|
|
- doritos alaturka reklamları
- "yoldan geçen kamyondan sıçrayan inek, 65 yaşındaki çobanın başına düşerek ölmesine neden oldu." şeklinde medyada yer alan, türk insanının başına gelen ölüm şekilleri oha dedirtebiliyor çoğu zaman. (bkz. show tv)
- erzurum'a bilgisayarın daha yeni yeni gelmeye başladığı zamanlara ait bir anıyı erzurum kültür kurumu ilköğretim okulu'ndan mansır tikici anlatıyor.. bir işyerine bilgisayar ve stok programı satılır. teknik servis elemanı bilgisayarı işyerine kurduktan sonra stok programının kullanımı ile ilgili bilgi verir ve ayrılır. aradan bir iki saat geçer, işyerinden telefon: "kardeşim sizin anlattığınız gibi yapirem fakat program düzgün çalışmiir." teknik servis elemanı sorar: "nasıl yapıyorsunuz?" "senin anlattığın gibi." "hata ne?" "yazdığım bilgiler kaydetmeme rağmen saklanmir." "işlem basamaklarını tek tek anlatın." "tamam" diyor ve başlıyor anlatmaya... "programı açirem. malın adı bölümüne adını, adedi bölümüne adedini, birim fiyatını vb. yazirem. hepsini yazdıktan sonra senin anlattığın gibi kayıt bölümüne basirem. ekrana bir yazı geliir: kaydetmek ister misiniz? e / h yazısı çıkiir..
ben de diyirem hee..."
- 4.levent metro civarında dolmuş şoförünün kapıyı açıp yere tükürmeye teşebbüs ettiği anda dolmuştan düşmesi, dolmuşun bir süre şoförsüz seyretmesi, direğe çarparak durabilmesi, yolcuların kazadan değil de gülmekten ölmesi.
- cep telefonlarının pek yaygın olmadığı zamanların birinde lokantada yemek yerken lokanta sahibinin telefonunun çalması ve garsonun telefona bakmaya gidip yetişememesi ve garsonun repliği
- abi çağrı aramış (erikson cep telefonlarında cevapsız çağrılar "çağrı:1" şeklinde gösteriliyor)
üzerine şen kahkahalar içinde lokantanın terkedilmesi...
- nasa'nın kuyrukluyıldızı vurduktan sonra rus bir astrologun çıkıp nasa'yı mahkemeye vermesi
bana oha dedirtmiştir cidden. iddiaya göre bu durum kozmik travma yaratmış. burç geyiklerine bir süre inanmayın kısacası. bu sıralar haritalar filan karışık.
- (bkz: 450 koyunun uçurumdan atlayarak telef olması)
- (bkz: @455259)
(bkz: şaka gibi)
- kızların ve erkeklerin karışık kaldığı bir yurdun marketinde prezervatif satıldığına şahit olduktan sonra, işte oha dedirten bir olay demiştim.
bu ne demek ya, hani teşvik mi etmeye çalışıyorsunuz yoksa zaten yapılıyor malum atraksiyonlar, sizde bunu biliyorsunuz e madem oluyor bari nüfus patlamasına sebep olmayın diye mesajı mı vermek istiyorsunuz!?!?
size sesleniyorum yurt ilgilileri!!!
- otobüs terminalindeki tuvalette siz pisuvarda takılırken 3-4 yaşlarında oğlan çocuğuyla annesinin yan pisuvara gelip annenin anlatımıyla çocuğun işemeye çalışması. önce "noluyo lan burda? şaka kesin" falan diye düşünmeniz, sonra olayın devam etmesi üzerine sizin de kadının işeme teknikleri dersinden bi şeyler kapmaya çalışmanız. hayır benim bildiğim, o yaştaki çocuğu alırsın kadınlar tuvaletine işetirsin. kadının özel merakları mı vardı bilemiyorum tabi pis günahı boynuna! nereye işedim bilmiyorum valla o şokla dümdüz işedim işte sallayamadım bile lan o kadar.
- arabayla mecidiyeköy-topkapı arasında 150km civarı bi hızla sellektör yaparak sol şeritten akarken -sol şeridin sağ çizgisine yakın kalmış olacağız ki- mafya kasa siyah bi e 200 tarafından sollanmak. o hızda solunda araba görünce aptallaşan şoför arkadaşın saçmalamamasıyla kurtulan dört hayat. inanın bizi geçerken baş parmağım iki aracın arasına girmezdi. aynı araç bizi geçtikten sonra ön camdan çıkıp bize dönen bayanın el sallaması, şaşkın şoför arkadaşın karşılık vermesi ve buna sinirlenen bi abinin arka camdan çıkıp boş efes şişesini bize fırlatmaya kalkması. yolun devamında sürekli önümüzde fren yapıp bizi sağa çekmeye çalışması. ohaların ohasıdır, düşman başınadır.
- arkadaşınızın bengüyle çıkmış olması. sizi bilmem ama şahsen ben oha demiştim.
- vakt-i zamanında öğrenciyken okula gitmek üzere binilen otobüse yaşlı bir amcanın pazar torbalarıyla binmesi, oturur oturmaz torbaları yere bırakması, torbalardaki pırasaların gıda konumundan süpürge konumuna geçmesi ve yaşlı amcanın otobüs hareket edene kadar, boş duranı allah sevmez mantığı ile cebinden çıkardığı tırnak makası ile tırnaklarını kesmesi. gayet kirli otobüs camından süzülen güneş ışınları ile havada uçuşan tırnaklar bir daha karşılaşılması mümkün olmayan eşsiz bir manzara teşkil etmiş ve beni dumur denizinde kurbağalama yüzdürmüştür.
- öğretmenler günü nedeniyle kadıköy belediyesi tarafından düzenlenen ferhat göçer konseri ve zeynep oral kitap imzası etkinliğinde yer kavgası yapan öğretmenleri görmek.
- (bkz: hayat)
(bkz: yaşam)
- imamın headbang sistemine gark olması
- çalıştığım şirkette, toplantı odalarının "bayram dolayısıyla" kapatılması.
- (bkz: ohannesburger)
- anne babadan habersiz memlekete, evinize baskın düzenleme kararıyla yola çıkarsınız. güzel bir yolculuğun ardından havanın ağarmasıyla memlekete ayak basar ve evinize doğru yollanırsınız. anahtarınız ile kapıyı açıp içeri girersiniz. evde ses soluk çıkmamaktadır. "neyse uyandırmayayım" deyip salona, pencerenin önüne oturup, baharın gelişiyle yeşermiş doğayı, kuş seslerini ve doğanın dışında herhangi bir gürültü olmadığı için sessizliğin sesini dinleyip kendinizden geçersiniz. istanbul hayatının ardından mükemmel bir huzur, huşu ve rahatlama ile boş boş ev ahalisinin ayaklanmasını beklemeye başlarsınız. sabaha kadar kahkahalarla gülen martıların seslerinin ardından bülbüllerin ötüşü rehabilitasyon etkisi yapmaktadır.
yaklaşık bir saat kadar oturduktan sonra bi ayak sesi duyup oturduğunuz odanın kapısına doğru dönersiniz. suratınızda cin bir gülümseme ile odadan içeri girecek kişinin yaşayacağı şaşkınlığın keyfini yaşamaya hazırlanırsınız. ve peder bey odaya girer.* gözler yeni açılmış, bön bir ifade ile kanepeye oturur. cin gülüşlü ifadeniz hafiften salağa doğru dönerekten görülmeyi beklersiniz. sonra baba kalkıp odanın diğer duvar tarafındaki penceresinden dışarıya bir göz atıp, tekrar kapıya doğru dönerken, gözü üzerinizden de geçer ama hiçbir şey yokmuş gibi çıkıp tuvalete gider. "lan acaba yanlış eve mi geldim ki?" tereddütünden, "ananıskym öz babam görmezden geliyo lan!" paniğine, oradan da "yuh, oha!" şakınlığına geçiş yaparsınız. baba, tuvalette sabahın o masum sessizliğini bozduktan sonra çıkıp odasına döner.
sürprizin bütün heyecanı elinizde patlamış olaraktan kalakalırsınız yerinizde. aklınızda daha önceden okuduğunuz bir olay canlanır. avrupalı sömürgeciler, amerika topraklarına ilk gittikleri vakit gemilerle kıyıya yaklaşırken; kızılderililerin, gemilerine doğru baktıklarını fakat bu yüzen cisimleri ilk kez gördükleri ve beklemedikleri için algılayamadıklarını söylerlermiş. "lan acaba beklemediği için mi algılayamadı?" gibi düşüncelerle, beklemekten de sıkılmış olmanın verdiği psikolojiyle, kapıyı dışardan çalıp, hayalet olmaktan kurtulmaya karar verirsiniz. anne kapıyı açar, baba arkasından gelir ve hafif şaşkınlıklara sebebiyet veren bir sürpriz yapmış olursunuz. anne - babayı şaşırtıp, pis pis sırıtarak izlemek isteğiyle çıktığınız yolculuğu, ağzınız bi karış açık sonlandırıp, yaşlılığınızın babanıza benzeme ihtimaliyle yüzleşirsiniz.
- ''akp kapatılmadı'' başlığının altına bir yorum:
''siz evelenip çocuk dogurmayi ,veya cesitli yollarla çocuk pesinde kosanlar iyi düsünün bu çocuklar kime vede niye hizmet edecekler yarinlari ne olacak ,olana ne olduki dogana ne olacak bir düsünün''
şimdi 3 çocuk doğurum diyen başbakana inat mı yazılmış bu yorum???
- devlet hastahanelerinde randevu tarihini 2 ay sonrasını verilmesi.ben bugün bunu gördüm.şöyle kocaman bir ohayı haketti.
(bkz: yarından korkmak)
|