteydi. üzerlerinde birden fazla kişi durabiliyordu. kalkan-yay ikilisiyle diğer okçulara karşı güvenlikteydiler. yükseklik farkı onları yakın mesafe silahlarına karşı da koruyordu. sıcak savaşa giren tek okçular sanırım hintli okçularıdır. fakat bu filler çok sınırlı sayıdaydı. bir fil eğitimi zor bir iştir ve fil bulmak ve beslemek de başlı başına bir problemdir.
barış müstecaplıoğlu'nun elinden çıkan perg efsaneleri dörtlemesinde geçen ana karakterlerden birinin sıfatıdır.
karakterin gerçek ismi nume'dir ve yayını gerdiği kolu, diğer koluna nazaran daha kalındır. prom ırkındandır.