amerikalı askerlerin bir savaşta hergün bir tabloya öldürülen asker sayısını yazıyorlardı ve yanına "killed" işareti olarak da k harfini koyuyorlardı, savaş sona erdiğinde de 0k, yani "zero killed" yazarak bunu "okay" diyerek okumuşlardı, böylece de ok'in artık yolunda giden anlamında kullanılmaktadır
şiirin dilindeki değişimin öncülerinden yahya kemal modern türk şiirine bir önder olmasının yanı sıra, kendi deyimiyle eski şiirin rüzgârından da kopmamış bir şairdir. kendisinin “mektepten memlekete” diye adlandırdığı, divan şiiri ölçüsü olan aruzun terk edilip halk şiirinin hece ölçüsüne dönüş çabalarında, milli edebiyat döneminde türkçe’yi aruza uydurmakta üstün bir başarı göstermiştir.
eski kuşak şairleriyle yeni kuşak şairleri arasında aruz – hece tartışmasının kızıştığı bu dönemde kendisi aruz vezniyle yazdığı halde hece ile yazan genç şairlerden yana oldu. osmanlı medeniyeti yüzyıllar boyu en yüce eserlerini istanbul’da yarattığı için, yahya kemal’deki istanbul, boğaziçi ve türk müziği hayranlığına, tabiat güzelliklerinin yanısıra, tarih değerleri de girer. duygu düşünce ve hayali ustalıkla kaynaştıran şair, pek çoğuna hikaye karakteri verdiği lirik-epik şiirlerinin konularını aşk, tabiat, deniz, ölüm ve sonsuzluktan da alır. iç ahengi herşeyden üstün tutuşu, şiiri “musikiden başka türlü bir musiki” kabul edişi, bu ahengi sağlamasına daha elverişli gördüğü aruzla yazmasına sebep oldu.
yahya kemal, bu şiirde 11’li hece ölçüsünü kullanmıştır. konu itibari ile epik olarak değerlendirebileceğimiz bir şiirdir. şiirin uyak düzeni, diğer uyak dizenlerine nazaran daha az kullanılan sarmal uyak düzenindedir. şiir ve uyak düzeni aşağıdaki gibidir.
yavuz sultan selim han'ın önünde a
ok atan ihtiyar bektaş subaşı, b
bu yüksek tepeye dikti bu taşı b
o gaazi hünkarın mutlu gününde... a
vezir, molla, ağa, bey, takım takım c
güneşli bir nisan günü ok attı. b
kimi yayı öptü, kimi fırlattı, b
en er kemankeşe yetti üç atım. c
en son bektaş ağa çöktü diz üstü. d
titrek elleriyle gererken yayı, b
her yandan bir merak sardı alayı. b
ok uçtu hedefin kalbine düştü. d
hünkar dedi “koca, pek yaman saldın, e
eğerçi bellisin benim katımda, f
bir sır olsa gerek bu ilk atımda. f
bu sihirli oku nereden aldın?” e
ihtiyar elini bağrına soktu, g
dedi ki istanbul muhasarası, b
başlarken aldığım gaza yarası, b
içinden çektiğim bu altın oktu... g
1. dörtlükte, –n’ler tam uyak, -aşı’lar zengin uyak ve –ünde’ler rediftir.
2. dörtlükte, -at ve –ım’lar tam uyak, -tı’lar rediftir.
3. dörtlükte, -tü ve –ay’lar tam uyak, -ı’lar rediftir.
4. dörtlükte, -al’lar tam uyak, -atım’lar zengin uyak, -dın ve –da’lar rediftir.
5. dörtlükte, -ok’lar tam uyak, -ara’lar zengin uyak, -tu ve –sı’lar rediftir.
bu şiirde yavuz sultan selim döneminde yapılan ok yarışlarından biri anlatılmaktadır. o zamanlar şu an okmeydanı semtinin bulunduğu yerde padişah huzurunda ok yarışları düzenlenirmiş. yarışlarda oku en uzağa atan kişinin adına, okun düştüğü yere bir taş dikilirmiş. bu taşlardan bazıları okmeydanı’nda ve istanbul’un çeşitli yerlerinde hâlâ bulunmaktadır. bu taşlardan 195’i kitabesiz 68’i kitabelidir. bir çoğu ise okmeydanı semtindeki evlerin merdiveni veya birer kolonu haline gelmişlerdir.
şiirde geçen “subaşı” kelimesi osmanlı devleti’nde yerel asayişi sağlamakla görevli olan inzibat ve zaptiyelerin bağlı olduğu komutan anlamına gelmektedir. kelimenin aslı “sûbaşı” şeklindedir. “sû” eski türkçe’de asker anlamına gelmektedir.
ilk dörtlükte bahsedilen “bu yüksek tepe” ve “bu taş” o zaman yarışların yapıldığı okmeydanı’nı ve oku en uzağa atan adına dikilen taşı simgelemektedir. bu yarışı kazanan ihtiyar bektaş subaşıdır.
ikinci dörtlükte “vezir, molla, ağa, bey” derken yarışta her kesimden bir çok insanın bulunduğu anlatılmaktadır. burada yarışlara katışan insanların rütbe farkı gözetilmeksizin yarıştıkları belirtilmektedir. yarışlar güneşli bir nisan günü yapılmaktadır. bazıları oku fırlatırlarken kimisi bunu bile becerememiştir. en er kemankeşe (kemankeş okçu demektir) üç atım yetmiş, yani iyi ok atıcılara üç fırlatış kafi gelmiştir.
üçüncü dörtlükte bektaş subaşının oku nasıl fırlattığı ve izleyicilerin bunu nasıl izledikleri anlatılmaktadır. “çöktü diz üstü” ok atmak için yere eğildiğini ifade etmektedir. bektaş ağa’nın titrek elleri hem ihtiyarlığını hem de belki biraz padişah önündeki heyecanını dile getirmektedir. okun uçup hedefin kalbine düşmesi ise, hedefin tam can alıcı noktasından vurulduğunu anlatır.
dördüncü kıtada hünkâr’ın, yani yavuz sultan selim han’ın bu atışa hayran kalışından ve bektaş ağa’ya seslenişinden bahsedilmektedir. bektaş ağa’nın güzel atışını, “koca pek yaman saldın” denerek betimlenir. hünkâr, ilk atımda elde edilen bu başarının bir sırrı olduğunu düşünmekte ve sihirli olduğuna inandığı oku nereden aldığını bektaş ağa’ya sormaktadır.
son dörtlükte ise yavuz sultan selim han’ın sorusuna bektaş ağa’nın cevabını görmekteyiz. bektaş ağa elini bağrına sokar ve o altın oku istanbul muhasarası başlarken aldığı gaza yarası içinden çektiğini söyler. elini bağrına sokması ihtiyarın istanbul muhasarası zamanında aldığı yarayı göstermesindendir. okun altın ve sihirli olması, ihtiyarın da istanbul muhasarası gazisi olması, oku atışındaki başarıyı açıklamakta ve olaya efsanevi bir boyut kazandırmaktadır.
şiirde yalın ve açık bir dil kullanılmıştır. halkın kullandığı dille yazılmıştır. şiirde imgelere, göstergelere, bağdaştırmalara, benzetmelere, uzak çağırışımlara ve aktarımlara pek yer verilmemiştir. şiirde özel adlardan yararlanılmıştır. bu durum şiirde gerçekçiliği artırıp, şiiri gerçek bir olayın manzume şeklinde aktarımına dönüştürmüştür. bektaş ağa’nın yavuz sultan selim zamanında yapılan ok atma yarışlarına katılması ne kadar yaşlı olduğunu da vurgular.
2003 tarihli out of myself albümünün son şarkısı olan, hüzün yayan bir riverside şarkısı:
need to stay right here
i don't care if there is a better place
i must try it myself
again
my broken sleep will never be the same
i'm only hanging on
and waiting for another night
there's sadness in my mind - ok
there's darkness in my mind - ok
what has come over me?
can't believe, but your tears leave me cold
i'm walking through the dark
again
and i am not afraid to be alone
any more
there's sadness in my mind - ok
there's darkness in my mind - ok
thoughts echoing in my mind - ok
everything is gonna be...
bedava mesajların vazgeçilmez öğesi. her şey kararlaştırılıp size ok demek kaldığında bir kez çaldırmak yerine sadece ok yazan bir mesaj da atılabilir.
en tiksinilesi sözcük. sözcük değil diyeceğim ama ingilizce de olsa sözcük işte. yok değil. okay idi o. her neyse bu şimdi kötü.
konuşuyorsun, anlatıyorsun böyle hevesle.. ordan oraya atlıyorsun konularda. msnde mesela yüzünde tebessüm anlatıyorsun böyle planları, hayalleri felan..şunu yaparız, bunu alırız, oraya gideriz, görüşürüz olur mu.. karşıdaki tepki "ok". bu ne? heves kıracağıbunun adı artık.. insanın artık bir şey anlatası kalmıyor. susuyor. sonra da neden sustun derler.
yüzyüzeyken de, onu bilmiyorum ya. ne bileyim. hevesim kaçtı şimdi.
insanın karşısındakini sinir etmek için söyleyebileceklerinin başta geleni.kısa, öz ve iplenilmeyişin göstergesi.başka ülkelerde yalnızca ''tamam'' anlamı içerse de ülkemizde hevesi kursakta bırakmaktan karşıdakine büyük bir öfkeyle içinden küfrettirmeye kadar uzanan çok çeşitli işlevleri vardır.