3. nesil sözlük yazarıdır, middle earth dökümanlarını tek giri altında toplama çalışmalarımda oldukça yardımcı olmuş, `ağzıyla kuş tutmuş, kaşlarını kıpırdatmadan kulaklarını oynatmıştır.`
ancak kadim elf diyarının sarp,yüksek ve karlı kayalıklarını aştıktan sonra,güneyin ölü çölündeki tek vahada rastlanabilen;mor renkli,ender,çok kıymetli bir manolya türü.
aylarımızı yıl, saatlerimizi gün yapıp, flash gordon'dan daha hızlı hayatıma giren büyücü. bir milyon cc serotonin dolu şırıngam. stratuslara beraber estetik operasyon yaptığım kasap cerrah, körfezin karanlık kulesine hapsedip karşıya geçirmediğim kırpık rapunzel. derinlerimden bir şeyler koparıp giden, özlediğim, daha çok özleyeceğim, küçük sevgilim.
görmeden sevdim. görünce aşık oldum. sonra göremedim zor geldi, bir ara alıştım sandım, ardından ebem zkildi*. şimdi yedi deniz, onbir dağ, üç iklim geçeceğim sadece onun için. sanırım gülüşünü görsem yeter, bi de un kurabiyesi yapsın.
peşin cevap: "görmeden nasıl seviyon?" diyenlere ---> (bkz: @317695)
uzun süredir, (yaklaşık iki yıldır ki iki yıl evvel sözlük vakıasından habersiz olduğuma göre "şu ana kadar") duyduğum en güzel yazar ismi. en sıcak, en güleç.
hiçbir şeyi sevmediğim kadar çok sevdiğim. gülüşüne kurban olduğum. yeryüzünün en tatlı sevdiceği. doğum günün kutlu olsun., tam şu anda açan bütün gökkuşakları ve yağmayan bütün bulutlar senin olsun, veremediğim hediyen olsun.
matematik sınavında türlü bahanelerle dışarı çıkıp, sevgilisine* soruları mesaj olarak yazıp gelen, fakat yazdığı sorunun yanlış olduğunu ancak çözüm gelince anlayan ve akabindeki surat ifadesinden dolayı gözetmenin "ne oldu kızım, bi sorun mu var?" sorusuna "silgimi bulamıyorum" cevabını verebilecek şekilde hafif kıvrımlı bir beyne sahip gerizekalı. hayır soruları da silginin üzerine yazmıştım, adamın önümdeki silgiyi alıp "burda ya işte" demesiyle soruları görmesinin ardından, "senin sınavın bitmiş heralde" diyerek beni şutlaması bir oldu. silgi de herifte kaldı.
kaç kere görüşelim dedik ama bir türlü görüşemedik, sonra en alakasız bir günde, tesadüfen, şansa, hiç canlı görmediği halde tanıyıp beni buldu (özel güçleri var bu konuda). oturduk birer bira içtik ama ben sarhoştum ondan önce de baya içmiştim (genelde çok içmem o gün ixtab'ın doğum günüydü). neyse rezil oldum kendisine resimler çekildik falan bir de saçma sapan konuşmuşum ben çok kötü hissediyorum hatırladıkça.... ben öyle bir insan değilim bunu bilmesini istiyorum... ayrıca hiç birşey hatırlamıyorum o zaman diliminden eve gittiğim zamana kadar. tek hatırladığım çok tatlı, jugis nomen'in anlatığından çok çok daha harika bir insan ve kesinlikle konuşkan ve cana yakın olduğu. demekki o kadar da sarhoş değilmişim güzel detaylar hatırlamışım...