ben size bişey söyleyim mi? derdiniz edebiyat mı? açın hemen odo'nun girilerine bakın. en kral edebiyat eleştirmeni kankamın eline su dökemez. örneğin ben öğrenciyken bir kitapla ilgili bir meselem mi oldu, hemen koşardım yiğidime. "abi derdime derman diye". derman ne demek. adam çağlayan gibi bir bir sıralardı bilgileri önüme. bak inanmayacak birçok insan, ama en tanınmış profesörlerin bile farkına varamadığı, çıkaramadığı en ince detayları bulurdu ki, bu da benim türk eğitim sistemine sunturlu bir küfür sallamama sebep olurdu. "ulan bu adam dururken o dallamaları nasıl akademisyen yaparlar" diye ana avrat dümdüz giderdim. edebiyatın piridir. bakın sadece okur anlamında değil. yazısı da kuvvetlidir ha. zamanında birkaç öyküsünü okuma şerefine nail oldum da,
yusuf atılgan ve
oğuz atay iyiki ölmüşler diye sevindim. yoksa adamlar kıskançlıktan çatlarlardı vallaha.
odo sadece edebiyat değil, sinemanın da piridir. neredeyse bilmediği yönetmen yoktur. ey bu giriyi okuyan insan evladı!!! biliyorum şimdi şöyle diyorsun "lan dallama amma yağlamış ha" ama değil. dallama sensin. aç da adamın grilerine bir bak. eleştirmenlerin 10 sayfada anlatamadığı meseleyi beş satırda nasıl anlatmış kendi gözlerinle gör.
şimdi sözlükler kendilerine, yok kutsal bilgi kaynağı, hakiki bilginin öz'ü gibi sıfatlar veriyorlar ya, onlar kaynaksa odo
niyagara şelalesidir.
meseleniz edebiyat ya da sinema ise boşuna ekşi, itü, google dolaşmayın. yazın derdinizi odo'ya anında çözümün kralını üretsin.
şimdilik bu kadar. ilerleyen zamanlarda kişilik özelliklerine de geçeceğim. o zaman gözyaşlarını tutabilen beri gelsin. şaka yaptığımı zannediyorsunuz dimi.
bekleyin.