anne babadan habersiz memlekete, evinize baskın düzenleme kararıyla yola çıkarsınız. güzel bir yolculuğun ardından havanın ağarmasıyla memlekete ayak basar ve evinize doğru yollanırsınız. anahtarınız ile kapıyı açıp içeri girersiniz. evde ses soluk çıkmamaktadır. "neyse uyandırmayayım" deyip salona, pencerenin önüne oturup, baharın gelişiyle yeşermiş doğayı, kuş seslerini ve doğanın dışında herhangi bir gürültü olmadığı için sessizliğin sesini dinleyip kendinizden geçersiniz. istanbul hayatının ardından mükemmel bir huzur, huşu ve rahatlama ile boş boş ev ahalisinin ayaklanmasını beklemeye başlarsınız. sabaha kadar kahkahalarla gülen martıların seslerinin ardından bülbüllerin ötüşü rehabilitasyon etkisi yapmaktadır.
yaklaşık bir saat kadar oturduktan sonra bi ayak sesi duyup oturduğunuz odanın kapısına doğru dönersiniz. suratınızda cin bir gülümseme ile odadan içeri girecek kişinin yaşayacağı şaşkınlığın keyfini yaşamaya hazırlanırsınız. ve peder bey odaya girer.
* gözler yeni açılmış, bön bir ifade ile kanepeye oturur. cin gülüşlü ifadeniz hafiften salağa doğru dönerekten görülmeyi beklersiniz. sonra baba kalkıp odanın diğer duvar tarafındaki penceresinden dışarıya bir göz atıp, tekrar kapıya doğru dönerken, gözü üzerinizden de geçer ama hiçbir şey yokmuş gibi çıkıp tuvalete gider. "lan acaba yanlış eve mi geldim ki?" tereddütünden, "ananıskym öz babam görmezden geliyo lan!" paniğine, oradan da "yuh,
oha!" şakınlığına geçiş yaparsınız. baba, tuvalette sabahın o masum sessizliğini bozduktan sonra çıkıp odasına döner.
sürprizin bütün heyecanı elinizde patlamış olaraktan kalakalırsınız yerinizde. aklınızda daha önceden okuduğunuz bir olay canlanır. avrupalı sömürgeciler, amerika topraklarına ilk gittikleri vakit gemilerle kıyıya yaklaşırken; kızılderililerin, gemilerine doğru baktıklarını fakat bu yüzen cisimleri ilk kez gördükleri ve beklemedikleri için algılayamadıklarını söylerlermiş. "lan acaba beklemediği için mi algılayamadı?" gibi düşüncelerle, beklemekten de sıkılmış olmanın verdiği psikolojiyle, kapıyı dışardan çalıp, hayalet olmaktan kurtulmaya karar verirsiniz. anne kapıyı açar, baba arkasından gelir ve hafif şaşkınlıklara sebebiyet veren bir sürpriz yapmış olursunuz. anne - babayı şaşırtıp, pis pis sırıtarak izlemek isteğiyle çıktığınız yolculuğu, ağzınız bi karış açık sonlandırıp, yaşlılığınızın babanıza benzeme ihtimaliyle yüzleşirsiniz.