o çocukları   

 sayfa  / 3
adana çık aradan

  1. tam yazılışı ''o.... çocukları'' olan hülya avşar'ın çekimlerine başlayacağı yeni filmi imiş.

    + aşkım bugün sinemaya gidelim mi?
    - oluuur, hangi filme gidicez?
    - orospu çocuklarınaaa
    + ?

    - iki bilet verir misiniz?
    + hangi filme efendim?
    - orospu çocuklarınaaa

    az biraz uzun aradan sonra gelen edit: hülya ve filmde hayat kadınını canlandıracak olan helin'e* annelerinden izin çıkmadığı için bu filmde rol kesemedi garipler.
    (seçtiğiniz nick fantastik karakterler içeriyor, 13.02.2008 12:22 ~ 15.05.2008 03:03)
  2. demet akbağ ve altan erkekli'nin başrollerini paylaştığı mayıs ayında gösterime girecek film.
    (ageylan, 10.03.2008 21:28)
  3. mekan :akm yanı- osman baba'nın yeri

    servis şöförü: hadi abicim kalkıyoruz orospu çocukları kalmasın, yok mu daha orospu çocuğu?
    (bambuk, 26.03.2008 23:55)
  4. 16 mayısta vizyona girecek türk filmi.sanırım sırrı süreyya önder'in kitabından uyarlanmış.kadrosu pek şukela. demet akbağ, özgü namal, sarp apak, altan erkekli, ipek tuzcuoğlu falan oynuyor. filmin ismi böyle olunca haberlerde de bi garip duruyor. ''o... çocukları geliyor!'' diye.
    (bkz: http://www.haberturk.com/...)
    (rushmo, 02.05.2008 22:26)
  5. horton isimli animasyon filme yaş ortalaması 7 olan akraba ve arkadaş veletleri toplanır ve götürülür, filmden önce ismi geçen filmin fragmanı girer, film (bkz: horton) boyunca 4 adet velet
    - abiee orospu ne demek, diye bağırır.
    şahane film adını koyanada selam ederim.
    (kurremkamerruk, 08.05.2008 22:57 ~ 22:57)
  6. tamam belki sağlam bir senaryosu, sağlam bir kadrosu vardır. oyuncular ismini yadırgamamışlardır filmin. tamam buraya kadar güzel de; bu oyuncular filmin afişlerini hiç mi görmediler? resmen afişin üstünde hepsinin fotoğrafı altında da kocaman o... çocukları yazıyor. grafikerlerin ödemelerinde pürüz çıkmış olması muhtemel.
    (flush royale, 10.05.2008 16:30)
  7. 16 mayıs'ta vizyona girecek filmdir.

    dört bir yandaki billboardlarda afişleri vardır.

    dün mecidiyeköy'deki bir billboardta bu filmin afişi varken hemen yanındaki billboardta recep tayyip erdoğan'ın fotoğrafının ve sözlerinin olduğu akp geçlik şöleni reklamı vardı. bugün fotoğraf makinesi götürdüm ama tayyipçiğimi hemen kaldırmışlar.

    (bkz: bu da böyle bir anımdır)
    (paleface, 14.05.2008 22:24 ~ 22:25)
  8. isminde plex geçen bir sinema salonuna gidip, gişedeki görevliye, "orrrospu çocukları, öğrenci yedi buçuk" dememe vesile olacak film. sırf bu zevki yaşamak için gideceğim bu filme. gereksiz küfür antipatisine, sansüre karşı bir dışavurumdur bu, yersen.
    (cogito, 14.05.2008 22:32 ~ 22:32)
  9. fragmanıyla ilgimi çeken,avrupa yakası ve turkcell reklamlarında oynayan,ismini bilmeyip ''aa o çocuk'' diye gösterdiğim kişinin oynadığı filimdir.neden o çocuğa fokuslanma gereği duydum derseniz;canlarım,bu çocuk hiç mi normal bir projede yer almaz?hep bi sikolastik tiplemeler falan ...

    (bkz: seni sikerim kalbini de kırarım)
    (zerdusht, 14.05.2008 22:46)
  10. sabah gazetesi'nin 1993 yılında galatasaray manchester utd. maçında çıkan olaylardan sonra uefa'ya başvuran man. utd. takımı için söylediği bir spor manşetidir aynı zamanda. ekşi sözlük'te gördüğüm şöyle de bir resmi var:
    (bkz: http://img293.imageshack.us/...)
    (bosvermis bunye, 14.05.2008 22:58 ~ 22:59)
  11. o..... çocukları şeklinde yazılan ve oradaki noktaların malum kelimeye göre ayarlandığı belli olan, oyuncu kadrosu itibariyle muazzam ama konu itibariyle standart bir türk filmi. acaba hangi çılgın türk ilk defa yapılmamış, daha önce düşünülmemiş zekice bir projeye imza atacak diye bekliyorum.
    (elladan tinuviel, 17.05.2008 09:58)
  12. dört dörtlük olmasa da eh işte denebilecek bir film. aceleye geldiği çok belli. hülya avşar oynamaktan vazgeçince alelacele demet akbağ bulunmuş belli ki. ha demet akbağ'a diyecek sözüm yok, tek kelimeyle muhteşem oynamış, bir insan ancak bu kadar rolünün içine girebilir. özgü namal biraz daha italyanca çalışsaymış iyiymiş, o bile aceleye gelmiş, belli. sarp apak bir şahane, bilmesen oyuncu olduğunu, gerçekten kenar mahalle delikanlısı olduğuna inanırsın.

    şimdi buraya kadar her şey iyi de, filmde eksik yok mu? var. başta da dediğim gibi aceleye geldiği çok belli. oyuncuların genel görünüşü 80 li yılları destekleyecek şekilde değil. sanki 2000 li yıllarda çekilmiş gibi. haa bu yıllarda çekilseydi saç baş kılık kıyafet sorun olmazdı ama 80 lerin kendine has bir tarzı var. özellikle o hazan'ı almak için gelen italyan çift. bardağı taşıran son damla onlar oldu. kadının saçları victoria beckham modeli. kocası desen günümüz modern erkeği. olmamış. bu ayrıntı değil ki, gözden kaçıldığı zaman idare edebilelim.

    çocuk oyuncular harika. özellikle hayati rolündeki çocuk bir muhteşem. çocukları nasıl motive edebilmişler o kadar bilmem. ama çocuk oyuncular içinde de en beceriksizi (daha yumuşak bir kelime aradım ama bulamadım) hazan rolündeki kızdı. diğerleri kadar rolünün içinde değildi sanki.

    velhasıl-ı kelam gidilip görülesi bir filmdir. oyuncular şahane, oyunculuklar şahane. gözden kaçırılmış olan "ayrıntılar" da görmezden gelinirse, filmden daha da keyif alınabilir.
    (delicaponcadı, 17.05.2008 20:01 ~ 20:02)
  13. küfür mü dersin sigara mı dersin ne dersen var filmde. beynelmilele benzemiş. yine de kurgu falan süper yani izlenecek film. kıraç yine yapmış yapacağını ve güzel bir müzik yapmış.oyunculukta çok iyi tabi.
    (nahına da mıhına da, 17.05.2008 21:03)
  14. senaristi sırrı süreyya önder'in verdiği röportaj için (bkz: http://www.bianet.org/...)
    (baschar, 17.05.2008 22:51)
  15. final sahnesi oldukça zayıf kalmış bence. yani bazı önemsiz sahneler -bulmaca çözme veya fal sahnesi gibi- gayet uzun tutulurken final sahnesi çok kısa ve eksik kalmış. örneğin finalde sarp apak'a ne olduğunu göremiyoruz. öte yandan filmin hangi yıllarda geçtiği belirsiz. işkence olaylarından, anarşist muhabbetlerinden falan 80 öncesi olduğu anlaşılıyor ama yeterince belirginleştirilmemiş. bunun gibi birkaç sorun dışında bence güzel bir film olmuş. oyuncuları çok beğendim. iyi bir casting olmuş. özgü namal, demet akbağ, ipek tuzcuoğlu her zamanki gibi çok başarılıydılar. sarp apak'ın diğer sinema filmini -plajda- izlememiştim ama bu filmde performansı iyiydi. çocukların da hakkını vermek lazım tabi. özellikle sue ellen ve hayati çok iyilerdi. bence izleyin.
    (ozerk, 18.05.2008 01:12)
  16. aklıma 30 rock'taki saf görevlimiz kenneth'ın son of a married couple ifadesini getiren film adı.
    (ketenkele, 18.05.2008 01:29)
  17. + o çocuklarına iki kişi.
    - önden mi arkadan mı?
    + arkadan.

    not: sarhoşken espri yapmayacağım. ne pisim. madem öyle, reklam girisi:

    (bkz: @2310225)
    (bkz: @2339644)
    (bkz: @2356320)

    advertorial:

    (bkz: @2354972)

    geçen haftanın özeti:

    (bkz: @2354127)
    (kadın giyinmiş zaman, 18.05.2008 02:13 ~ 23:15)
  18. merak ettiğim bir film en kısa zamanda izlemeye gideceğim yalnız dikkatimi çeken film afişinde özgü namal'ın resmi nedir öyle yahu! sanki o bebek yüzlü kız değilde başkası olmamış hiç.
    (boncuk, 18.05.2008 08:43 ~ 20:35)
  19. çekimler 4-4,5 hafta sürmüş; alelacele çekilmiş ama bakalım, güzel mi...
    (inflack, 18.05.2008 18:21)
  20. bileti o.çocuklarına 2 kişi yerine salon 1 e saat 2 ye 2 kişi şeklinde aldığımız filmdir kendisi.film aceleye gelmiş evet ama güzeldi genel itibari ile.
    değinmek istediğim ilginç bi nokta var..fragman da müzik''kıraç'' diye yazınca bayağa heycanlandım da allah'ım o da ne resmen müzik kutusundan müzikler yapılmış,olmaz olsun.kıraç'a yakışmadı..
    (villian, 18.05.2008 20:24)
  21. son dönemlerde türk sinemasında yaygınlaşan 12 eylül temalı filmlerden de gaza gelerek, nedense bu konuyla ilgili tüm filmeleri izlemeden önce, hep farklı bir beklenti içine girmeye başladım. bir documentary havasında geçsin istiyorum biraz, ve en azından okumayan insanlarımıza izleyerek birşey katsın istiyorum. fakat, bu filmde de bunu bulamadım. yanlış anlaşılmasın, bu dediklerim filme yönelik olumsuz bir eleştiri değil, filmin konusu çok doğaldır ki benim beklentilerimle uyuşmayabilir, senaryosunun ana konusunu bu teşkil etmeyebilir. kendimce bu hayal kırıklığımı gözardı edersem, filmi iyi bulduğumu söyleyebilirim. kanımca, filmde en çok göze batan ve canlılığı sağlayan, görmüş geçirmiş kişiliği ve hazırcevaplığıyla demet akbağ olmuş. demet akbağ, konu asıl mesleği olunca bunun hakkını sonuna kadar vermiş. bir karakteri ne kadar gerçekçi bir şekilde temsil edebileceğini göstererek, kalitesini gözler önüne sermiş; rolle bütünleşmiş. sırf bunun için bile gidip izlemeye değer.
    (eredhel, 18.05.2008 22:47 ~ 22:50)
  22. girişte bilet almakta oldukça zorlansak da -filmin adını öyle birdenbire söylemek kulağa pek hoş gelmiyor- izlenmesi gereken son dönem türk filmlerinden biri. oyuncu kadrosundaki zenginlik dikkat çekerken, bazı noktaların cok güçsüz kaldığını, bazı sahnelerinse gerektiğinden çok daha uzun tutulduğunu söyleyebilirim. demet akbağ ın hazırcevaplığı, ağız dolusu küfürleri, salaş, rahat tavırları rolünün de gerektirdiği yılların birikimini yansıtıyor.
    (lastrose, 18.05.2008 23:04)
  23. sırrı süreyya önder 12 eylül cuntasıyla hesaplaşmaya devam ediyor. beynelmilelde asker mezalimi ön plandayken o çocuklarında işkenceci polis zulmü var. baştan sona eli ayağı düzgün bir 12 eylül hesaplaşması filmi olmuş. orospular iyi iş çıkartmış, çocukları da döktürmüş. sezonun şu ana kadarki en iyi filmi.

    edit: hülya avşar hayatının rolünü kaçırmiştır ki demet akbağ filmde büyüdükçe büyüyor
    (vonalı, 19.05.2008 00:06 ~ 00:11)
  24. yüksek dozda spoiler içerir.
    ------------------------------------------------------

    filmin çıkışında önümüzdeki adamlar "valla recep'ten daha çok güldüm" diye filmin kritiğini yapıyorlardı. kısa ve öz filmin hakettiği not ancak bu kadar güzel özetlenebilirdi. insanlar 12 eylül'den mağdur olmuş insanların anlatıldığı bir filme gidip "recep ivedik'ten daha çok güldüm" diye çıkıyorlardı.

    sırrı süreyya önder 12 eylül'de hapiste yatmış bir "12 eylük mağduru" olarak beni bayağı şaşırttı, hatta şaşırtmak ne kelime sinirlendirdi. beynelmilel de ahım şahım ve türk sinemasına iz bırakacak bir film değildi ama bu kadar da feci değildi. film daha ilk yarısında çekilmez hal aldı, ne yalan söyleyeyim, bilet parasına acıyıp "bari bitsin" diye kaldık.

    yahu 12 eylül ne kadar eğlenceli ve rahat bir dönemmiş meğerse. keşke o dönem 20li yaşlarda olup, gözaltına filan alınsaydım. 28 yıl sonra bugün, hiçbir türk-italyan elini kolunu sallaya sallaya gelip tarlabaşı'da 2 ayını geçiremez, elini kolunu sallaya sallaya bir çoçuğu "pasaportumuz kayboldu" diye ülkeden çıkarma dangalaklığı yapamaz ve yine elini kolunu sallayıp (pardon "bir fikrim var" diyerek) 10-15 kişi italya'ya kaçamaz; değil italya edirne'ye kadar bile gidemez yahu?

    o diyalogların zorlamalığı, bağdagül'ün yılmaz erdoğan'ın tahtına oynayan tarzda konuşması ve cümleleri, büyük büyüüüük laflar, kızgın ama sevimli, üstelik de esprili olacak diye mehtap'ın abartılmış "orospu ağzı" ve her lafı dike sike getirmesi beni yedi bitirdi. dikten sikten rahatsız olduğumdan değil, sevimli gösterecekler diye iyice sevimsizleştirmeleri sinirlerimi bozdu.
    12 eylül'ü anlatma niyetine girişmiş tüm filmlerin, 12 eylül'ü kanlı bir-iki işkence sahnesinden gayrı anlatamamaları, 12 eylül'ü sadece yapılmış bir kaç işkence gibi göstermeleri, bu filmlerin en büyük hataları oluyor ne yazık ki. 12eylül bir işkenceler silsilesi değil, bir hukuksuzluk sürecidir.

    oysa filmde polislerin obsesif kompülsif bir tavırla işkenceye aldıkları tek adam ve niye bu kadar saplantılı biçimde aradıklarını bilmediğimiz tek "orospu" karısı dışında ne bir hukuksuzluk, ne bir cansıkıcılık ne de bir mağdurluk görüyoruz. hatta işkencedeki tek adam ve aradıkları tek kadın dışında etraf o kadar güllük gülistanlık ki "ulan ben 2008 de bu kadar özgür ve rahat değilim" diyorsunuz. 12 eylül dediğin karısı aranan bir-iki işkence mağduru ve orospu karı meraklısı bir-iki kötü polisten ibarettir. yoksa bir darbe, hukuksuzluk, hak yoksunluğu, asker-polis devletinin getirdiği her türlü azap vs mevzu bahis değildir efenim.

    karakterlerin hiçbir derinliği yok ve hepsi havada ama en faciası donatella. konuşurken bile sesi çatallı ve nodüllü çıkan ve günde 3 parliament bitiren opera(!)cı dona nasıl bu kadar kolay karar verip tek bir tereddüt yaşamadan darbe yapılmış bir ülkeye (bu kadar rahat, sorgusuz sualsiz) geliyor anlaşılmıyor. dolayısıyla zerre kadar inandırıcı gelmiyor. zorlama bir şekilde türkiye'ye teşrif eden ve konuşurken bile detone olan operacı dona, buraya geliyor ki saffet'le hiç de derinleşmeyen bir muhabbete girişsin, sonra da emmanuelle 6 'yı aratmayan bir sahneyle ve self conscious etki yaratacak bir şekilde saffet'le sevişsin.

    bağdagül denen ve filmin en kötü, abartılı rolünü ve konuşmalarını veren zat-ı muhterem, canının bir parçasını yetim bırakmamak, diğer parçasını hapis'e yollamamak için ortalarda görünmüyordu. gel gör ki aniden çocuğun boynuna atlayıp seyirciyi ağlatmak için yapıldığı aşikar olan o diyaloğu yaptığında "orospuuu hani canının parçasını hapis'e yollayamazdın. öleceğin varsa intihar etseydin" diye sinemada bağırmamak için dilinizi ısırıyorsunuz.
    osmanlıca konuşan ve istanbul beyefendisi olan altan erkekli'nin mehtap'a olan aşkının bu kadar sırıtması ise filmin tuzu biberi. taksici, kahveci filan olsa neyse ama bu adam sadrazam mustafa paşa gibi konuşup davranıyor yahu? "çok tutan bıdı bıdı , az tutan vıdı vıdı" karşılığı "illa tutturacan yani" muhabbetlerinin bu kadar sıyrık durması filmi "la havle" lerle bitirmek için başka bir sebep.

    ne dona, ne çocuklar, ne bağdagül hiç biri gerçeklik hissi vermeyecek kadar kötü. oturmayan ve havada kalan senaryo daha kötü. işkencedeki zavallıcığın derinleşemeyen hikayesi ve arada renk olsun diye konan sahneleri en kötü. gelelim diğer kötülere; senaryo, diyaloglar ve karakterler kelimelerle anlatılmayacak derecede, çok çooookkk kötü. filmin sürekli müzik üzerinden anlatılması daha çooook kötü, müzik artık kendini görüntünün de, senaryonun da önüne atmıştı hepsinden daha baskındı vallahi. bir an "ne zaman susacak bu müzik" diye ayetel kürsi okumaya başladım, o kadar daraldım. sonra da başrolde müziğin olduğuna karar verip sabır çekmeye başladım. yönetmenin oyuncu yönetimindeki beceriksizliği beter kötü. ayrıca miyop bir görüntü yönetmeni ve eli sakat bir focus puller ile çekilmesi filmin en büyük şanssızlığı herhalde. netlik niye öyleydi hala anlayamadım ama bir açıklayanı çıkar elbette.

    kötüleri say say elim dilim yoruldu vallahi. bu film benny hill show tadında bir film. çocukluğu benny hill ile geçmiş olanlar için tam nostaljik yani. filmden çıktıktan sonra aklınızdaki tek düşünce ise 12 eylül'ün ne kadar rahat, huzurlu, özgür ve güllük gülistanlık bir dönem olduğu oluyor. 12 eylül döneminde yaşasaydık haftada bir avrupa'ya gider gelirdik hiç olmazsa diyorsunuz. herşey öyle havada kalıyor.

    sahi, işkencede bir adam vardı? o niye ordaydı ve ona n'oldu sırrıcım?

    edit: "balıklar niye öldü, çünkü sularını değiştirdin."
    yok tam girmedi, biraz daha ortalarsan tam gözüme girecek ve tastamam bir "kör parmağım gözüne" olacak.
    e bu kadarına da pes artık!!!
    ---------------------------------------------------------------

    not: yazarının takma ismi zenizedi'dir. yazıyı çok beğendiğimden başka bir sözlükten kopyaladım. sözlük kurallarına uygun değilse moderatorler uyarsınlar giriyi sileyim.
    (şehzade mustafa, 20.05.2008 14:26)
  25. o..... çocukları, kadrosu özgü namal, altan erkekli,demet akbağ, sarp apakgibi oyunculardan oluşmaktadır.filmin ilk kez fragmanını izlediğimde aklıma gelen ilk şey biz şimdi bileti o çocukları diyip mi alacağız, o beş nokta çocukları diyip mi alacağız,ya da direk diyip mi alacağız olmuştu.
    (bkz: allahın bildiğini kuldan saklamak)
    (haut parleur, 20.05.2008 14:33 ~ 14:33)
 sayfa  / 3